

Clayton 'Clay' Riddell

Thomas 'Tom' McCourt

Alice Maxwell

Jordan

Sharon Riddell

Ray

Denise

Charles Ardai

Chloe

Geoff
Grafik sanatçısı Clay Riddell, Boston Havaalanı’ndayken dünya çapında bir felakete tanıklık eder. "Sinyal" adı verilen gizemli bir frekans, cep telefonları üzerinden yayılarak o an telefonla konuşan herkesin beynini anında siler ve onları vahşi, sürü psikolojisiyle hareket eden katillere dönüştürür.
Kaosun ortasında kalan Clay, bu dijital kıyametten sağ kurtulmayı başaran tren makinisti Tom McCourt ile iş birliği yapar. Clay’in tek amacı, sinyal yayıldığı sırada telefon başında olup olmadığını bilmediği eşini ve oğlunu bulmaktır. İkili, New England'ın ıssız yollarında hayatta kalmaya çalışırken, "telefon kaçıklarının" (phoners) her geçen saat daha da evrimleştiğini ve ortak bir zihinle hareket etmeye başladıklarını fark ederler. Film, teknolojinin bizi birbirimize bağlarken aynı zamanda nasıl yok edebileceğini spoilersız bir gerilimle işliyor.
Filmin başrollerinde, daha önce 1408 filminde de birlikte harikalar yaratan John Cusack (Clay) ve efsanevi aktör Samuel L. Jackson (Tom) yer alıyor. İkilinin arasındaki kimya, filmin çaresiz ve karanlık atmosferini dengeleyen en güçlü unsur. Onlara, sinyalin etkilerinden kaçmaya çalışan genç Alice rolünde Isabelle Fuhrman eşlik ediyor. Stephen King’in hikaye anlatımı, bu tecrübeli kadroyla birleşerek izleyiciyi içine çeken bir gerilime dönüşüyor.
Tod Williams tarafından yönetilen film, klasik zombi hikayelerine teknolojik bir yorum getiriyor. Ancak buradaki varlıklar ölü değil, beyinleri frekans tarafından "formatlanmış" canlı insanlardır. Film, özellikle cep telefonlarına olan bağımlılığımıza getirdiği sert eleştiriyle dikkat çekiyor. Görsel olarak kasvetli ve umutsuz bir tonun hakim olduğu yapım, aksiyondan ziyade karakterlerin yaşadığı psikolojik baskıya ve hayatta kalma içgüdüsüne odaklanıyor.
Stephen King hayranları, kıyamet sonrası (post-apokaliptik) hikayeleri sevenler ve teknoloji eleştirisi yapan bilim kurgu yapımlarına ilgi duyanlar için oldukça sürükleyici bir seçenek. Eğer The Walking Dead’in daha teknolojik bir versiyonunu veya Black Mirror tadında karanlık gelecek senaryolarını seviyorsanız, bu gerilim filmi tam size göre bir platform filmi.
Film, "Her an her yerde ulaşılabilir olma" durumunun nasıl bir silaha dönüşebileceğini düşündürüyor. John Cusack ve Samuel L. Jackson’ı tekrar bir arada izlemek büyük bir keyif. Ayrıca filmdeki "sinyal alanların" gece olduğunda bir radyo kulesi gibi sesler çıkararak sürü halinde uyumaları gibi orijinal ve ürpertici detaylar, yapımı standart korku filmlerinden ayırıyor.
Teknoloji Bağımlılığı: Akıllı telefonların ve sinyallerin insan zihni üzerindeki kontrolü.
Baba-Oğul Bağı: Dünyanın sonu gelirken bile kopmayan aile bağları ve fedakarlık.
Sürü Psikolojisi: Bireyselliğin kaybolup toplu bir şiddet dalgasının ortaya çıkışı.
Bu filmin temasını sevdiyseniz; teknolojik bir salgını anlatan The Signal, Stephen King uyarlaması olan The Mist (Öldüren Sis) veya bir virüsün insanlığı ele geçirişini işleyen 28 Days Later (28 Gün Sonra) gibi yapımları izleyebilirsiniz.
Stephen King, filmin senaryo yazım sürecinde de bizzat yer almış ve romanın orijinal sonunu film için biraz değiştirmiştir.
Film, çekimlerin tamamlanmasından yaklaşık iki yıl sonra izleyiciyle buluşabilmiştir.
"Sinyal" yayıldığında insanların çıkardığı sesler ve hareketleri, filmin rahatsız edici atmosferini pekiştiren özel ses tasarımlarıyla oluşturulmuştur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...