

Hercule Poirot

Bouc

Caroline Hubbard

Edward Ratchett

Hector MacQueen

Gerhard Hardman

Princess Dragomiroff

Edward Henry Masterman

Dr. Arbuthnot

Miss Mary Debenham
Doğu Ekspresinde Cinayet, Agatha Christie’nin ölümsüz eserinden beyaz perdeye uyarlanan, atmosferiyle büyüleyen bir kapalı oda polisiyesidir. Dünyanın en ünlü dedektifi Hercule Poirot, İstanbul’dan kalkan lüks Doğu Ekspresi ile seyahat ederken, tren yoğun kar yağışı nedeniyle raylarda mahsur kalır. Bu sırada trendeki yolculardan biri olan karanlık geçmişli Amerikalı bir iş adamı, kompartımanında vahşice öldürülmüş olarak bulunur. Dış dünyadan tamamen izole olan trende, katilin hala aralarında olduğu gerçeği buz gibi bir havada yankılanır.
Poirot, tren yeniden harekete geçmeden önce her biri farklı sırlar saklayan ve kurbanla bir şekilde bağlantısı olan on üç yolcuyu sorgulamaya başlar. Ancak bu kez karşılaştığı düğüm, sadece mantıkla çözülemeyecek kadar karmaşık ve ahlaki açıdan sarsıcıdır. Gizem filmleri türünün bu görkemli örneği, izleyiciyi insan ruhunun en karanlık köşelerine ve adalet kavramının sınırlarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Filmin başrolünde yer alan ve aynı zamanda yönetmen koltuğunda oturan Kenneth Branagh, kendine has devasa bıyıkları ve titiz tavırlarıyla Hercule Poirot karakterine yeni bir soluk getiriyor. Ancak filmi asıl parlatana unsur, sinema dünyasının dev isimlerini bir araya getiren kadrosudur. Johnny Depp, kurban Ratchett rolünde tekinsiz bir karizma sergilerken; Michelle Pfeiffer, gizemli Mrs. Hubbard karakteriyle filmin duygusal yükünü sırtlıyor.
Kadronun diğer üyeleri arasında Judi Dench, Penelope Cruz, Willem Dafoe ve Daisy Ridley gibi yıldızlar yer alıyor. Her bir oyuncu, kısıtlı ekran sürelerinde karakterlerinin şüpheli doğasını ve sakladıkları trajedileri ustalıkla yansıtıyor. Doğu Ekspresinde Cinayet oyuncuları, bir ensemble (topluluk) performansının nasıl olması gerektiğine dair adeta bir ders veriyorlar.
Kenneth Branagh, klasik bir hikâyeyi 65mm kameralarla çekerek sinematografik bir şölene dönüştürmüş. Trenin içindeki klostrofobik dar alanlar ile dışarıdaki uçsuz bucaksız, bembeyaz kar manzaraları arasındaki kontrast, gerilimi besleyen en büyük unsur. Filmin temposu, Poirot’nun her sorgusunda vites artırarak izleyiciyi sürekli bir tahmin yürütme sürecinde tutuyor. Patrick Doyle’un hüzünlü ve epik müzikleri, hikâyenin trajik sonuna doğru ilerlerken duygusal atmosferi zirveye taşıyor.
Klasik polisiye edebiyatını sevenler, "kim yaptı?" (whodunnit) tarzı gizemlerin tutkunları ve yıldızlarla dolu bir oyuncu kadrosunu bir arada izlemekten keyif alanlar bu filmi kesinlikle kaçırmamalı. Özellikle gerilim filmleri içinde aksiyondan ziyade diyalog ve zekâ oyunlarının ön planda olduğu yapımları tercih edenler için doyurucu bir seyir zevki sunuyor. Agatha Christie evrenine giriş yapmak isteyen genç izleyiciler için de harika bir başlangıç noktası.
Bu yapımı izlemek için en geçerli sebep, sinema tarihinin en ünlü sonlarından birine giden yolu muazzam bir prodüksiyon kalitesiyle izleme şansıdır. Film sadece bir cinayeti çözmüyor; adaletin her zaman yasalarla sağlanıp sağlanamayacağını ve vicdanın ağırlığını sorguluyor. Görsel ihtişamı, kostüm tasarımı ve Kenneth Branagh’ın titiz yönetmenliği ile modern bir klasik tadı veriyor.
Adalet ve İntikam: Yasaların bittiği yerde kişisel adaletin devreye girmesi.
Geçmişin İzleri: Yıllar önce yaşanan bir trajedinin yıllar sonra insanları bir araya getirmesi.
İnsan Doğasının Karmaşıklığı: Her insanın içinde sakladığı karanlık sırlar ve yalanlar.
Vicdanın Yükü: Doğru ile yanlışı ayırt etmenin her zaman kolay olmaması.
Bu tarz sofistike gizem ve polisiye kurguları sevdiyseniz, yine Kenneth Branagh’ın Poirot serisinin devamı olan Nil’de Ölüm (Death on the Nile) filmine göz atmalısınız. Ayrıca modern bir polisiye klasiği olan Bıçaklar Çekildi (Knives Out) ve bir başka kapalı mekan gizemi olan Sekiz Nefret Dolu Adam (The Hateful Eight) da benzer bir macera filmleri ve gizem yapısı sunacaktır.
Filmin çekimleri için 1930’ların Doğu Ekspresi treninin birebir kopyası olan vagonlar inşa edilmiştir. Kenneth Branagh, Poirot’nun meşhur bıyıklarını oluşturmak için aylar süren bir tasarım süreci geçirmiş ve sonuçta Agatha Christie’nin ailesinden onay almıştır. Trenin karlar içinde kaldığı sahneler için devasa setler kurulmuş ve gerçekçiliği artırmak adına yeşil ekran yerine vagon pencerelerine dev LED ekranlar yerleştirilerek dış mekan görüntüleri yansıtılmıştır.
Evet, Orient Express (Doğu Ekspresi) Paris ile İstanbul arasında sefer yapan tarihi ve efsanevi bir tren hattıdır; film bu rotanın kurgusal bir hikâyesini anlatır.
Bu film bir serinin ilk halkasıdır; 2017'deki bu başarının ardından "Nil'de Ölüm" ve "Venedik'te Cinayet" filmleriyle dedektif Poirot'nun maceraları devam etmiştir.
Film, Agatha Christie’nin orijinal romanındaki temel sonu ve büyük sürprizi korumakta, ancak karakterlerin işlenişinde bazı editoryal ve sinematografik farklılıklar barındırmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...