
Dram, Komedi, Romantik

Yusuf Şaplak

Naciye

Doktor Oktay

Ömer

Yusuf'un Ebesi Fatma
Gazino Patronu

Yusuf'un Annesi

Yıkım İşleri Müdürü

Köy Muhtarı

Sünnetçi / Kasap
Kemal Sunal’ın başrolünde olduğu bu sıra dışı yapım, her türlü olumsuzluğa gülerek tepki veren Yusuf'un hikayesini merkezine alıyor. Yusuf, hayata gözlerini gülerek açmış ve en acı anlarda bile bu "hastalığından" kurtulamamış bir adamdır. İstanbul’un hızla değişen sosyal yapısı, ekonomik zorluklar ve bürokratik engeller karşısında Yusuf'un tek silahı kahkahasıdır. Ancak bu durum çevresi tarafından çoğu zaman bir delilik veya ciddiyetsizlik olarak algılanır.
Yusuf, evsizlik sorunuyla baş etmeye çalışırken, bir gecekondu mahallesinde kendine bir hayat kurmaya çalışır. Sevdiği kadınla evlenip bir yuva kurma hayali, büyükşehrin acımasız çarkları arasında sürekli engellere takılır. Filmin dramatik yapısı, Yusuf'un gülümsemesinin ardındaki derin hüznü ve toplumsal çürümeyi izleyiciye tokat gibi çarpar. Kahkahanın bir protestoya dönüştüğü bu film, izleyiciye "Ağlanacak halimize gülüyoruz" sözünün sinematik karşılığını sunar.
Sinemamızın efsanesi Kemal Sunal, Yusuf karakteriyle kariyerinin en olgun ve derinlikli performanslarından birini sergiliyor. Sadece fiziksel komediyle değil, gözlerindeki o buruk ifadeyle seyirciye hem neşeyi hem de kederi aynı anda hissettiriyor. Sunal’ın performansı, filmi basit bir güldürü olmaktan çıkarıp toplumsal bir hicve dönüştürüyor.
Aydan Burhan, Yusuf'un hayatındaki en büyük motivasyon olan Naciye rolünde, masumiyeti ve samimiyetiyle hikayeye güç katıyor. Yan rollerde karşımıza çıkan usta oyuncular ise mahalle kültürünü ve dönemin insan tipolojilerini başarıyla canlandırıyor. Oyuncu kadrosu, karakterlerin karikatürize edilmeden, gerçek hayattan kopup gelmiş gibi hissettirmesini sağlıyor.
Kartal Tibet'in yönetmen koltuğunda oturduğu Gülen Adam, 1990 yılına gelindiğinde Türk sinemasının geçirdiği dönüşümü de simgeler. 80'li yılların sonunda artan toplumsal sorunlar, bu filmde "kara mizah" tekniğiyle ele alınır. Filmin temposu, Yusuf'un kahkahalarıyla yükselirken, sistemin adaletsizliğiyle aniden sertleşir. Bu kontrast, filmin sanatsal değerini artıran en önemli unsurdur. Yapım, izleyiciyi sadece eğlendirmekle kalmaz, aynı zamanda düşünmeye ve sorgulamaya iter.
Kemal Sunal’ın alışılmış şablonlarının dışına çıktığı, daha politik ve editoryal bir dil barındıran yapımları sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Toplumsal hiciv ve kara mizah türünden hoşlanan izleyiciler için Gülen Adam gerçek bir cevherdir. Ailece izlenebilecek kadar sıcak, ancak tek başına izlendiğinde üzerine uzun uzun düşünülecek kadar derin bir komedi dram filmidir.
Bu film, insanın en zor şartlarda bile ruh sağlığını koruma çabasını ve neşenin aslında en büyük başkaldırı olduğunu gösterdiği için izlenmelidir. Modernleşen ancak insanlığını kaybeden şehir hayatına dair sunduğu eleştiriler bugün bile güncelliğini korumaktadır. Yusuf'un her polis müdahalesinde veya ev yıkımında attığı o acı dolu kahkaha, sinema tarihimizin en güçlü imajlarından biridir.
Sisteme Karşı Kahkaha: Zulme ve haksızlığa karşı sessiz bir protesto biçimi olarak gülmek.
Barınma Sorunu: Büyükşehirde bir çatı altına sığınmanın imkansızlığı ve gecekondu gerçeği.
Toplumsal Yozlaşma: Çıkarların insan ilişkilerinin önüne geçmesi ve bürokrasinin hantallığı.
Kemal Sunal'ın benzer sosyal eleştiriler taşıyan Zübük veya Kibar Feyzo gibi filmleri, toplumsal sorunlara mizahi bir pencereden bakması açısından benzerlik gösterir. Ayrıca evsizlik ve sistem eleştirisi temasını işleyen Şener Şen klasiği Namuslu da bu filmin yanına yakışacak güçlü bir öneridir. Bu yapımlar, Türk sinemasının sosyal içerikli en iyi örnekleri arasında yer alır.
Gülen Adam, Kemal Sunal'ın klasik "Şaban" tiplemesinden sıyrılıp daha toplumsal roller üstlendiği dönemin ürünüdür. Filmde kullanılan gecekondu sahneleri, o yılların İstanbul'undaki gerçek yıkımları ve göç dalgasını yansıtması bakımından belge niteliği taşır. Ayrıca film, Sunal'ın kariyerindeki son büyük ses getiren dramatik komedilerinden biridir.
Film kurgusal bir senaryoya sahip olsa da, işlediği barınma sorunu ve toplumsal adaletsizlikler 1990'lar Türkiye'sinin en çıplak gerçekleridir.
Yusuf'un gülmesi tıbbi bir durumdan ziyade, hayatın saçmalığına ve acımasızlığına karşı geliştirilmiş bir savunma mekanizması ve ironik bir tepkidir.
Final, tüm baskılara rağmen insanın içindeki yaşama sevincinin ve direnme gücünün yok edilemeyeceğini simgeleyen umut dolu ama bir o kadar da hüzünlü bir mesaj verir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...