
Dram, Romantik

Isabel Archer

Gilbert Osmond

Madame Serena Merle

Henrietta Stackpole

Edward Rosier

Mrs. Touchett

Lord Warburton

Countess Gemini

Mr. Touchett

Caspar Goodwood
Genç ve idealist bir Amerikalı olan Isabel Archer, Avrupa’ya geldiğinde zekası, güzelliği ve özgür ruhuyla çevresindeki herkesi büyüler. Kendisine sunulan evlilik tekliflerini, dünyayı tanıma ve kendi kaderini tayin etme arzusuyla reddeder. Ancak kuzeninden kalan yüklü miras, Isabel’i bir anda Avrupa aristokrasisinin ve servet avcılarının hedefi haline getirir. Kendi özgür iradesiyle hareket ettiğini sanırken, aslında sinsi bir planın kurbanı olduğundan habersizdir.
Gizemli bir dul olan Madame Merle’in yönlendirmesiyle, İtalya’da yaşayan "estetik düşkünü" Gilbert Osmond ile tanışır. Osmond’un entelektüel derinliğine kapılan Isabel, onunla evlenerek hayatının en büyük hatasını yapar. Çok geçmeden, kocasının nezaketinin altında yatan narsisizmi ve bu evliliğin aslında soğuk bir hesaplaşmanın parçası olduğunu keşfeder. Film, Isabel’in parlayan ruhunun, toplumsal beklentiler ve manipülasyonlarla nasıl adım adım söndürülmeye çalışıldığını işleyen sarsıcı bir dram sunar.
Nicole Kidman, Isabel Archer rolünde kariyerinin en kırılgan ve etkileyici performanslarından birini sergiliyor. Başlangıçtaki umut dolu bakışlarının yerini alan o donuk ve hüzünlü ifade, karakterin yaşadığı içsel yıkımı harika bir şekilde özetliyor. John Malkovich, Gilbert Osmond rolünde sinema tarihinin en "rahatsız edici" ve manipülatif eş karakterlerinden birini yaratarak izleyicide derin bir tekinsizlik hissi uyandırıyor.
Barbara Hershey, Madame Merle rolündeki performansıyla Oscar adaylığı elde ederken; kadroda yer alan Mary-Louise Parker, Christian Bale ve Viggo Mortensen gibi isimler, hikayenin geçtiği dönemin sosyal karmaşasını başarıyla tamamlıyor. Ayrıca John Gielgud, Isabel’in saygıdeğer amcası rolünde filme klasik bir zarafet katıyor.
Jane Campion, "The Piano"dan sonra bu filmde de kadının toplum içindeki sıkışmışlığını ve iç dünyasını mercek altına alıyor. Campion’ın yönetmenliği, alışılmış dönem filmlerinin o parlak atmosferinden ziyade daha karanlık, klostrofobik ve psikolojik bir ağırlık taşıyor. Görüntü yönetmeni Stuart Dryburgh’un kullandığı gölgeli kadrajlar, Isabel’in evliliğinin aslında ruhani bir hapishane olduğunu görselleştiriyor. Film, Henry James’in karmaşık metnini, karakterlerin sessiz çığlıklarına ve yüz hatlarındaki değişimlere odaklanarak sinemaya aktarıyor.
İnsan psikolojisinin karanlık labirentlerini keşfetmeyi sevenler ve edebi uyarlamalara ilgi duyanlar için bu yapım bir hazine değerindedir. Eğer bir kadının özgürleşme çabasını ve bu yolda ödediği ağır bedelleri konu alan dram filmleri sizin için etkileyiciyse, bu filmi mutlaka izlemelisiniz. 19. yüzyıl estetiğinin altında yatan sinsi gerçeklerle yüzleşmek isteyen izleyiciler için bu yabancı film oldukça düşündürücü bir deneyim olacaktır.
The Portrait of a Lady, sadece bir dönem hikayesi değil, aynı zamanda manipülasyon ve psikolojik şiddet üzerine yazılmış bir tez niteliğindedir. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük fark, romantizme hiç yer bırakmayan o buz gibi gerçekçiliğidir. Isabel’in "özgürlük" ararken kendi elleriyle ördüğü parmaklıklar, izleyiciye kendi seçimlerini sorgulatan evrensel bir ders verir.
Özgürlük ve Bağımsızlık: Bir kadının kendi hayatı üzerinde söz sahibi olma arzusu ve bunun bedelleri.
Manipülasyon: İnsan ilişkilerinin altındaki gizli çıkarlar ve duygusal sömürü.
Sosyal Maskeler: Aristokrasinin kibar tavırları ardına saklanan ahlaki çöküş.
Kader ve Seçimler: Yanlış bir kararın tüm bir hayatı nasıl geri dönülemez bir şekilde değiştirebileceği.
Bu yapımın melankolik ve edebi dokusunu sevdiyseniz, yine Henry James uyarlaması olan The Wings of the Dove veya Jane Campion klasiği The Piano ilginizi çekebilir. Ayrıca, Victoria dönemindeki toplumsal baskıları ve tutkuları işleyen The Age of Innocence (Masumiyet Çağı) harika bir film önerisi olacaktır.
Nicole Kidman, Isabel Archer karakterinin ruh halini daha iyi yansıtabilmek için çekimler sırasında set aralarında kendisini bir odaya kapatarak tecrit etmiştir.
Filmin kostümleri, dönemin modasını yansıtmanın ötesinde Isabel’in ruh halindeki kararmayı göstermek için film ilerledikçe daha koyu tonlara bürünür.
Jane Campion, filmin açılışında çağdaş genç kadınları göstererek, Isabel’in 1800’lerdeki mücadelesinin aslında ne kadar evrensel ve modern bir mesele olduğuna vurgu yapmıştır.
Dönemin hukuki ve toplumsal kuralları gereği, evli bir kadının mal varlığı genellikle kocasına geçerdi ve ayrılmak, o dönemde toplumdan tamamen dışlanmak ve tüm haklarından vazgeçmek anlamına geliyordu.
Osmond için Isabel, koleksiyonuna eklemek istediği değerli ve nadide bir "parça" gibidir. Onu bir insan olarak değil, kendi statüsünü ve zenginliğini artıracak estetik bir obje olarak görür.
Tıpkı kitaptaki gibi film de izleyiciyi bir kararın eşiğinde bırakır. Bu belirsizlik, Isabel’in kendi kaderini tayin etme gücünü tekrar eline alıp almayacağı sorusunu izleyicinin yorumuna bırakmak içindir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...