
Aksiyon, Macera, Komedi, Savaş, Romantik

Johnnie Gray

Annabelle Lee

Captain Anderson

General Thatcher

A Southern General
Annabelle's Brother
Annabelle's Father

Union General

Union General
Union General
Güney’de yaşayan bir makinist olan Johnnie Gray’in hayatında tutkuyla bağlı olduğu iki şey vardır: lokomotifi "General" ve güzeller güzeli sevgilisi Annabelle Lee. İç Savaş patlak verdiğinde Johnnie orduya yazılmak ister ancak bir makinist olarak geride kalmasının daha faydalı olduğu düşünülerek reddedilir. Bu durum sevgilisi ve ailesi tarafından korkaklık olarak nitelendirilir. Ancak kader, Johnnie’ye cesaretini kanıtlaması için sıra dışı bir fırsat sunar.
Kuzeyli casuslar, içindeki Annabelle ile birlikte General’i kaçırarak düşman hattına doğru yola çıkarlar. Johnnie, arkasına bakmadan ve tek başına bir takip başlatır. Filmin büyük bölümü, hareket halindeki trenlerin üzerinde geçen, fizik kurallarına meydan okuyan ve akıl almaz yaratıcılıkla örülmüş bir kovalamacadan oluşur. Johnnie, sadece sevdiği kadını ve lokomotifini geri almakla kalmayacak, aynı zamanda savaşın gidişatını değiştirecek bir kahramanlık sergileyecektir.
Sessiz sinemanın dahi ismi Buster Keaton, Johnnie Gray rolünde kariyerinin en ikonik performansını sergiliyor. "Büyük Taş Yüz" olarak bilinen Keaton, en tehlikeli aksiyon sahnelerinde bile ifadesini bozmadan sergilediği fiziksel becerisiyle izleyiciyi büyülüyor. Filmdeki tüm akrobatik hareketleri bizzat kendisi yapan Keaton, dublör kullanmadan gerçekleştirdiği bu sahnelerle sinema tarihinin en cesur oyuncularından biri olduğunu kanıtlıyor.
Marion Mack, Annabelle Lee rolünde Keaton’ın komedi tarzına uyum sağlayan, zaman zaman sakarlıklarıyla hikâyeye neşe katan başarılı bir performans sergiliyor. Filmdeki askerler ve yan karakterler, o dönemin savaş atmosferini yansıtan birer figür olmanın ötesinde, Keaton’ın kurduğu devasa koreografinin kusursuz parçaları olarak işlev görüyorlar.
The General, vizyona girdiği dönemde hak ettiği değeri göremese de bugün sinema tarihinin en büyük başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Buster Keaton’ın yönetmenlik dehası, özellikle hareketli kamera kullanımı ve devasa ölçekli prodüksiyonuyla dönemin çok ötesindedir. Filmde kullanılan gerçek tren kazası sahnesi, sessiz sinema döneminin en pahalı tekil çekimi olarak tarihe geçmiştir. Komedi, aksiyon ve tarihi dramın bu kadar kusursuz bir dengede buluştuğu nadir yapımlardan biridir.
Aksiyon sinemasının kökenlerini merak eden, görsel komedinin (slapstick) zirve noktasını görmek isteyen ve sinematografik açıdan kusursuz bir sessiz film arayan herkes bu yapımı izlemelidir. Eğer trenleri, tarihi savaş atmosferlerini ve kahramanın fiziksel becerileriyle ön plana çıktığı hikâyeleri seviyorsanız, The General sizin için bir başyapıt olacaktır. Modern aksiyon filmlerindeki koreografilerin atası sayılan bu yapım, her sinefilin listesinde en üstte yer almalıdır.
Bu filmi izlemek için en büyük neden, Buster Keaton’ın hayal gücü ve cesaretidir. CGI teknolojisinin olmadığı bir çağda, devasa trenlerin üzerinde çekilen o tehlikeli sahnelerin gerçekçiliği bugün bile izleyiciyi heyecanlandırmayı başarır. Ayrıca film, hikâyesini tek bir kelime bile etmeden sadece görsel dille bu kadar akıcı ve heyecan verici anlatabilmesiyle sinemanın gücünü kanıtlar. Bir sanatçının vizyonu uğruna neler yapabileceğini görmek için The General eşsiz bir örnektir.
Azim ve Kararlılık: Bir insanın imkansız görünen bir görevi, sadece zekası ve fiziksel gücüyle başarma çabası.
Aşk ve Bağlılık: Sevilen kişi ve tutkuyla bağlı olunan bir nesne (lokomotif) uğruna her şeyi göze almak.
Savaşın Absürtlüğü: Savaşın kaosunun, bireysel bir mücadele içinde bazen komik bazen de trajik bir hal alması.
Buster Keaton’ın bu stilini sevdiyseniz, yine bir teknik deha örneği olan Sherlock Jr. veya Charlie Chaplin’in toplumsal eleştiri içeren Modern Zamanlar filmi ilginizi çekebilir. Tren üzerindeki aksiyon sahneleri için modern bir karşılaştırma arayanlar, Mad Max: Fury Road filminin kurgusal yapısında The General’dan izler bulabilirler. Ayrıca sessiz dönemin bir diğer klasiği olan Harold Lloyd imzalı Safety Last! da benzer bir fiziksel beceri sunar.
Filmde bir köprünün üzerinden nehre düşen gerçek bir trenin çekildiği sahne, sinema tarihindeki en pahalı sessiz film sahnesi olarak bilinir ve kaza sonrası o enkaz yıllarca orada bırakılmıştır.
Buster Keaton, çekimler sırasında gerçek tüfekler ve mühimmat kullanarak savaş sahnelerinin olabildiğince otantik görünmesini sağlamıştır.
Film, vizyona girdiğinde hem eleştirmenler hem de seyirci tarafından soğuk karşılanmış, bu durum Keaton’ın bağımsız kariyerinin sarsılmasına neden olmuştur; ancak yıllar sonra "tüm zamanların en iyi filmleri" listelerine girmiştir.
Evet, filmde yanan bir köprünün üzerinden düşen lokomotif sahnesi tamamen gerçektir. Minyatür kullanılmamış, gerçek bir lokomotif köprüden aşağı bırakılmıştır.
Keaton, sahneler ne kadar komik veya tehlikeli olursa olsun, asla yüz ifadesini bozmamasıyla tanınır. Bu ciddiyet, onun fiziksel komedisinin en ayırt edici ve komik özelliğidir.
Film, 1862 yılında Amerikan İç Savaşı sırasında gerçekleşen ve "Büyük Lokomotif Takibi" (Great Locomotive Chase) olarak bilinen gerçek bir olaya dayanmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...