

Marina Osorio

Ricky

Lola

Alma

Berta

Camello en Vespa

Máximo Espejo

Directora psiquiátrico
Periodista

Decorador
Psikiyatri kliniğinden yeni taburcu olan Ricky (Antonio Banderas), hayattaki tek amacını belirlemiştir: Bir dönem birlikte olduğu (veya öyle sandığı) eski porno yıldızı ve şimdinin korku filmi oyuncusu Marina (Victoria Abril) ile evlenmek ve çocuk sahibi olmak. Ricky, Marina’nın evine zorla girer ve onu kendisine aşık olana kadar rehin tutmaya karar verir. Onu yatağa bağlar, ihtiyaçlarını karşılar ve dış dünyadan izole eder.
Film, ilk bakışta sarsıcı bir "Stockholm Sendromu" hikayesi gibi görünse de, Almodóvar’ın elinde absürt, rengarenk ve dokunaklı bir romantik komediye dönüşür. Marina başlangıçta nefret ettiği ve korktuğu bu davetsiz misafire, dış dünyanın yalnızlığı ve sahteliği karşısında yavaş yavaş alışmaya başlar. Almodóvar, "normal" ve "anormal" arasındaki ince çizgiyi, bir suç eylemini bile bir aile kurma çabasına dönüştürerek sorgulatır.
Film, Almodóvar’ın en sevdiği iki oyuncunun kimyası üzerine kuruludur:
Antonio Banderas (Ricky): Karakterinin tehlikeli takıntısını, çocuksu bir masumiyet ve şaşırtıcı bir karizmayla harmanlayarak izleyiciyi ikilemde bırakır. Banderas'ın Hollywood'a açılmadan önceki en ikonik performanslarından biridir.
Victoria Abril (Marina): Acı çeken, direnen ama sonunda teslim olan kadını muazzam bir doğallıkla canlandırır. Fiziksel ve duygusal sınırlarını zorlayan bu rolüyle unutulmazdır.
Loles León (Lola): Marina’nın her şeyden habersiz, enerjik ve komik kız kardeşi rolünde filme o meşhur Almodóvar mizahını katar.
Francisco Rabal: Marina’nın çalıştığı filmin tekerlekli sandalyedeki yönetmeni olarak hikayeye farklı bir derinlik katar.
¡Átame!, yönetmenin görsel stilinin olgunlaştığı dönemi temsil eder. Filmde kullanılan parlak ana renkler (özellikle kırmızı), titizlikle tasarlanmış iç mekanlar ve Ennio Morricone imzalı müzikler, filmi bir görsel şölene dönüştürür. Almodóvar, şiddet ve şefkati aynı potada eritirken, geleneksel aile değerlerini bir suçlu ve bir kurban üzerinden yeniden kurgular. Film, ABD'de yayınlandığında içeriğindeki cesur sahneler nedeniyle "NC-17" (18 yaş sınırı) kategorisinin yaratılmasına neden olacak kadar gürültü koparmıştır.
Sıradışı aşk hikayelerini, kara mizahı ve insan psikolojisinin karanlık ama bazen de trajikomik yanlarını merak edenler için bu film bir zorunluluktur. Eğer bir Antonio Banderas hayranıysanız veya İspanyol sinemasının o kural tanımaz, özgürlükçü ruhunu hissetmek istiyorsanız Bağla Beni tam size göre. Ancak, kaçırma ve alıkoyma gibi hassas bir konuyu romantize etme biçiminin tartışmalı olduğunu bilerek izlemek gerekir.
Bu yapım, "gerçek sevgi her zaman özgürce mi doğar?" yoksa "bazen birine mecbur kalmak mı aşkı yaratır?" gibi kışkırtıcı sorular sordurur. Almodóvar’ın kitsch estetiği ile derin duygusal temaları nasıl birleştirdiğini görmek için harika bir örnektir. Ayrıca, Banderas ve Abril arasındaki o gerilimli ama büyüleyici ekran uyumu, sinema tarihinin en unutulmaz ikili performanslarından birini sunar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...