
Komedi, Bilim-Kurgu, Gizem, Dram

Jack Bonner

Kitty

Walter

Arthur Selwyn

Benjamin Luckett

Joseph Finley

Mary Luckett

Bernie Lefkowitz

Alma Finley

John Dexter
Florida'da bir huzurevinde yaşayan üç yaşlı dost—Art, Ben ve Joe—günlerini yan taraftaki boş bir malikanenin havuzuna kaçak girerek geçirmektedir. Ancak malikanenin yeni kiracıları olan gizemli grup, havuzun dibine devasa, kozaya benzer nesneler yerleştirir. Yaşlı dostlar havuza girdiklerinde, suyun kendilerine inanılmaz bir enerji, sağlık ve gençlik hissi verdiğini fark ederler.
Kısa süre sonra bu nesnelerin aslında Antarktika'dan (kayıp kıta Atlantis) gelen ve dünyaya binlerce yıl önce bırakılmış olan uzaylı dostlarını kurtarmaya gelen Anidaryalılar olduğu ortaya çıkar. Uzaylılar, kozalardaki yoldaşlarını korumak için havuza "yaşam gücü" yüklemişlerdir. Yaşlılar ve uzaylılar arasında gelişen bu beklenmedik dostluk, karakterleri hayati bir kararın eşiğine getirir: Dünyadaki sınırlı ve hastalıklarla dolu hayatlarına devam mı edecekler, yoksa yıldızların ötesindeki sonsuz gençliğe mi yelken açacaklar?
Filmin en güçlü yanı, Hollywood'un altın çağından gelen efsanevi isimleri bir araya getirmesidir:
Don Ameche: Arthur Selwyn rolüyle kariyerinin zirvesine çıkmış ve bu performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazanmıştır. (Özellikle filmdeki breakdance sahnesi unutulmazdır).
Wilford Brimley: Bilge ve korumacı Ben Luckett rolünde, yaşlılık vakarına rağmen çocuksu bir heyecanı başarıyla yansıtıyor.
Hume Cronyn & Jessica Tandy: Gerçek hayatta da evli olan bu ikili, filmdeki en duygusal sahnelerin mimarlarıdır.
Brian Dennehy: Uzaylıların nazik ve heybetli lideri Walter rolünde harikalar yaratıyor.
Steve Guttenberg: Genç ve saf tekne kaptanı Jack rolüyle, insan dünyası ve uzaylılar arasındaki köprü görevini üstleniyor.
Yönetmen Ron Howard, bilimkurguyu bir tehdit unsuru olarak değil, bir umut ve iyileşme aracı olarak kurgular. Film, yaşlanmanın getirdiği yalnızlık, fiziksel güç kaybı ve ölüm korkusu gibi ağır temaları, Disney-vari bir büyü ve mizahla yumuşatır. Görsel efektler dönemine göre oldukça ileridedir ve uzaylıların saf ışıktan oluşan formları, filme mistik bir hava katar. Cocoon, 1985 yılının en yüksek hasılat yapan filmlerinden biri olmuş ve hem eleştirmenlerin hem de izleyicilerin kalbini kazanmıştır.
Sadece bir bilimkurgu değil, aynı zamanda derin bir karakter draması izlemek isteyen her yaştan sinemasever bu filme şans vermelidir. Aile filmi kategorisinde yer almasına rağmen, yaşamın son evresine dair sunduğu olgun bakış açısıyla yetişkinler için de oldukça düşündürücüdür. E.T. tarzı "dost canlısı uzaylı" temasını ve nostaljik 80'ler atmosferini sevenler için Cocoon bir vazgeçilmezdir.
Bu filmi izlemek için en büyük neden, yaşlılığın sadece bir "son" değil, yeni bir macera olabileceğine dair sunduğu pozitif perspektiftir. Don Ameche'nin kazandığı Oscar'ı sonuna kadar hak eden performansı, James Horner'ın lirik müzikleri ve hayatın değerine dair verdiği evrensel mesajlar filmi zamansız kılar. Ayrıca, modern bilimkurgulardaki karanlık ve distopik havadan uzaklaşıp, saf bir mucizeye tanıklık etmek ruhu dinlendiren bir deneyimdir.
Ölümsüzlük ve Etik: Sonsuza dek yaşamak her zaman iyi bir seçenek midir?
Yaşlanma ve Onur: Toplumun yaşlıları görmezden gelmesine karşı bir başkaldırı.
Kayıp ve Yas: Arkada kalanların acısı ile yeni başlangıçların umudu arasındaki denge.
Kültürlerarası Dostluk: İnsanlar ve farklı dünyalardan gelen varlıklar arasındaki karşılıksız güven.
Eğer Cocoon'daki o büyülü atmosferi sevdiyseniz, Steven Spielberg'ün yapımcılığını üstlendiği *batteries not included (Piller Dahil Değildir) veya yine yaşlı bir grubun uzaylılarla olan macerasını andıran The Last Starfighter ilginizi çekebilir. Daha dramatik bir yaşlılık ve mucize hikâyesi için Driving Miss Daisy veya modern bilimkurgu klasikleri arasında yer alan Close Encounters of the Third Kind (Üçüncü Türden Yakınlaşmalar) iyi birer alternatif olacaktır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...