
Dram, Korku, Bilim-Kurgu
Üniversite öğrencisi Alex, annesinin zamansız ölümü ve bu trajedinin ardındaki gizemli koşullar nedeniyle büyük bir boşluğun içindedir. Bilimsel ve spiritüel bir merakla, bilincin vücudu terk ederek farklı bir boyuta geçmesi olarak bilinen astral seyahat kavramına saplantılı hale gelir. Alex için bu sadece akademik bir merak değil, aynı zamanda annesiyle yeniden iletişim kurabilme ihtimalinin tek anahtarıdır.
Arkadaşlarının uyarılarını dikkate almayan genç adam, kendi üzerinde tehlikeli deneyler yapmaya başlar. Ancak ruhunu bedenden ayırmayı başardığında, öte dünyada bekleyenin sadece sevdikleri olmadığını acı bir şekilde fark eder. Astral boyuta açılan kapı, sadece Alex’in geçişine izin vermez; aynı zamanda o karanlık boyutta pusuda bekleyen gölge varlıkların da bizim dünyamıza sızması için bir davetiye haline gelir. Alex, ruhunu geri kazanmak ve evini kuşatan bu karanlıktan kurtulmak için zamanla yarışmak zorundadır.
Filmin başrolünde, Fear the Walking Dead dizisinden tanıdığımız Frank Dillane yer alıyor. Dillane, yas tutan bir gencin kırılganlığını ve saplantılı bir zihnin yarattığı gerginliği izleyiciye oldukça başarılı bir şekilde aktarıyor. Ona eşlik eden Catherine Steadman ve Damson Idris, Alex’in bu tehlikeli yolculuğundaki şüpheci ama sadık arkadaş çevresini canlandırıyor. Özellikle Dillane’in performansındaki tekinsizlik, filmin doğaüstü atmosferini güçlendiren en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Yönetmen Chris Mul, ilk uzun metrajlı filminde büyük bütçeli görsel efektler yerine, atmosferik gerilim ve psikolojik derinliğe odaklanmayı tercih ediyor. Filmin ilk yarısı yas süreci ve bilimsel merak üzerine kurulu bir dram gibi ilerlerken, ikinci yarıda saf bir korku atmosferine bürünüyor. Astral seyahatin teknik detayları ile ruhani boyutun getirdiği tekinsizlik, klostrofobik bir anlatım diliyle birleştirilmiş. Tempo, Alex’in gerçeklikten kopuşuna paralel olarak ağır ağır tırmanıyor ve seyirciyi de onunla birlikte karanlık bir bilinmeze sürüklüyor.
Doğaüstü olaylara ve parapsikolojiye ilgi duyan sinemaseverler için bu yapım oldukça ilgi çekici bir platform filmi deneyimi sunabilir. Saf kanlı sahnelerden ziyade, zihinsel bir huzursuzluk ve "görünmeyen tehlike" temasından hoşlananlar için idealdir. Ayrıca yas psikolojisinin bir insanı ne kadar ileri götürebileceğini merak eden dram severler, filmin içindeki korku elementlerini bu gözle değerlendirebilir. Ancak yoğun gerilim içerdiği için hassas izleyicilerin dikkatli olması önerilir.
Filmi izlemek için en temel sebep, astral seyahat fenomenini sinemada daha ayakları yere basan ve ciddi bir dille ele almasıdır. Pek çok benzer yapım bu konuyu sadece "zıplama" sahneleri için bir araç olarak kullanırken, Astral Boyut bu eylemin bedellerini ve felsefi boyutunu da sorgulatıyor. Frank Dillane'in etkileyici oyunculuğu ve filmin yarattığı "odada yalnız değilsin" hissi, türün meraklılarını tatmin edecek düzeyde.
Yıkıcı Yas Süreci: Kayıp sonrası duyulan acının insanı mantık dışı yollara sürüklemesi.
Bilinmeze Merak: İnsan zihninin ve ruhunun sınırlarını zorlamanın getirdiği tehlikeler.
Gölge Varlıklar: Karanlık boyutlarda pusuda bekleyen ve zayıf anları kollayan parazit ruhlar.
Bilim ve İnanç Çatışması: Doğaüstü olayların akademik bir perspektifle açıklanma çabası.
Astral seyahat temasını daha geniş bir evrende işleyen Ruhlar Bölgesi (Insidious) serisi bu filmle doğrudan benzerlik gösterir. Ayrıca, ölüm sonrası yaşamı bilimsel bir deneyle keşfetmeye çalışan gençlerin öyküsünü anlatan Çizgi Ötesi (Flatliners), filmin bilimsel merak yönünü sevenler için iyi bir alternatiftir. Yas ve doğaüstü varlıkların birleştiği Hereditary de benzer bir ağırlıkta korku atmosferi sunmaktadır.
Yönetmen Chris Mul, filmin senaryosunu yazarken astral seyahat yaptığını iddia eden kişilerin deneyimlerinden ve parapsikolojik araştırmalardan yararlanmıştır. Film, sınırlı bir bütçeyle çekilmesine rağmen ses tasarımı ve ışık oyunlarıyla yüksek bütçeli yapımların yarattığı gerilimi yakalamayı başarmıştır. Başrol oyuncusu Frank Dillane, karakterin içsel karmaşasını yansıtabilmek için çekimler öncesinde meditasyon ve uyku bozuklukları üzerine araştırmalar yapmıştır.
Film, bu durumu dramatik ve korku unsurlarıyla süsleyerek anlatır; gerçekteki parapsikolojik tartışmalar ise çok daha farklı ve çeşitlidir.
Hayır, film daha çok psikolojik gerilim ve ani korku ögeleri (jump scare) üzerinden ilerleyen bir yapıya sahiptir.
Alex'in asıl amacı annesine ulaşmaktır ancak bu süreçte karşılaştığı varlıklar, onun bu hedefe ulaşmasını zorlaştıran ve hayatını tehdit eden bir hal alır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...