Oscar
Akademi Ödülleri (Oscar)

Komedi, Suç
Peter ve Stephan, hayatlarında yeni bir sayfa açmak umuduyla eski ve döküntü bir daireye taşınırlar. Peter’ın sürekli şikayet eden karamsar yapısı ile Stephan’ın daha sakin duruşu arasında geçen diyaloglar, evin kasvetli atmosferiyle birleşir. Ancak henüz eşyalarını bile yerleştiremeden, kapıları ardı ardına çalınmaya başlar. İçeri giren her yabancı, bu evin sadece dört duvardan ibaret olmadığını, duvarların arasında kanlı ve kirli sırlar barındırdığını kanıtlar niteliktedir.
Gelenler arasında ne aradığını bilmeyen tuhaf komşular, intikam peşindeki suçlular ve geçmişin hayaletlerini andıran figürler vardır. Daire, kısa sürede bir yaşam alanından çok, absürt şiddet olaylarının ve beklenmedik itirafların yaşandığı bir sahneye dönüşür. İkilinin tek isteği huzurlu bir gün geçirmekken, kendilerini bir anda cinayetlerin, uyuşturucu hesaplaşmalarının ve trajikomik bir kaosun tam merkezinde bulurlar.
Vincent D'Onofrio, canlandırdığı Jan karakteriyle filme ağırlığını koyuyor; onun tehditkar ama bir o kadar da merak uyandıran performansı gerilimi zirveye taşıyor. Peter rolünde Jamie Harrold, nevrotik ve huzursuz şehirli insanı başarıyla yansıtırken, Stephan rolündeki David Rakoff ona harika bir tezat oluşturuyor.
Kadrodaki sürpriz isimlerden biri olan Kevin Corrigan ise her zamanki tekinsiz ve kendine has oyunculuğuyla hikâyedeki absürtlük dozunu artırıyor. Oyuncuların dar alandaki yüksek enerjili performansları, bu kısa yapımı sıradan bir suç filmi olmaktan çıkarıp editoryal derinliği olan bir karakter çalışmasına dönüştürüyor.
Danimarkalı yönetmen Joachim Back tarafından yönetilen bu yapım, 2010 yılında "En İyi Kısa Film" Oscar'ını kazanarak başarısını taçlandırmıştır. Film, dar bir mekanda geçen klostrofobik bir anlatıya sahip olmasına rağmen, kurgusu ve temposuyla izleyiciyi diri tutmayı başarıyor. Anders Thomas Jensen tarafından yazılan senaryo, Kuzey Avrupa sinemasının o meşhur soğuk ve sert kara mizahını New York'un yeraltı dünyasıyla ustaca harmanlıyor. Sinematografik açıdan soluk renk paleti ve keskin gölgeler, hikâyenin tekinsizliğini destekleyen en önemli unsurlar olarak öne çıkıyor.
Guy Ritchie tarzı birbirine bağlı tesadüflerden ve Quentin Tarantino vari sert ama zekice yazılmış diyaloglardan hoşlananlar için bu film bir mücevher değerindedir. Kısa sürede çok şey anlatan, yoğun atmosferli ve gerilim filmi unsurlarını mizahla birleştiren yapımları seven her sinemasever bu Oscar ödüllü eseri mutlaka izlemelidir. Özellikle oda oda genişleyen hikâye yapısını seven izleyiciler için oldukça tatmin edicidir.
Bu filmi izlemek için en geçerli sebep, minimal bir mekanda maksimum gerilim ve merak duygusunun nasıl inşa edildiğini görmektir. "Yanlış zamanda yanlış yerde olmak" temasını en uç noktaya taşıyan yapım, hayatın beklenmedik sürprizlerini kanlı bir şakaya dönüştürüyor. Sadece 20 dakikalık süresinde karakterlerin geçmişine dair merak uyandırmayı ve izleyiciyi ters köşe yapmayı başarması, senaryo yazımı açısından ders niteliğindedir.
Geçmişin Yükü: Mekanların sadece eşyaları değil, yaşanmışlıkları ve suçları da devralması.
İletişimsizlik ve Kaos: Karakterlerin birbirini dinlemek yerine kendi ajandalarına odaklanmasının yarattığı büyük karmaşa.
Tesadüflerin Gücü: Hayatın en sıradan anının, küçük bir kapı çalmasıyla nasıl bir hayatta kalma mücadelesine dönüşebileceği.
Eğer bu filmin dar alandaki gerilimli atmosferini ve suç unsurlarını sevdiyseniz, yine bir odada geçen ve gerilimi tırmandıran The Hateful Eight veya absürt suç hikâyeleriyle dolu Snatch filmlerine göz atabilirsiniz. Kısa film bazında ise benzer bir kara mizah tonu taşıyan Six Shooter harika bir alternatif olabilir.
Film, aslında Anders Thomas Jensen'in bir tiyatro oyunundan esinlenilerek sinemaya uyarlanmıştır.
Joachim Back, bu filmle ilk yönetmenlik denemesinde Oscar kazanarak sinema dünyasında büyük bir çıkış yakalamıştır.
Filmde kullanılan daire, New York'un eski binalarının ruhunu yansıtmak adına özel olarak dekore edilmiş ve klostrofobik etkiyi artırmak için tavanı alçak tutulmuştur.
Film, "kara mizah" olarak tanımlanan, trajik ve şiddet içerikli olayların gülünç ve absürt yanlarını ortaya çıkaran bir anlatım tarzına sahiptir.
Hikâyenin yoğunluğu ve tek mekandaki temposu, izleyiciyi yormadan en yüksek etkiyi bırakabilmesi için kısa film formatına çok daha uygun görülmüştür.
Film, ucu açık sorular bırakmak yerine olayların bir noktada nasıl düğümlendiğini ve çözüldüğünü gösteren sarsıcı ve akılda kalıcı bir finale sahiptir.
Akademi Ödülleri (Oscar)
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...