

John Wick

Cassian

Bowery King

Santino D'Antonio

Ares

Charon

Abram Tarasov

Helen Wick

Julius

Aurelio
İlk filmdeki kanlı intikamının ardından huzur bulmayı bekleyen John Wick, geçmişinden gelen karanlık bir borçla yüzleşmek zorunda kalır. İtalyan mafya lideri Santino D’Antonio, John’un geçmişte verdiği bir sözü (marker) hatırlatarak ondan imkansız bir suikasti gerçekleştirmesini talep eder. Suikastçılar dünyasının en katı kuralı olan "kan yemini" bozulamaz bir yasadır ve John, istemeyerek de olsa Roma’nın yeraltı labirentlerine doğru yola çıkar.
Görevini tamamladığında ise asıl tehlikenin henüz başladığını fark eder. İhanete uğrayan ve başına tüm dünyanın suikastçılarını toplayacak devasa bir ödül konan John, New York sokaklarında adeta bir av haline gelir. Artık sadece hayatta kalmak için değil, kendisini bu sistemin dışına itmeye çalışan Yüksek Şura’ya (High Table) karşı durmak için savaşacaktır. Bu aksiyon dolu devam halkası, John Wick’i sadece bir intikamcıdan, kurulu düzene meydan okuyan bir hayalete dönüştürüyor.
Keanu Reeves, John Wick karakterine kattığı fiziksel disiplini bu filmde bir adım öteye taşıyor. Karakterin hem yorgunluğunu hem de sarsılmaz iradesini aynı anda yansıtan Reeves, her bir dövüş sahnesinde kusursuz bir performans sergiliyor. Filmin kötü adamı Santino D’Antonio rolünde Riccardo Scamarcio, kurnaz ve kibirli tavırlarıyla etkileyici bir antagonist profili çiziyor.
Seriye bu filmle dahil olan Ruby Rose, dilsiz suikastçı Ares rolüyle sessiz ama ölümcül bir varlık gösteriyor. Common ise Cassian karakteriyle John’un karşısına çıkan en dişli ve saygıdeğer rakiplerden biri olarak aksiyon sahnelerine derinlik katıyor. Ayrıca, Keanu Reeves’in The Matrix serisinden eski rol arkadaşı Laurence Fishburne’ün "Bowery King" olarak kadroya dahil olması, sinemaseverler için nostaljik ve güçlü bir sürpriz oluyor.
Yönetmen Chad Stahelski, ilk filmin yakaladığı başarıyı bir "dünya inşasına" dönüştürüyor. Roma’nın tarihi dokusu ile modern suikastçı dünyasının estetiğini birleştiren yapım, görsel bir şölen sunuyor. "Gun-fu" sahneleri bu bölümde daha yaratıcı, daha uzun ve çok daha teknik bir seviyeye ulaşıyor. Özellikle aynalı oda sekansı ve metro duraklarındaki sessiz kovalamaca, aksiyon sinemasının unutulmaz anları arasına giriyor. Film, şiddeti estetik bir dansa çevirirken, Continental ve Yüksek Şura mitolojisini genişleterek izleyiciyi daha karanlık bir evrene hapsediyor.
İlk filmi beğenen ve bu gizemli yeraltı dünyasının kurallarını daha derinlemesine öğrenmek isteyen herkes bu yapımı izlemeli. Kusursuz koreografiler ve stilize edilmiş bir gerilim arayan sinemaseverler için biçilmiş kaftandır. Klasik aksiyon kalıplarından sıkılmış ve daha sanatsal, daha teknik bir dövüş estetiği arayan izleyiciler John Wick: Chapter 2’den büyük keyif alacaktır.
Bu devam filmi, bir hikayenin nasıl daha da büyütülebileceğinin en iyi örneklerinden biri. Roma’nın görkemli mekanlarında geçen çatışmalar ve suikastçı dünyasının "altın paralar" ve "yeminler" üzerine kurulu bürokrasisi, filmi sadece bir vurdulu kırdılı yapımdan çıkarıp sofistike bir suç dramasına dönüştürüyor. Keanu Reeves'in adanmışlığı ve yönetmenin vizyonu, türün meraklılarına saf adrenalin vaat ediyor.
Kaçınılmaz Geçmiş: John’un geçmişinden ne kadar kaçarsa kaçsın, eski yeminlerin onu her zaman bulacağı.
Kuralcılık ve Sonuçlar: Suikastçılar dünyasının katı kuralları ve bu kuralları çiğnemenin ağır bedeli.
Yalnızlık: Zirvedeki bir profesyonelin, tüm dünya ona düşmanken yaşadığı mutlak izolasyon.
İhanet: Güvenin en nadir bulunan meta olduğu bir dünyada hayatta kalma çabası.
Eğer bu filmdeki profesyonel suikastçı atmosferini sevdiyseniz, The Equalizer serisi tam size göre olabilir. Daha geniş bir suç organizasyonuna odaklanan The Raid serisi veya görsel estetiğiyle büyüleyen Extraction filmi, John Wick: Chapter 2’nin yaşattığı heyecanı destekleyecektir. Ayrıca başrolünde yine bir intikam hikayesi izlediğimiz The Foreigner, stratejik aksiyonuyla iyi bir alternatif sunar.
Keanu Reeves, bu filmdeki silahlı çatışma sahneleri için profesyonel atıcılardan aylarca ders almış ve gerçek mermilerle antrenman yapmıştır. Filmdeki meşhur "kalemle öldürme" sahnesi, ilk filmde anlatılan bir efsanenin hayata geçirilmesidir. Ayrıca Roma’daki çekimler sırasında bazı tarihi binaların kullanımı için özel izinler alınmış ve sahnelerin çoğu dublörsüz olarak Keanu Reeves tarafından bizzat canlandırılmıştır.
Marker, suikastçılar dünyasında geri çevrilemeyecek bir kan borcunu simgeler. Mührü veren kişi, günü geldiğinde mührü tutan kişinin herhangi bir isteğini yerine getirmek zorundadır.
John, üzerindeki kan borcunu ödemesi için Santino tarafından görevlendirilir ve hedefi olan kadını öldürmek için onun bulunduğu Roma'ya gitmek zorundadır.
Evet, Continental toprakları "tarafsız bölge" kabul edilir. Bu kuralı çiğneyenler "excommunicado" (aforoz) ilan edilir ve öldürülmeleri için emir verilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...