
Dram, Aksiyon, Gerilim, Suç

Anthony 'Hub' Hubbard

Elise Kraft / Sharon Bridger

Major-General William Devereaux

Agent Frank Haddad

Samir Nazhde

Khalil Saleh

FBI Agent Mike Johanssen

Fred Darius

Danny Sussman

FBI Agent Floyd Rose
New York şehri, ardı ardına gerçekleşen ve sivilleri hedef alan kanlı terör saldırılarıyla sarsılmaktadır. FBI Özel Ajanı Anthony Hubbard ve Lübnan asıllı ortağı Frank Haddad, bu saldırıların arkasındaki hücreleri çökertmek için zamanla yarışır. Ancak soruşturma derinleştikçe, CIA ajanı Elise Kraft’ın da dahil olduğu karanlık ve gizli bir operasyonun ipuçları gün yüzüne çıkar.
Olaylar kontrol edilemez hale gelince, ABD Başkanı New York'ta sıkıyönetim ilan eder. General William Devereaux komutasındaki ordu, tanklarla şehre girer ve belirli bir etnik kökene sahip vatandaşları stadyumlarda kurulan kamplarda toplamaya başlar. Bir yanda yasaları ve insan haklarını savunan FBI, diğer yanda "düzeni" sağlamak için sertleşen askeri güçler varken; New York artık sadece terörün değil, kendi içindeki politik gerilim ve vicdani hesaplaşmanın da kuşatması altındadır.
Filmin başrolünde, adaleti temsil eden Ajan Hubbard rolüyle Denzel Washington her zamanki karizmatik ve vakur duruşunu sergiliyor. Hubbard'ın demokratik değerlere olan bağlılığı, filmin ahlaki pusulasını oluşturuyor. Bruce Willis, General Devereaux rolünde alışılagelmiş "kahraman" imajından sıyrılarak, görev bilinciyle hareket eden ancak otoriter tavırlarıyla ürküten bir askeri figüre hayat veriyor.
Annette Bening, sırlarla dolu CIA ajanı Elise Kraft rolünde, filmin gizem ve casusluk kanadını başarıyla sırtlanıyor. Ayrıca, Tony Shalhoub'un canlandırdığı Frank Haddad karakteri, hem kişisel dramı hem de toplumsal aidiyeti üzerinden filmin en duygusal damarlarından birini oluşturuyor. Bu dev kadro, yapımı sıradan bir aksiyon filmi olmaktan çıkarıp, derinlikli bir karakterler savaşına dönüştürüyor.
Yönetmen Edward Zwick, 11 Eylül saldırılarından birkaç yıl önce çektiği bu filmle adeta bir kehanette bulunuyor. Film, terörün yarattığı korku atmosferinin demokrasiyi nasıl aşındırabileceğini ve ordunun sivil hayata müdahalesinin doğuracağı sonuçları cesurca sorguluyor. 1998 yılına göre oldukça yüksek bir tempoya sahip olan yapım, büyük ölçekli aksiyon sahnelerini derin bir sistem eleştirisiyle harmanlıyor. Sinematografi, New York'un o gri ve tekinsiz havasını, askeri kuşatmanın soğukluğuyla birleştirerek izleyiciyi huzursuz edici bir atmosferin içine çekiyor.
Politik komploları, toplumsal analizleri ve yüksek gerilimli polisiye hikâyeleri sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer "Enemy of the State" (Devlet Düşmanı) veya "Man on Fire" gibi sistemle bireyin çatışmasını işleyen gerilim filmleri ilginizi çekiyorsa, Kuşatma size aradığınız derinliği sunacaktır. Ayrıca günümüz dünyasındaki güvenlik politikalarının kökenlerini ve sinemadaki yansımalarını merak edenler için de önemli bir referans niteliğinde.
Film, "Güvenliğimiz için özgürlüğümüzden ne kadar vazgeçmeliyiz?" sorusunu sorması bakımından bugün bile güncelliğini koruyor. Denzel Washington ve Bruce Willis arasındaki ideolojik çatışma, filmin en güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Aksiyon sahnelerinin gerçekçiliği ve senaryonun provokatif yapısı, izleyiciyi sadece eğlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda ciddi bir sorgulamaya itiyor.
Özgürlük vs. Güvenlik: Terör tehdidi altında sivil hakların feda edilip edilemeyeceği tartışması.
Yabancı Düşmanlığı: Korkunun, toplum içindeki belirli gruplara karşı nasıl bir nefrete dönüştüğü.
Askeri Müdahale: Ordunun sivil yönetim üzerindeki kontrolünün yarattığı etik ve yasal kriz.
Devlet İçindeki Çatışma: FBI, CIA ve Ordu arasındaki yetki ve yöntem farklılıkları.
Bu filmin sunduğu politik gerilimi sevdiyseniz, The Manchurian Candidate (Mançurya Adayı) veya sistem eleştirisi yapan Arlington Road filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca yine Denzel Washington’ın başrolde olduğu Crimson Tide (Denizde İsyan), otorite ve etik çatışma açısından harika bir film önerisi olacaktır.
Film, gösterime girdiği dönemde özellikle bazı sivil toplum kuruluşları tarafından toplumsal hassasiyetleri tetiklediği gerekçesiyle tartışmalara yol açmıştır.
Bruce Willis ve Denzel Washington'ın karşılıklı sahneleri, iki dev oyuncunun kariyerindeki en ikonik diyaloglardan bazılarını barındırır.
Senaryo, Lawrence Wright tarafından yazılmıştır; Wright daha sonra El-Kaide'nin yükselişini anlatan "The Looming Tower" adlı Pulitzer ödüllü kitabıyla tanınacaktır.
Hayır, film kurgusal bir senaryoya sahiptir; ancak 1993 Dünya Ticaret Merkezi bombalaması gibi gerçek olaylardan ve o dönemin artan güvenlik endişelerinden esinlenilmiştir.
Sadece askeri bir kuşatmayı değil, aynı zamanda korkunun insanların zihnini ve demokratik değerleri kuşatmasını simgelemektedir.
Evet, 2001 yılındaki saldırılardan sonra film, gerçeğe çok yaklaşan "kehanet gibi bir yapım" olarak sıkça yeniden değerlendirilmiş ve popülaritesi artmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...