
Komedi, Dram

Lenny Magrath

Meg Magrath

Babe Magrath

Doc Porter

Chick Boyle

Barnette Lloyd

Old Granddaddy

Zackery Botrelle
Lucille Botrelle

Uncle Watson
Mississippi'nin küçük bir kasabasında geçen hikaye, birbirinden çok farklı karakterlere sahip Magrath kız kardeşlerin, ailenin en küçüğü olan Babe’in kocasını vurduğu haberi üzerine bir araya gelmelerini konu alır. Babe kefaletle serbest kalmayı beklerken, en büyük kardeş Lenny yıllardır dedelerine bakmanın verdiği yorgunluk ve yalnızlıkla boğuşmaktadır. Ortanca kardeş Meg ise Hollywood’da başarısız bir şarkıcılık kariyerinin ardından kasabaya, yarım kalmış aşkların ve pişmanlıkların içine geri döner.
Üç kız kardeş, dedelerinin mutfağında toplandıklarında sadece Babe’in davasını değil; annelerinin trajik intiharını, kaçırılmış fırsatları ve kasaba halkının bitmek bilmeyen dedikodularını da masaya yatırırlar. Film, trajedinin en yoğun olduğu anlarda bile ortaya çıkan absürt mizahı kullanarak, bir ailenin "kalp suçlarını" ve birbirlerine olan kopmaz bağlarını anlatır.
Filmin en güçlü yönü, dönemin en yetenekli üç kadın oyuncusunu bir araya getirmesidir:
Diane Keaton (Lenny): Fedakar, çekingen ve evde kalmış olma korkusuyla yaşayan ablayı büyük bir hassasiyetle canlandırıyor.
Jessica Lange (Meg): Vahşi, özgür ruhlu ama içten içe kırgın ortanca kardeş rolünde büyüleyici bir performans sergiliyor.
Sissy Spacek (Babe): Saf, tuhaf ve kocasını vurma nedenini açıklarken bile çocuksu masumiyetini koruyan küçük kardeş rolüyle devleşiyor.
Bruce Beresford’un yönettiği filmde, Sam Shepard da Meg’in eski aşkı Doc Porter rolüyle hikayeye hüzünlü bir romantizm katıyor. Beth Henley’nin Pulitzer ödüllü oyunundan bizzat kendisi tarafından senaryolaştırılan yapım, tiyatro kökenlerini oyuncuların parladığı samimi sahnelerle kutluyor.
1986 yapımı bu eser, 1987 yılında "En İyi Kadın Oyuncu" (Sissy Spacek), "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" (Tess Harper) ve "En İyi Uyarlama Senaryo" dallarında Oscar'a aday gösterilmiştir. Film, trajik olayları (ölüm, hastalık, hapis) son derece neşeli ve kaotik bir atmosferle sunma becerisiyle dikkat çeker. "Güneyli" olmanın getirdiği o kendine has aksan, aile geleneği ve melankoli, filmin her karesine sinmiştir.
Güçlü kadın karakterlerin merkezde olduğu yapımları, aile içi dinamikleri işleyen dramaları ve gülerken ağlatan o zor bulunan türdeki filmleri sevenler için idealdir. Özellikle tiyatro estetiğini sinemada görmeyi seven izleyiciler bu filme bayılacaktır.
Oyunculuk Gösterisi: Keaton, Lange ve Spacek’i aynı mutfakta, birbirlerine pasta ikram ederken veya kavga ederken izlemek gerçek bir sinema şölenidir.
Mizah ve Dram Dengesi: Hayatın en karanlık anlarında bile gülünecek bir şeyler bulabilmenin iyileştirici gücünü hissetmek için.
Samimiyet: Kardeşlik bağlarının tüm kusurlarına rağmen ne kadar kurtarıcı olduğunu hatırlatması bakımından çok kıymetlidir.
Aile Mirası: Geçmişteki travmaların ve aile sırlarının bugünkü davranışlar üzerindeki etkisi.
Yalnızlık ve Kaçış: Küçük kasaba baskısından kurtulma arzusu ile ait olma ihtiyacı arasındaki çatışma.
Dayanışma: Dünyanın geri kalanı size sırtını döndüğünde kardeşlerinizin elinizi tutması.
Eğer bu filmin atmosferini ve kardeşlik temasını sevdiyseniz şunlara da bakabilirsiniz:
Steel Magnolias (Güneşli Pazartesiler): Güney'de geçen bir başka güçlü kadın dayanışması klasiği.
Fried Green Tomatoes (Kızarmış Yeşil Domatesler): Dostluk, geçmiş ve sırlar üzerine kurulu bir başyapıt.
Little Women (Küçük Kadınlar): Kardeşlik bağlarının farklı karakterler üzerinden işlendiği en meşhur hikaye.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...