

Loretta Castorini

Ronny Cammareri

Cosmo Castorini

Rose Castorini

Mr. Johnny Cammareri

Rita Cappomaggi

Perry

Raymond Capomaggi

Old Man

Mona
Brooklyn’de yaşayan ve kocasını genç yaşta kaybeden Loretta Castorini, güvenli ama tutkusuz bir geleceği garantilemek adına nazik ama sıkıcı bir adam olan Johnny Cammareri’nin evlilik teklifini kabul eder. Batıl inançları olan Loretta için bu, "kötü şansı" kırmanın mantıklı bir yoludur. Ancak Johnny, hasta annesini görmek üzere İtalya’ya gittiğinde, Loretta’dan uzun süredir küs olduğu kardeşi Ronny’yi düğüne davet etmesini ister.
Loretta, Ronny ile tanıştığı an hayatı altüst olur. Tek eli kesik, opera tutkunu ve hayatı uçlarda yaşayan bu hırçın fırıncı, Loretta’nın bastırılmış duygularını uyandırır. Brooklyn semalarında yükselen devasa bir dolunay, sadece bu iki yabancıyı değil, Castorini ailesinin tüm fertlerini gizli saklı aşkların ve komik yüzleşmelerin içine çeker. Film, mantık ile kalbin arasındaki amansız savaşı, İtalyan-Amerikan kültürünün o nevigüzel kaosuyla harmanlayarak sunar.
Cher, Loretta Castorini rolüyle kariyerinin zirve performansını sergileyerek bu rolle "En İyi Kadın Oyuncu" Oscar'ını kazanmıştır. Canlandırdığı karakterin disiplinli ve gri dünyasından, aşkın renklerine geçişini büyük bir samimiyetle yansıtıyor. Nicholas Cage ise Ronny rolünde, o dönemdeki kendine has enerjisi ve melankolik tavrıyla sinema tarihinin en ilginç romantik kahramanlarından birine hayat veriyor.
Loretta’nın annesi Rose rolünde Olympia Dukakis, filmin mantık ve bilgelik merkezini oluştururken sergilediği performansla "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" Oscar'ını kucaklamıştır. Vincent Gardenia’nın canlandırdığı çapkın baba figürü ve Castorini ailesinin diğer fertleri, bir ailenin tüm kusurlarına rağmen birbirine nasıl bağlı kaldığını gösteren muazzam bir kadro bütünlüğü sergiliyor.
Yönetmen Norman Jewison, John Patrick Shanley’nin Oscar ödüllü senaryosunu öyle bir tempoyla işliyor ki, film bir romantik komediden çok bir modern zaman operası hissi veriyor. Filmin temposu, dolunayın etkisiyle tırmanan duygular gibi ritmik ve akıcı. Görüntü yönetimi, Brooklyn’in kış atmosferini ve mutfaklardaki sıcaklığı izleyiciye geçirmekte oldukça başarılı. Ay Çarpması, türün klişelerine düşmeden, hayatın trajik ve komik yönlerini aynı tabakta sunabilen nadir yapıtlardan biri.
Aşkın mantıksızlığına inananlar, aile sofralarındaki gürültülü ve samimi sohbetleri özleyenler bu filmi kesinlikle izlemeli. Eğer komedi filmleri içinde zekice yazılmış diyaloglar ve güçlü karakter analizleri arıyorsanız bu yapım sizi mest edecektir. Klasik bir Hollywood hikâyesini İtalyan ruhuyla harmanlayan romantik yapımlardan hoşlanan her sinemaseverin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser.
Film, aşkın sadece gençlere özel bir duygu olmadığını, her yaşta ve her koşulda insanı "çarpabileceğini" kanıtlıyor. Loretta’nın kuaföre gidip gri saçlarını boyattığı o meşhur dönüşüm sahnesi veya Metropolitan Operası önündeki o büyülü anlar, sinemanın neden büyüleyici olduğunu hatırlatıyor. Sadece bir film değil, hayatın kusurlarıyla ne kadar güzel olduğuna dair çekilmiş bir kutlama niteliği taşıdığı için izlenmeli.
Aşk ve Tutku: Mantıklı kararların, bastırılamayan duygular karşısındaki yenilgisi.
Aile Bağları: Sırlar ve hatalarla dolu olsa da ailenin sığınılacak son kale olması.
Kader ve Batıl İnançlar: İnsan hayatındaki rastlantıların ve inançların kararlar üzerindeki etkisi.
Sadakat: Kendine ve başkalarına karşı dürüst olmanın zorluğu.
Bu filmin sunduğu aile sıcaklığını ve aşkın karmaşasını sevdiyseniz, bir diğer New York klasiği olan Woody Allen imzalı Annie Hall filmini izlemelisiniz. Ayrıca, yine kültürel çatışmaları ve aşkı merkezine alan Kalabalık Ailem (My Big Fat Greek Wedding) bu filmin yarattığı neşeyi paylaşan eğlenceli bir alternatiftir.
Nicholas Cage’in filmdeki meşhur fırın sahnesindeki monoloğu, oyuncunun kariyerindeki en iyi performans anlarından biri kabul edilir. Film, o yıl Akademi Ödülleri'nde 3 büyük dalda Oscar kazanarak büyük bir başarıya imza atmıştır. Cher, başlangıçta senaryoyu okuduğunda bu rol için fazla yaşlı olduğunu düşünmüş olsa da, ortaya koyduğu performansla 80’li yılların en ikonik kadın figürlerinden birine dönüşmüştür.
Filmin orijinal adı "Moonstruck"tır ve dolunayın insanları delirtici veya aşık edici etkisine gönderme yapar.
Hikâye New York'ta geçmesine rağmen, pek çok iç mekân çekimi Kanada'daki stüdyolarda gerçekleştirilmiştir ancak dış çekimler Brooklyn'in gerçek dokusunu yansıtır.
Filmdeki karakteri Ronny, Johnny yüzünden dikkatini kaybettiği bir kaza sonucu elini fırın makinesine kaptırmıştır; bu durum filmdeki en büyük dramatik ve sembolik unsurlardan biridir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...