

Ray

Ken

Harry

Chloë

Marie

Jimmy

Natalie

Eirik

Overweight Man

Yuri
Londra’da gerçekleştirdikleri ilk işinde talihsiz bir kaza sonucu masum birinin ölümüne neden olan acemi tetikçi Ray ve deneyimli ortağı Ken, öfkeli patronları Harry’den gelen emirle Belçika’nın tarihi şehri Brugge’e giderler. Harry’nin talimatı nettir: İkinci bir emre kadar bu "orta çağ şehrinde" turist gibi davranacak ve göze batmayacaklardır. Ancak Ray için Brugge, dünyanın en sıkıcı yeri; Ken için ise keşfedilmeyi bekleyen büyüleyici bir müzedir.
Şehrin kanal boylarında ve gotik kuleleri arasında geçen bu zorunlu tatil, Ray’in vicdan azabıyla boğuştuğu karanlık bir ruh haline bürünür. Bir film setinde tanıştığı yerel bir kadın, ırkçı bir cüce ve Harry’nin beklenmedik gelişiyle olaylar absürt bir çıkmaza sürüklenir. Film, varoluşsal bir krizin ortasında, kefaret arayışıyla vahşi bir şiddetin nasıl iç içe geçebileceğini ustalıkla işliyor.
Colin Farrell, Ray rolünde kariyerinin en iyi performanslarından birini sergileyerek Altın Küre kazandı. Karakterinin hem çocuksu öfkesini hem de yaşadığı derin kederi muazzam bir mizahla harmanlıyor. Ken rolünde usta oyuncu Brendan Gleeson, ağırbaşlı ve babacan tavrıyla hikayenin duygusal çapası haline gelirken; filmin son bölümünde dahil olan Ralph Fiennes, ilkeli ama son derece asabi patron Harry rolünde unutulmaz bir kötü adam portresi çiziyor.
Clémence Poésy ve Jordan Prentice gibi isimler de bu tuhaf ve karanlık dünyaya renk katan yan karakterlerde oldukça başarılı bir performans sergiliyorlar.
Martin McDonagh’ın ilk uzun metrajlı filmi olan In Bruges, türü içerisinde eşine az rastlanan bir denge kuruyor. Bir yandan kahkahalarla güldüren absürt diyaloglar sunarken, diğer yandan izleyiciyi ölüm ve ahlak üzerine ağır düşüncelere sevk ediyor. Brugge şehrinin masalsı dokusu, karakterlerin içsel dünyasındaki karanlıkla zıtlık oluşturarak filmin atmosferini benzersiz kılıyor. Keskin zekalı senaryosu ve kusursuz temposuyla film, modern bir suç klasiği olarak kabul ediliyor.
Kara mizahın en iyi örneklerini sevenler, zekice kurgulanmış diyaloglara hayran olanlar ve alışılmışın dışında bir suç draması arayanlar için In Bruges vazgeçilmez bir yapımdır. Eğer Guy Ritchie veya Quentin Tarantino tarzı filmlerden hoşlanıyorsanız ama daha duygusal ve melankolik bir derinlik arıyorsanız, bu platform filmi tam size göre. Hem görsel bir şehir turu hem de sarsıcı bir dram filmi deneyimi arayan sinemaseverler listelerine eklemeli.
Bu film, "tetikçi" figürünü klişelerden arındırarak onları vicdanı olan, acı çeken ve hata yapan gerçek insanlar olarak sunuyor. Ölümle dalga geçerken bile hayatın kıymetini hatırlatan nadir yapımlardan biridir. Senaryonun her bir parçası finalde muazzam bir şekilde birbirine bağlanırken, izleyiciye hem trajik hem de komik bir son sunuyor. Colin Farrell ve Brendan Gleeson arasındaki kimyayı görmek bile tek başına izleme sebebidir.
Kefaret ve Suçluluk: Yapılan büyük bir hatanın telafisinin olup olmadığı sorgusu.
Onur ve İlkeler: Bir kiralık katilin bile uymak zorunda olduğu katı etik kurallar.
Varoluşsal Sıkıntı: Yaşamın anlamını yitirdiği bir noktada hayata tutunma çabası.
Ahlaki Gri Bölgeler: İyi ve kötü arasındaki çizginin suç dünyasında nasıl silikleştiği.
Bu filmin kara mizahı ve suç temasını sevdiyseniz, yine aynı yönetmenin ve başrol oyuncularının imzasını taşıyan The Banshees of Inisherin filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir atmosfere sahip Seven Psychopaths veya İrlanda mizahının en iyi örneklerinden olan The Guard da ilginizi çekebilir.
Yönetmen Martin McDonagh, filmin fikrini gerçekten de bir günlüğüne Brugge'e gidip şehirden hem çok etkilenip hem de çok sıkılması üzerine kurgulamıştır.
Filmdeki Ray ve Ken karakterleri, aslında yönetmenin oradaki iki farklı ruh halini temsil etmektedir.
Brugge şehri, filmden sonra popülaritesini inanılmaz ölçüde artırmış ve gerçek bir turizm merkezine dönüşmüştür.
Ray, yaşadığı travmatik olayın etkisiyle derin bir depresyondadır ve şehrin dinginliği, kanalları ve tarihi dokusu onun içsel huzursuzluğunu daha da tetikleyerek sıkılmasına neden olur.
Harry'nin suç dünyasında çocukların öldürülmesine dair çok katı ve değişmez bir kuralı vardır. Ray yanlışlıkla bir çocuğu öldürdüğü için Harry, ilkelerine sadık kalarak Ray'in ortadan kaldırılması emrini verir.
Film, Ray'in hayatta kalıp kalmadığını ucu açık bir şekilde bırakır. Ray ambulansa bindirilirken dış sesinde "Brugge'de ölmemeyi gerçekten umuyorum" diyerek hayatın her şeye rağmen değerli olduğunu anladığını hissettirir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...