
Dram, Romantik, Komedi, Vahşi Batı

Sonny

Hallie

Charlotta

Wendell

Hunt Sears

Fitzgerald

Danny

Farmer

Gus

Toland
The Electric Horseman, eski bir dünya şampiyonu rodeo binicisi olan Sonny Steele’in hikayesine odaklanıyor. Kariyerinin zirvesinden sonra bir kahvaltı gevreği markasının yüzü olan Sonny, üzerine giydiği yanıp sönen ışıklarla bezeli kostümüyle Las Vegas ışıkları altında adeta bir reklam objesine dönüşmüştür. Ancak bir tanıtım etkinliği sırasında, şirketin milyon dolarlık yarış atı Rising Star'ın ilaçlarla ayakta tutulduğunu ve hor kullanıldığını fark etmesiyle her şey değişir.
Sonny, atı bu sömürü düzeninden kurtarmak için onu Las Vegas'ın ortasından kaçırarak vahşi doğaya doğru bir yolculuğa çıkar. Amacı, atı hak ettiği özgürlüğe kavuşturmaktır. Bu firar hikayesinin peşine düşen hırslı gazeteci Hallie Martin ise başlangıçta sadece büyük bir haber yakalamayı hedeflerken, zamanla Sonny’nin samimiyetinden etkilenir. Film, kumarın ve parıltının başkentinden kaçıp dağların sessizliğine sığınan bir adam ile bir atın duygusal bağını epik bir dille sunar.
Robert Redford, Sonny Steele rolünde modern dünyanın içinde kaybolmuş ama onurunu yitirmemiş kovboy figürünü kusursuz bir karizmayla canlandırıyor. Redford’un karakterdeki içsel çatışmayı ve sessiz hüznü yansıtma biçimi, filmin inandırıcılığını artıran en güçlü unsur. Hallie rolündeki Jane Fonda ise zeki, sorgulayan ve dönüşüm geçiren şehirli kadın karakteriyle Redford ile harika bir ekran uyumu sergiliyor.
Kadronun bir diğer dikkat çeken ismi ise Sonny’nin yakın dostu rolündeki country müzik efsanesi Willie Nelson’dır. Nelson, sadece oyunculuğuyla değil, filme kattığı kültürel dokuyla da hikayeyi zenginleştiriyor. Bu dev isimlerin bir araya gelmesi, yapımı sadece bir macera filmi olmaktan çıkarıp karakter odaklı güçlü bir dramaya dönüştürüyor.
Yönetmen Sydney Pollack, tüketim toplumunun değerlerini ve reklam dünyasının yapaylığını eleştiren, ancak bunu yaparken izleyiciyi sıkmayan akıcı bir anlatım dili kullanıyor. Las Vegas’ın kaotik ve yapay ışıkları ile Utah’ın uçsuz buçaksız, huzurlu doğası arasındaki görsel kontrast, filmin felsefi derinliğini destekliyor. Müzik seçimleri ve görüntü yönetimi, batı türünün ruhunu modern bir çerçevede yeniden tanımlıyor.
Doğa ile insan arasındaki bağı konu alan hikayelerden hoşlananlar ve sistem eleştirisi içeren yapımları sevenler için bu film bir başucu eseri niteliğinde. Özellikle Robert Redford ve Jane Fonda ikilisinin sinematik kimyasını merak edenler ile özgürlük temalı platform filmi veya yol hikayelerini seven izleyici kitlesi için oldukça tatmin edici bir deneyim sunacaktır.
The Electric Horseman, insanın kendi iç sesini dinlemesi ve doğru bildiği yolda her şeyi geride bırakabilme cesaretini gösterdiği için izlenmeli. Modernleşen dünyada geleneksel değerlerin ve vicdanın yerini sorgulayan yapım, izleyiciye "Özgürlük mü yoksa konforlu bir esaret mi?" sorusunu sorduruyor. Ayrıca, bir at ve bir adamın doğadaki sessiz dostluğu, sinemanın en dokunaklı sahnelerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor.
Bireysel Özgürlük: Kurumsal dünyanın kısıtlamalarından ve etiketlerinden sıyrılma çabası.
Doğa ve Hayvan Hakları: Canlıların birer ticari meta olarak görülmesine karşı duruş.
Modernite Eleştirisi: Gösterişli şehir hayatının getirdiği yabancılaşma ve sahtelik.
Dürüst Gazetecilik: Haberin ötesindeki gerçeği ve insan hikayesini görme süreci.
Eğer bir adamın doğaya dönüş hikayesi ilginizi çektiyse, yine Robert Redford’un başrolünde olduğu Jeremiah Johnson filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca, bir at ile kurulan derin bağı anlatan The Horse Whisperer ve sistem dışına çıkmaya çalışan karakterleri işleyen Into the Wild gibi yapımlar da The Electric Horseman ile benzer tematik damarlardan beslenir.
Filmin çekimleri sırasında Robert Redford, dublör kullanmayı reddederek birçok binicilik sahnesini bizzat gerçekleştirmiştir. Ayrıca, filmde Sonny karakterinin giydiği ışıklı kostüm, çekimler sırasında Redford’un cildinde küçük yanıklara ve elektrik çarpmalarına neden olduğu için oldukça zor anlar yaşatmıştır. Filmin müzikleri arasında yer alan Willie Nelson şarkıları, yapımın country ruhunu pekiştiren en önemli unsurlardır.
Filmde Rising Star karakterini canlandıran at, Redford’un bizzat seçtiği ve çekimler bittikten sonra kendi çiftliğine götürerek sahiplendiği bir attır.
The Electric Horseman; romantizm, macera, komedi ve sosyal dram öğelerini dengeli bir şekilde birleştiren "Modern Batı" (Contemporary Western) türünde bir yapımdır.
Evet, filmin başlangıç sahneleri Las Vegas’ın o dönemki ikonik kumarhanelerinde ve caddelerinde gerçek atmosferi yansıtacak şekilde çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...