

John Wick

Caine

Marquis

Winston

Bowery King

Charon

Harbinger

Shimazu

Akira

Killa
John Wick, uğruna her şeyi feda ettiği özgürlüğünü geri kazanmak için bu kez sistemin doğrudan kalbine, Yüksek Şura'ya karşı en büyük hamlesini yapıyor. Ancak özgürlüğe giden yol, her zamankinden daha kanlı ve zorludur. Şura, John’u durdurmak için sınırsız yetkiyle donatılmış, kurnaz ve acımasız Marki de Gramont’u görevlendirir. Marki, sadece John’u değil, ona geçmişte yardım eden herkesi ve her şeyi yok etmeye ant içmiştir.
John, bu küresel avdan kurtulmak için Osaka’dan Berlin’e, oradan da Paris’in ışıklı sokaklarına kadar uzanan bir kaçış ve karşı saldırı sürecine girer. Eski dostların düşmana, düşmanların ise zorunlu müttefiklere dönüştüğü bu süreçte, "Baba Yaga" efsanesi son bir düello için hazırlanmaktadır. Bir adamın sistem karşısındaki tek kişilik isyanı, aksiyon sinemasının sınırlarını zorlayan bu gerilim dolu yapımda zirve noktasına ulaşıyor.
Keanu Reeves, John Wick karakterine on yıllık emeğinin finalini muazzam bir fiziksel adanmışlıkla veriyor. Az konuşan, çok iş yapan ve yorgunluğu her hareketinden okunan John, Reeves’in kariyerindeki en ikonik performans olarak tarihe geçiyor. Filmin asıl sürprizi ise kör bir suikastçı olan Caine rolüyle efsanevi Donnie Yen. Yen, karizması ve dövüş sanatlarındaki hızıyla seriye bambaşka bir enerji katıyor.
Bill Skarsgård, kibirli ve güç zehirlenmesi yaşayan Marki de Gramont rolünde nefret edilesi bir kötü adam portresi çizerken; Hiroyuki Sanada (Shimazu) ve Rina Sawayama (Akira) Osaka sahnelerinde filme asil bir samuray ruhu aşılıyor. Ayrıca Shamier Anderson’ın canlandırdığı "Takipçi" karakteri ve sadık köpeği, hikayeye gizemli bir değişken ekliyor.
Yönetmen Chad Stahelski, yaklaşık üç saatlik süresine rağmen temposu bir an bile düşmeyen bir başyapıta imza atmış. Görsel dilin zirve yaptığı filmde, her bir dövüş sahnesi farklı bir sinematografik tarzla sunuluyor. Özellikle Paris sokaklarındaki Arc de Triomphe çatışması ve 222 basamaklı merdiven sahnesi, aksiyon sineması tarihinde ders olarak okutulacak cinsten. Işık kullanımı, set tasarımları ve müziklerin uyumu, filmi basit bir vurdulu kırdılı yapımdan çıkarıp adeta bir aksiyon operasına dönüştürüyor.
Serinin tüm halkalarını soluksuz izleyen sadık hayranlar için bu film, kaçırılmaması gereken bir veda ve zafer hikayesidir. Dövüş sanatları koreografilerine estetik bir ilgi duyanlar ve "one-shot" (tek çekim) gibi teknik kamera oyunlarından hoşlanan sinemaseverler büyülenmeye hazır olmalı. Destansı bir hesaplaşma ve karakter gelişimi izlemek isteyen herkes, John Wick’in bu görkemli finaline şahitlik etmeli.
Bu film, bir aksiyon filminin ne kadar "şık" ve "sanatsal" olabileceğinin kanıtıdır. Keanu Reeves ve Donnie Yen’in karşılıklı sahnelerindeki koreografi ustalığı, sinema perdesinde nadir görülen bir teknik beceri sunuyor. Hikayenin duygusal ağırlığı ve John Wick’in "iyi bir eş" olarak anılma arzusu, aksiyonun ötesinde insani bir derinlik yaratıyor. Her sahnesiyle türün zirvesine oynayan yapım, janrın geleceğini belirleyen bir standart belirliyor.
Özgürlük ve Bedeli: Mutlak özgürlüğe kavuşmak için nelerin feda edilebileceği.
Dostluk ve İhanet: Eski bağların sistem baskısı altındaki sınavı.
Kader: Bir suikastçının kendi yazdığı sondan kaçıp kaçamayacağı sorusu.
Miras ve Onur: Yaşanılan hayatın sonunda nasıl hatırlanmak istendiği.
Bu epik yolculuğu sevdiyseniz, yine Donnie Yen’in başrolünde olduğu Ip Man serisi dövüş sanatı kalitesiyle sizi tatmin edecektir. Modern aksiyonun bir diğer güçlü örneği olan Mad Max: Fury Road veya yine bir intikam ve onur hikayesi olan The Revenant (Diriliş), John Wick: Chapter 4’ün yarattığı o yoğun atmosferi aratmayacaktır. Yerli yapımlar arasında ise suç dünyasının karanlığını işleyen yapımlar ilginizi çekebilir.
Keanu Reeves, bu film için nunchaku (mınçıka) kullanımı ve ileri sürüş teknikleri üzerine aylar süren özel bir eğitim almıştır. Paris sahnelerindeki efsanevi üst açı (God's eye view) çekimi, yönetmenin bir video oyunundan esinlenerek kurguladığı bir sahneler dizisidir. Ayrıca filmin ilk kurgusunun yaklaşık 4 saat olduğu, ancak izleyici deneyimi için 169 dakikaya indirildiği bilinmektedir.
Evet, filmde verilen ipuçlarına göre John ve Caine, geçmişte birlikte çalışmış ve birbirlerine derin bir saygı duyan iki eski dosttur.
Yüksek Şura yasalarına göre, iki taraf arasındaki anlaşmazlık şafak vaktinde yapılacak resmi bir tabanca düellosuyla çözülebilir; kazanan taraf tüm haklarını geri kazanır.
Yönetmen ve yapımcılar hikayenin bu bölümle ana döngüsünü tamamladığını belirtseler de, yan hikayeler (Ballerina gibi) ve potansiyel devam olasılıkları her zaman açık bırakılmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...