
Sinema dünyasında nadiren karşımıza çıkan "kapalı alan gerilimi" türünün en başarılı örneklerinden biri olan 10 Cloverfield Lane, izleyiciyi ilk dakikasından itibaren derin bir belirsizliğin içine hapsediyor. Michelle’in geçirdiği trafik kazası sonrası kendini yer altındaki bir sığınakta bulmasıyla başlayan hikaye, dış dünyada devasa bir felaket mi yaşandığı yoksa bir alıkoyma vakasıyla mı karşı karşıya olduğumuz sorusunu sürekli canlı tutuyor.
Filmin başarısının sırrı, karakterler arasındaki tekinsiz dinamikte yatıyor. 10 Cloverfield Lane boyunca sığınağın sahibi Howard’ın anlattığı "dışarıdaki tehlike" hikayesine inanmakla kaçmaya çalışmak arasında gidip gelen Michelle ile birlikte biz de geriliyoruz. Film, izleyiciye şu soruyu sorduruyor: Asıl tehlike dışarıdaki bilinmezlik mi, yoksa içerideki aşırı korumacı yabancı mı?
Sıradan bir hayatta kalma hikayesinden çok daha fazlasını sunan 10 Cloverfield Lane, her sahnesinde tansiyonu biraz daha yükseltiyor. Minimalist bir mekanda maksimum gerilim yaratmayı başaran yönetmenlik, seyirciyi sürekli ipuçlarını birleştirmeye zorluyor. 10 Cloverfield Lane, Cloverfield evrenine tamamen farklı bir perspektiften bakarken, psikolojik derinliğiyle de türün hayranlarını mest etmeyi başarıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...