

Albert

Celie

Shug Avery

Sofia

Harpo

Nettie

Young Celie

Old Mr.

Squeak

Miss Millie
The Color Purple, 1900'lerin başında Georgia eyaletinin kırsalında yaşayan Celie adındaki genç bir kadının yaklaşık kırk yıla yayılan dokunaklı hayat hikâyesini merkezine alıyor. Celie, önce babası sandığı adamın, ardından da "Mister" lakaplı zalim bir kocanın fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kalarak hayata başlar. Dünyası sadece acı ve sessizlikten ibaret olan Celie'nin tek tesellisi, çok sevdiği kız kardeşi Nettie'ye yazdığı ancak cevabını bir türlü alamadığı mektuplarıdır.
Zaman geçtikçe Celie’nin hayatına giren güçlü kadın figürleri, onun makus talihini değiştirmeye başlar. Otoriter bir duruşa sahip olan Sofia ve özgür ruhlu şarkıcı Shug Avery, Celie’ye hayatın sadece katlanmaktan ibaret olmadığını, sevilmeye ve değer görmeye layık olduğunu fısıldar. Film, en derin acıların içinden bile büyük bir umudun ve sarsılmaz bir dostluğun nasıl doğabileceğini destansı bir dille anlatıyor.
Filmin kalbinde, ilk sinema deneyimiyle devleşen ve Celie karakterine hayat veren Whoopi Goldberg yer alıyor. Goldberg, karakterinin sessiz çığlıklarını ve yıllar içindeki devrimsel değişimini sadece bakışlarıyla bile izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Celie'nin hayatına yön veren Sofia rolünde Oprah Winfrey, dik başlı ve onurlu duruşuyla kariyerinin en ikonik performanslarından birini sergiliyor.
Danny Glover, "Mister" rolünde filmin ana çatışmasını oluşturan karanlık figürü başarıyla canlandırırken, Margaret Avery ise Shug Avery karakteriyle filme zarafet ve duygusal bir derinlik katıyor. Bu güçlü kadro, karakterlerin arasındaki karmaşık bağları ve toplumsal baskıyı iliklerinize kadar hissettiriyor.
Steven Spielberg, bu filmle bilimkurgu ve macera türlerindeki başarısını dramatik bir başyapıtla taçlandırmıştır. Alice Walker’ın Pulitzer ödüllü romanından uyarlanan yapım, Spielberg’in görsel ustalığını toplumsal meselelerle birleştirdiği ilk büyük sınavıdır. Film, ağır konuları işlemesine rağmen görsel estetiği ve Quincy Jones’un büyüleyici müzikleriyle izleyiciyi yormadan içine çeken bir yapıya sahip. 11 dalda Oscar’a aday gösterilen yapım, insan ruhunun dayanıklılığını kutlayan zamansız bir klasik olarak kabul ediliyor.
Güçlü karakter gelişimine sahip hikâyelerden etkilenen ve kadın dayanışmasının iyileştirici gücüne inanan herkes bu filmi listesine almalıdır. Biyografi filmleri tadında gerçekçi bir dönem atmosferi arayanlar ve Afro-Amerikan tarihinin toplumsal arka planını merak eden izleyiciler için oldukça doyurucu bir yapımdır. Duygusal yoğunluğu yüksek olan romantik dram ve aile draması türlerini sevenler, bu filmde aradıkları derinliği bulacaklardır.
Bu filmi izlemek, sadece bir trajediye tanıklık etmek değil, aynı zamanda bir insanın küllerinden doğuşuna şahitlik etmektir. Sinema tarihinin en etkileyici "kendini bulma" hikâyelerinden biri olan yapım, ırkçılık ve cinsiyetçilik gibi evrensel sorunları, bireysel bir zafer öyküsü üzerinden anlatır. Ayrıca Spielberg’in o dönemki yönetmenlik vizyonunu ve Whoopi Goldberg gibi bir yeteneğin doğuşunu görmek adına sinema tarihi açısından büyük önem taşır.
Kadın Dayanışması: Kadınların birbirine tutunarak sistemli baskılara karşı koyması.
Özgürlük ve Kimlik: Celie'nin "Ben buradayım ve varım" deme sürecindeki ruhsal dönüşümü.
İnanç ve Tanrı: Karakterin Tanrı ile kurduğu mektup aracılıklı içsel diyaloglar.
Affetme ve Uzlaşma: Geçmişin yüklerinden kurtularak barışma çabası.
Eğer Celie'nin hikâyesindeki o direniş ruhunu sevdiyseniz, yine ırkçılık ve hak mücadelesini işleyen Duyguların Rengi (The Help) filmini mutlaka izlemelisiniz. Benzer bir dönemi ve toplumsal baskıyı bir kız çocuğunun gözünden anlatan Bülbülü Öldürmek (To Kill a Mockingbird) de derinlikli bir alternatif olacaktır. Ayrıca Spielberg’in tarihi dokuyu işleyiş biçimini beğendiyseniz Amistad filmi de listenizde yer alabilir.
Film, 11 dalda Oscar’a aday gösterilmesine rağmen hiçbirini kazanamayarak bu alanda ilginç bir rekora imza atmıştır.
Müzisyen Quincy Jones, filmin hem yapımcılığını üstlenmiş hem de müziklerini bestelemiştir.
Alice Walker, başlangıçta Spielberg'in bu hikâyeyi anlatmak için çok "ana akım" bir yönetmen olduğunu düşünerek tereddüt etmiştir.
Film, Whoopi Goldberg ve Oprah Winfrey’in sinemadaki ilk önemli çıkışlarını temsil eder.
Film, Afro-Amerikan bir kadının 40 yıl boyunca maruz kaldığı taciz, baskı ve yoksullukla mücadelesini ve sonunda özgürlüğüne kavuşarak kendi değerini anlamasını konu alır.
Evet, film Alice Walker'ın 1982 yılında yayımlanan ve Pulitzer Ödülü kazanan aynı isimli mektup-romanından uyarlanmıştır.
İsim, Shug Avery'nin bir sahnede belirttiği gibi; Tanrı'nın doğadaki güzellikleri (mor bir tarlayı) yaratıp insanların bunu fark etmesini beklediği, yaşamın her şeye rağmen sunduğu mucizeleri temsil eder.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...