

Victor Frankenstein

Igor

Lorelei

Inspector Turpin

Finnegan

Frankenstein

Barnaby

Alistair

Rafferty

Nathaniel / Prometheus 2
Film, alışılagelmiş Frankenstein hikâyelerinden farklı olarak, odak noktasını Victor Frankenstein ve kambur bir sirk çalışanıyken Victor tarafından kurtarılan Igor Strausman arasındaki karmaşık dostluğa çeviriyor. Victor, keskin zekasıyla Igor’un fiziksel engelini tedavi eder ve onu asistanı yaparak tıp dünyasında devrim yaratacak projesine dahil eder. İkilinin ortak amacı, ölümü alt etmek ve cansız bedene hayat vermektir.
Ancak Victor’un hırsı, bilimsel merakın sınırlarını aşıp bir saplantıya dönüştüğünde, Igor onun tek vicdanı haline gelir. Igor, Victor’un yarattığı "şeyin" insanlığa getireceği felaketi fark ettiğinde, hem dostunu bu delilikten kurtarmak hem de kendi yarattıkları canavarla yüzleşmek zorunda kalır. Film, bir laboratuvar kazasından çok, iki adamın arasındaki entelektüel ve duygusal bağa, inanç ile bilim arasındaki bitmek bilmeyen savaşa odaklanıyor.
Filmin en güçlü yönlerinden biri, başroldeki iki ismin sergilediği muazzam performanslardır. James McAvoy, Victor Frankenstein rolünde, dahi ile deli arasındaki o ince çizgide yürüyen karakterine inanılmaz bir enerji katıyor. Daniel Radcliffe ise Igor rolünde, fiziksel dönüşümünden karakterinin duygusal derinliğine kadar kariyerinin en olgun performanslarından birini sergiliyor.
Kadroda ayrıca, bilimin Tanrı’nın işine karışmasına şiddetle karşı çıkan Müfettiş Turpin rolünde Andrew Scott yer alıyor. Scott’ın canlandırdığı karakter, filmin "inanç vs. bilim" çatışmasını körükleyen ana unsurlardan biri. Jessica Brown Findlay ise Igor’un hayatındaki tek teselli olan Lorelei karakteriyle hikâyeye romantik ve insani bir dokunuş ekliyor.
Yönetmen Paul McGuigan, filmi klasik bir korku filmi olmaktan çıkarıp daha çok bir karakter çalışması ve dönem aksiyonu olarak kurgulamış. Viktorya dönemi Londra’sının kirli, buharlı ve kasvetli atmosferi sinematografik açıdan çok başarılı yansıtılmış. Filmin hızı oldukça yüksek ve görsel efektler, özellikle Victor’un anatomik çizimlerinin ekranda canlandığı sahneler, yapıma modern bir doku katıyor. Her ne kadar hikâyenin sonu bilindik bir yere çıksa da, karakterlerin motivasyonlarını anlamak filmi izleyici için sürükleyici kılıyor.
Klasik edebiyat uyarlamalarına modern bir bakış açısı arayanlar ve James McAvoy ile Daniel Radcliffe ikilisinin kimyasını merak edenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer gerilim filmleri içinde bilimsel etik, dostluk ve saplantı gibi temaların işlenmesinden hoşlanıyorsanız Victor Frankenstein sizi tatmin edecektir. Gotik estetiği seven ve Viktorya döneminin o kendine has havasına kapılmak isteyen sinemaseverler için de ideal bir seçim.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, Frankenstein efsanesine Igor’un perspektifinden bakma şansı sunmasıdır. Genelde arka planda kalan bir karakter olan Igor’un, Victor’un dehasını nasıl dengelediği veya beslediği üzerine kurulan bu ilişki, filme psikolojik bir derinlik katıyor. Ayrıca bir macera filmi tadındaki laboratuvar sahneleri ve bilimsel deneylerin görsel sunumu, türün diğer örneklerinden oldukça farklı ve yenilikçi.
Bilim ve Etik: İnsanoğlunun doğa kanunlarına müdahale etme hakkının sınırları.
Dostluk ve Sadakat: İki dışlanmış insanın birbirine olan bağı ve bu bağın yıkıcı bir saplantıya dönüşmesi.
İnanç vs. Rasyonalizm: Dini inançların bilimsel ilerleme karşısındaki duruşu ve çatışması.
Yaratıcı ve Yaratılan: Sadece canavarın değil, Victor’un da kendi hırslarının kurbanı olan bir "yaratık" olması.
Bu filmin gotik atmosferini ve bilimsel gerilimini sevdiyseniz, yine Londra’nın karanlık sokaklarında geçen Penny Dreadful dizisini veya Robert Downey Jr. başrollü Sherlock Holmes serisini mutlaka izlemelisiniz. Benzer bir yaratıcı-canavar dinamiği için Kenneth Branagh’ın yönettiği Mary Shelley’den Frankenstein (1994) filmi de klasik bir referans noktasıdır.
Daniel Radcliffe, Igor’un kambur yürüme şekli için çekimler boyunca fizyoterapistlerle çalışmış ve postürünü korumak için özel çaba sarf etmiştir.
Filmin senaryosu, Chronicle filmiyle tanınan Max Landis tarafından kaleme alınmış; bu yüzden filmde daha enerjik ve modern bir dil kullanılmıştır.
Laboratuvar setleri, gerçek Viktorya dönemi tıp aletleri ve endüstriyel tasarımlardan ilham alınarak inşa edilmiştir.
James McAvoy ve Daniel Radcliffe, çekimler boyunca karakterlerinin arasındaki bağı güçlendirmek için birçok sahnede doğaçlama yapmışlardır.
Daha çok bir biyografik drama ve gerilim filmi olarak tanımlanabilir. Yer yer ürkütücü sahneler içerse de odak noktası karakter ilişkileri ve bilimsel süreçtir.
Mary Shelley’nin orijinal romanında Igor karakteri bulunmaz. Igor, Frankenstein efsanesine daha sonraki film uyarlamalarıyla (özellikle 1931 yapımı filmdeki Fritz karakterinden esinlenerek) dahil edilmiş bir figürdür.
Film, orijinal hikâyenin ana hatlarına (yaşam yaratma çabası ve canavarın uyanışı) sadık kalsa da, final sahnesi ve karakterlerin akıbeti açısından farklı ve daha aksiyon odaklı bir yorum sunar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...