

Winston Churchill

Princess Elizabeth

King George VI

Prime Minister

Lord W'ruff

Eva Braun

Hitler

Potter

Bendle

Denzil Eisenhower
Çakma Başkan Hollywood'da, tarih kitaplarını ve ciddi biyografileri bir kenara iterek, Hollywood’un tarihi olayları kendi ticari kaygılarına göre nasıl yeniden yazdığını tiye alan zehir zemberek bir hicivdir. Hikaye, Amerikalı film yapımcılarının Britanya tarihinin en kritik dönemini filme çekmeye karar vermesiyle başlar. Ancak bir sorun vardır: Onlara göre gerçek Winston Churchill; yaşlı, kilolu ve puro içen bir adam olarak beyaz perde için hiç de "seksi" değildir.
Stüdyo, radikal bir kararla Churchill rolü için Hollywood’un en parlak aksiyon yıldızını İngiltere’ye gönderir. Bu yeni Churchill; elinde makineli tüfeği, fit vücudu ve Amerikan aksanıyla Nazilere karşı tek başına savaşan bir süper kahramandır. İngiliz kraliyet ailesi ve hükümeti bu durum karşısında şoka girse de, Amerikan sermayesinin gücü karşısında her şeyin nasıl birer komedi unsuruna dönüştüğünü izleriz. Film, tarihsel gerçekliklerin popüler kültür çarkları arasında nasıl paramparça edildiğini son derece absürt bir dille aktarıyor.
Filmin başrolünde, Amerikalı aksiyon yıldızı Churchill’i canlandıran Christian Slater yer alıyor. Slater, karakterin ciddiyetten uzak, her an bir patlamanın içinden fırlayacakmış gibi duran o abartılı Amerikan kahramanı imajını muazzam bir mizahla sunuyor. Oyuncunun, İngiliz soylularının arasında sergilediği "kovboy" tavırları filmin komedi dinamiğini ayakta tutan en büyük unsur.
Ona eşlik eden Neve Campbell, Prenses Elizabeth rolünde karşımıza çıkıyor ve Slater ile olan uyumu, klasik Hollywood romantizminin ne kadar yapay olabileceğini ustalıkla hicvediyor. Kadroda ayrıca Miranda Richardson, Anthony Sher ve Harry Enfield gibi İngiliz sinemasının deneyimli isimleri bulunuyor. Bu isimler, ciddi İngiliz figürlerini karikatürize ederek Amerikan ve İngiliz kültür çatışmasını zirveye taşıyorlar.
Yönetmen Peter Richardson, bu yapımda "tarihi kazananlar yazar ama Hollywood yeniden yaratır" felsefesinden yola çıkıyor. Film, tipik bir komedi olmanın ötesinde, sinema endüstrisinin kültürel emperyalizmine yönelik sert bir eleştiri niteliği taşıyor. Prodüksiyon kalitesi, Hollywood’un o cafcaflı ve abartılı dünyasını yansıtacak şekilde kasıtlı olarak gösterişli tutulmuş. 90 dakikalık süresi boyunca tempo hiç düşmüyor ve izleyiciyi sürekli bir "bu kadar da olmaz" dedirten absürtlük silsilesine hapsediyor.
Bu yapım, özellikle absürt komedi ve hiciv türünden hoşlanan sinemaseverler için gerçek bir hazine. Eğer tarihsel figürlerin alışılagelmişin dışında yorumlanması sizi eğlendiriyorsa ve Hollywood klişeleriyle dalga geçen yapımları seviyorsanız bu filmi mutlaka izlemelisiniz. İngiliz mizahının ince dokunuşlarını ve Amerikan aksiyon sinemasının klişelerini aynı potada görmek isteyenler için bu platform filmi eğlenceli bir hafta sonu seçeneği olacaktır.
Film, izleyiciyi sadece güldürmekle kalmıyor, aynı zamanda tükettiğimiz görsellerin ne kadarının gerçek ne kadarının "pazarlama ürünü" olduğunu sorgulatıyor. Winston Churchill gibi dokunulmaz kabul edilen bir figürün bir aksiyon kahramanına dönüştürülmesi, popüler kültürün sınır tanımazlığını harika bir ironiyle sunuyor. Klasik biyografilerden sıkılanlar için bu "sahte" ama eğlenceli biyografi, ferahlatıcı bir macera vaat ediyor.
Kültürel Çatışma: İngiliz gelenekçiliği ile Amerikan popüler kültürünün absürt çarpışması.
Tarihin Çarpıtılması: Medyanın ve sinemanın, kâr uğruna gerçekleri nasıl eğip bükebildiği.
Hiciv ve İroni: Hollywood’un kendi kahramanlık mitlerini tiye alması.
Ulusal Kimlik: Sembol isimlerin halk nezdindeki anlamı ve bu anlamın manipülasyonu.
Eğer tarihin bu kadar absürt bir dille ele alınmasını sevdiyseniz, Sacha Baron Cohen’in The Dictator (Diktatör) veya yine tarihi bir figürü merkezine alan Death of Stalin (Stalin’in Ölümü) filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca Hollywood’un iç yüzünü anlatan Tropic Thunder (Tropik Fırtına) da bu komedi türündeki yapımla benzer bir eleştirel tona sahiptir.
Film, özellikle Amerikan sinemasının İkinci Dünya Savaşı’nı "tek başına Amerikalılar kazandı" gibi yansıtma eğilimine bir tepki olarak İngiltere’de geliştirilmiştir. Christian Slater, rolü kabul ederken karakterin aşırı abartılı olmasını bizzat istemiş ve aksiyon sahnelerinde kendi dublörlüğünü yer yer üstlenmiştir. Çekimlerin yapıldığı mekanlar, gerçek tarihi atmosferi yansıtmak adına İngiltere’nin çeşitli şatolarında gerçekleştirilmiş, bu da sahte Churchill karakterinin bu mekanlardaki eğreti duruşunu daha da komik kılmıştır.
Hayır, film tamamen kurgusal ve absürt bir parodidir; Churchill'in gerçek hayatıyla bir ilgisi yoktur, aksine Hollywood'un biyografi filmleriyle dalga geçer.
Film, Hollywood aksiyon filmlerini taklit ettiği için birçok abartılı ve komik çatışma sahnesi içermektedir ancak bunlar tamamen mizahi amaçlıdır.
Film genel olarak komedi unsurları taşısa da, bazı absürt sahneler ve diyaloglar nedeniyle genç yetişkinler ve yetişkinler için daha uygundur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...