
Gizem, Dram, Gerilim, Komedi

Griffin Mill

June Gudmundsdottir

Walter Stuckel

Detective Avery

Larry Levy

Joel Levison

Bonnie Sherow

David Kahane

Andy Civella

Tom Oakley
Griffin Mill, Hollywood'un büyük stüdyolarından birinde, kendisine her gün binlerce senaryo taslağı sunulan güçlü bir yöneticidir. İşinin en zor kısmı, yüzlerce umut dolu senaristten sadece birkaçına "evet" diyebilmesidir. Ancak Griffin’in hayatı, reddettiği senaristlerden birinden gelen ölüm tehditleriyle altüst olur.
Tehditlerin kimden geldiğini bulmaya çalışan Griffin, yanlışlıkla masum bir senaristi takip eder ve yaşanan bir arbede sonucu onu öldürür. Şimdi Griffin, hem kendisini takip eden gerçek tehdidi bulmak, hem işindeki yerini korumaya çalışan rakiplerini alt etmek hem de işlediği cinayetten sıyrılmak zorundadır. Film, "mutlu son" takıntılı bir sektörde, gerçek hayatın ne kadar karanlık ve ironik bir senaryoya dönüşebileceğini anlatır.
Tim Robbins, Griffin Mill rolündeki soğukkanlı, hesapçı ve karizmatik performansıyla kariyerinin en iyi işlerinden birini çıkararak Cannes Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmıştır. Greta Scacchi, gizemli ressam June rolünde hikayeye melankolik bir hava katarken; Whoopi Goldberg ve Fred Ward gibi isimler olay örgüsünü derinleştiriyor.
Filmin en ilginç özelliği ise, 60’tan fazla ünlü ismin (Julia Roberts, Bruce Willis, Cher, Susan Sarandon, John Cusack gibi) filmde kendilerini oynamasıdır. Bu dev "cameo" listesi, filmin Hollywood gerçekçiliğini zirveye taşır.
Usta yönetmen Robert Altman, bu filmle Hollywood’a muazzam bir geri dönüş yapmıştır. Filmin açılışındaki 8 dakikalık kesintisiz ve tek çekim sahne, sinema tarihinin en teknik ve etkileyici açılış sekanslarından biri olarak kabul edilir. Altman, stüdyo sisteminin içindeki yozlaşmayı anlatırken bile Hollywood’un klişelerini kullanarak izleyiciyle zekice bir oyun oynar. 1993 yılında En İyi Yönetmen, En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Kurgu dallarında Oscar’a aday gösterilen yapım, sinema üzerine yapılmış en zeki "meta" filmlerden biridir.
Sinema sektörünün nasıl işlediğini, senaryo satış süreçlerini ve stüdyo politikalarını merak edenler bu filmi kesinlikle izlemeli. Eğer kara mizah ve gerilimin iç içe geçtiği, Hollywood klişeleriyle dalga geçen sofistike hikayelerden hoşlanıyorsanız The Player sizin için bir hazinedir. Aynı zamanda bir "film içinde film" deneyimi arayan sinemaseverler için idealdir.
Bu film, Hollywood’un kendi günahlarıyla yüzleştiği ama bunu yaparken yine "Hollywood vari" bir cazibe sunduğu için izlenmelidir. Robert Altman’ın çok katmanlı anlatımı, Tim Robbins’in tekinsiz sakinliği ve filmin her köşesine gizlenmiş sinemasal göndermeler, her izleyişte yeni bir detay keşfetmenizi sağlar. Özellikle filmin finali, sinema endüstrisinin ahlaki değerleri üzerine verilmiş en sert ve ironik cevaplardan biridir.
Hollywood Eleştirisi: Sanatın ticarete, yaratıcılığın ise formüllere kurban edilmesi.
Vicdan ve Başarı: Bir yöneticinin zirvede kalmak uğruna nelerden (ve kimlerden) vazgeçebileceği.
Gerçeklik vs. Kurgu: Hayatın sinematik klişelerle olan tuhaf benzerliği.
Eğer bu filmin Hollywood taşlamasını sevdiyseniz, bir başka Altman klasiği olan Short Cuts, David Lynch’in kabusvari Mulholland Drive’ı veya Billy Wilder’ın unutulmaz Sunset Boulevard (Güneş Bulvarı) filmlerine mutlaka göz atmalısınız.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...