
Suç, Aksiyon, Korku, Gerilim

Buck

Sheriff Lawson

Luther

C. W.

Ray Bob

Jesus

Pam

Razor Eddie

Marcy

Deputy McGraw
Beş azılı suçludan oluşan bir çete, Meksika’da büyük bir banka soygunu gerçekleştirmek üzere bir araya gelir. Çetenin lideri Luther ve eski dostu Buck, kusursuz bir planla yola çıkarlar. Ancak soygun yerine doğru ilerlerken, Luther’ın yolu ilk filmden aşina olduğumuz o lanetli barın yakınlarında bir vampirle kesişir. Luther ısırılarak dönüşmeye başladığında, soygun planı sadece polislere karşı değil, aynı zamanda kana susamış canavarlara karşı verilen bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür.
Banka kuşatma altına alındığında, içerideki suçluların birer birer vampirleşmesiyle durum iyice içinden çıkılmaz bir hal alır. Dışarıda polis ordusu beklerken, içerideki "insan" kalmaya çalışan hırsızlar, hem çaldıkları paraları korumak hem de güneş doğana kadar hayatta kalmak zorundadırlar. Film, klasik bir soygun dramasını, Tarantino evreninin absürt şiddeti ve doğaüstü korku unsurlarıyla birleştiren bir aksiyon filmi deneyimi sunuyor.
Robert Patrick, çetenin lideri Buck rolünde, soğukkanlı ve sert bir performans sergileyerek filmin editoryal ağırlığını sırtlıyor. Bo Hopkins ise onu takip eden şerif rolüyle klasik bir kanun adamı portresi çiziyor. İlk filmden hatırladığımız Danny Trejo, barmen Razor Eddie karakteriyle kısa ama etkili bir şekilde geri dönerek serinin hayranlarını selamlıyor.
Oyuncu kadrosu, karakterlerin hem suçlu dünyasındaki sertliklerini hem de karşılaştıkları doğaüstü dehşet karşısındaki çaresizliklerini başarıyla yansıtıyor. Özellikle vampir makyajları altındaki dönüşüm performansları, 90'ların sonundaki o çiğ ve vurucu korku estetiğini destekler nitelikte.
Scott Spiegel yönetmenliğindeki bu devam filmi, ilk filmin o meşhur tür değiştirme numarasını bu kez en baştan açık ederek ilerliyor. Quentin Tarantino ve Robert Rodriguez'in yapımcı koltuğunda oturduğu yapım, düşük bütçeli bir "Grindhouse" havasına sahip. Sinematografik açıdan, geniş açılı kamera kullanımları ve yaratıcı (yer yer absürt) kamera açılarıyla yönetmenin kişisel tarzını hissediyoruz. İlk filmin felsefi derinliği veya George Clooney karizması burada olmasa da, saf eğlence ve kanlı bir gerilim filmi arayanlar için janrın gerekliliklerini yerine getiren, kendi içinde tutarlı bir devam projesi ortaya çıkıyor.
Vampir filmlerinin suç dünyasıyla kesiştiği "B-movie" estetiğini sevenler ve ilk filmin evrenine dair daha fazla şey görmek isteyenler bu filmi izlemelidir. Eğer 90'lı yılların sonundaki o pratik efektli, bol kanlı ve hafif mizahi tondaki korku-aksiyonlarını seviyorsanız, Gün Batımından Şafağa 2 keyifli bir seyirlik olacaktır. Ayrıca Robert Patrick'in o karizmatik oyunculuğunu bir suç filmi içinde görmek isteyenler de bu yapıma şans vermelidir.
Film, vampir mitolojisini alışılmadık bir mekana; yani bir banka soygununun ortasına yerleştirerek yaratıcı bir fikir sunuyor. Hırsızların, polislerden kaçarken bir yandan da kendi aralarında yayılan "vampir salgınıyla" boğuşmalarını izlemek oldukça gerilimli. Ayrıca, sinema tarihinin en ikonik serilerinden birinin evrenini genişletmesi ve 70'lerin "exploitation" sinemasına duyulan o nostaljik yaklaşımı devam ettirmesi sebebiyle izlenmeye değer.
İçerideki Düşman: Bir grup insanın kapalı bir mekanda birbirine dönüşerek tehdit haline gelmesi.
Açgözlülük ve Ölüm: Hayatta kalma mücadelesinin ortasında bile paradan vazgeçememe hali.
Sadakat ve İhanet: Suç ortaklarının, tür değiştirdiklerinde bile eski bağlarını koruyup koruyamayacağı.
Zamana Karşı Yarış: Güneşin doğuşuna kadar süren o karanlık ve kanlı bekleyiş.
Bu tarz vampir-suç karışımı yapımları sevdiyseniz, serinin ilk halkası olan orijinal Gün Batımından Şafağa filmini veya John Carpenter'ın Vampires filmini kesinlikle izlemelisiniz. Ayrıca, kapalı bir alanda geçen bir diğer vampir gerilimi olan 30 Days of Night veya bir soygunun kaosa dönüşmesini anlatan Reservoir Dogs bu filmin farklı yönlerini hatırlatan başarılı örneklerdir.
Film, sinema gösteriminden ziyade doğrudan video (Direct-to-video) pazarı için üretilmiş olmasına rağmen, serinin hayranları arasında kült bir yer edinmiştir.
Yönetmen Scott Spiegel, ilk Evil Dead filminde Sam Raimi ile çalışmış olmanın verdiği tecrübeyle filme çok sayıda yaratıcı kamera açısı eklemiştir.
Danny Trejo, serinin her üç filminde de yer alan yegane oyunculardan biridir.
Quentin Tarantino ve Robert Rodriguez, bu devam filminde yönetmenlik yapmasalar da yapımcı olarak projeye tam destek vermişlerdir.
Hayır, hikaye olarak ilk filmdeki Gecko kardeşlerin olaylarından sonra geçse de farklı bir karakter grubuna ve olay örgüsüne odaklanan bağımsız bir devam filmidir.
Evet, ilk yarım saatten sonra film tamamen vampirlerin merkezi olduğu, kanlı sahnelerin ve aksiyonun ön planda olduğu bir yapıya bürünmektedir.
Evet, genel konsepti (vampirlerin varlığını) bildiğiniz sürece hikayeyi takip edebilirsiniz ancak ilk filmi izlemek evrene dair bazı göndermeleri anlamanızı kolaylaştıracaktır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...