

John Wick

Sofia

Winston

Bowery King

Zero

The Adjudicator

Charon

The Director

The Elder

Berrada
Serinin üçüncü halkası, ikinci filmin hemen bitiş noktasından, John Wick’in Continental Oteli’nin kutsal topraklarında cinayet işleyip "aforoz" (excommunicado) edilmesine sadece dakikalar kala başlıyor. Dünyanın her yerindeki suikastçılar için açık hedef haline gelen John, New York sokaklarında zamana karşı amansız bir yarışa girer. Artık arkasında ne Continental’in koruması ne de dostlarının yardımı vardır; tek sahip olduğu, hayatta kalma içgüdüsü ve öldürme yeteneğidir.
John, hakkındaki ölüm emrini iptal ettirebilmek ve Yüksek Şura’nın (High Table) gazabından kurtulabilmek için geçmişindeki son kapıları çalar. Bu yolculuk onu Fas’ın çöllerinden Casablanca’nın karanlık sokaklarına kadar sürükler. Ancak bu kez düşman sadece sokaktaki tetikçiler değil, sistemin bizzat kendisidir. Bir yandan eski dostu Sofia’dan yardım isterken, diğer yandan Yüksek Şura’nın gönderdiği "Hakem" ve ölümcül suikastçı ordusuyla yüzleşmek zorunda kalır. Savaş artık kaçınılmazdır: "Barış istiyorsan, savaşa hazır ol."
Keanu Reeves, John Wick karakterinde artık bir uç noktaya ulaşıyor; fiziksel yorgunluğu ve buna rağmen bitmek bilmeyen azmi her sahnede hissediliyor. Bu bölümde kadroya dahil olan Oscar ödüllü Halle Berry, Sofia karakteriyle filme muazzam bir enerji katıyor. Özellikle köpekleriyle birlikte sergilediği aksiyon koreografisi, sinema tarihinin en özgün dövüş sahnelerinden biri olarak kabul ediliyor.
"Hakem" rolüyle soğukkanlı bir otorite figürü çizen Asia Kate Dillon ve John Wick’e hayran bir suikastçıyı canlandıran Mark Dacascos (Zero), filme hem gerilim hem de karanlık bir mizah katıyor. Laurence Fishburne, Ian McShane ve Lance Reddick ise rollerini bir adım öteye taşıyarak suikastçı evreninin hiyerarşik yapısını daha da derinleştiriyorlar.
Yönetmen Chad Stahelski, aksiyon sinemasını adeta görsel bir bale gösterisine dönüştürüyor. Parabellum, serinin en yüksek tempolu ve şiddet dozajı en yüksek filmi olarak öne çıkıyor. Kütüphane sahnelerinden atlı kovalamacalara, motosikletli çatışmalardan cam müzesindeki epik finale kadar her sekans ince elenip sık dokunmuş bir mühendislik ürünü. Film, dünyayı inşa etme (world-building) başarısını sürdürürken, Yüksek Şura'nın gizemli ve sarsılmaz yapısını daha görünür kılarak hikayenin kapsamını küreselleştiriyor.
Adrenalin dozunun bir an bile düşmediği, teknik kusursuzluğa sahip bir aksiyon deneyimi yaşamak isteyenler için bu film zirve noktasıdır. Dövüş sanatlarına, silah estetiğine ve mitolojik bir derinliği olan suç hikayelerine ilgi duyan izleyiciler Parabellum’u mutlaka izlemeli. Eğer ilk iki filmin dünyasına hayran kaldıysanız, bu film size o dünyanın çok daha fazlasını vaat eden saf bir gerilim sunacaktır.
Bu film, "imkansız" denilen aksiyon sahnelerinin nasıl gerçeğe dönüştüğünü görmek için izlenmeli. CGI yerine gerçek dublör performanslarının ve Keanu Reeves'in aylar süren yoğun eğitiminin sonucu olan sahneler, izleyiciye gerçek bir fiziksel ağırlık hissettiriyor. Ayrıca serinin en yaratıcı dövüş koreografilerine ev sahipliği yapması ve John Wick’in kökenlerine dair ufak ipuçları barındırması, filmi serinin hayranları için vazgeçilmez kılıyor.
Hayatta Kalma İçgüdüsü: Tüm dünya karşısındayken tek bir insanın yaşama tutunma savaşı.
Kurallar ve Sadakat: Sisteme başkaldırmanın bedeli ve kuralların çiğnenemez doğası.
Geçmişin Ağırlığı: Karakterin kurtulmaya çalıştığı geçmişinin, onu en uç noktalara sürüklemesi.
Savaş ve Barış: Barışa ulaşmak için en vahşi savaşı göze alma zorunluluğu.
Parabellum’daki dur durak bilmeyen tempoyu sevdiyseniz, Endonezya sinemasının vahşi cevheri The Raid 2 mutlaka listenizde olmalı. Estetik silah kullanımı ve suikastçı teması için Extraction (Hizmet Karşılığı) veya daha sessiz ama etkili bir suikastçı portresi için Le Samouraï (Kiralık Katil) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca görsel tarzıyla dikkat çeken John Wick ruhuna sahip Kate de iyi bir alternatif olabilir.
Filmin çekimleri sırasında Keanu Reeves ve Halle Berry, köpeklerle yapılan dövüş sahneleri için bizzat eğitmenlerle çalışmış ve köpeklerle sıkı bir bağ kurmuşlardır. Filmde görülen atlı kovalamaca sahnesi New York’un işlek caddelerinde gerçek atlarla çekilmiş, Reeves bu sahnede de dublör kullanmamıştır. Ayrıca filmin alt başlığı olan "Parabellum", Latince "Si vis pacem, para bellum" (Barış istiyorsan savaşa hazır ol) deyiminden gelmektedir.
Bu terim, bir suikastçının Continental dünyasındaki tüm haklarının elinden alınması, korumasının kaldırılması ve tüm suikastçı ağıyla iletişiminin kesilmesi anlamına gelir.
John, Yüksek Şura'nın üzerinde olan ve "Yaşlı Adam" (The Elder) olarak bilinen gizemli lidere ulaşmak ve bağışlanma dilemek için Fas'a gider.
Filmde Sofia'nın emirlerini kusursuzca yerine getiren ve aksiyon sahnelerinde devleşen köpekler Belçika Malinois (Malinois Çoban Köpeği) cinsidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...