
Savaş, Komedi, Dram

Portia Thornton

George Thornton

Nora Thornton

Edward Thornton

Joseph Thornton

Dr Mouldy
Griffin Midge

Roger Midge

Felicity Midge
Railway Worker
Film, Londra'nın kozmopolit yapısında yaşayan dört farklı ailenin ve bireyin hayatına odaklanır. Hikâyenin merkezinde, Bosna'dan kaçıp İngiltere'ye gelen mülteciler ile onların gelişiyle hayatları değişen Londralılar vardır. Ancak film, bu ağır konuyu klasik bir kurban edebiyatı yerine, absürt tesadüfler ve kara mizahla dolu bir dille işler.
Bir uyuşturucu bağımlısı, savaş muhabiri bir doktor, ırkçı bir holigan ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bir mülteci... Birbirinden tamamen zıt bu karakterler, kaderin cilvesiyle hastanelerde, sokaklarda ve beklenmedik mekanlarda bir araya gelirler. Film, savaşın sadece cephede değil, metropollerin kalbinde ve insanların ruhunda da devam ettiğini gösterirken, insanlığın en karanlık ve en "güzel" (beautiful) yanlarını aynı potada eritiyor.
Filmin kadrosu, İngiliz bağımsız sinemasının yetenekli isimlerinden oluşuyor. Charlotte Coleman, Charles Edwards ve Danny Nussbaum gibi oyuncular, karakterlerin hem uçlardaki davranışlarını hem de insani zaaflarını büyük bir samimiyetle canlandırıyorlar.
Yönetmen Jasmin Dizdar, profesyonel oyuncuların yanına kattığı gerçekçi tiplerle, Londra'nın o dönemki çok kültürlü ve kaotik atmosferini editoryal bir titizlikle yansıtıyor. Oyuncuların her biri, savaşın yarattığı yıkımı bazen bir bakışla, bazen de absürt bir kahkahayla izleyiciye hissettirmeyi başarıyor.
Jasmin Dizdar'ın yazıp yönettiği bu yapım, 1999 Cannes Film Festivali'nde "Un Certain Regard" (Belirli Bir Bakış) ödülünü kazanarak uluslararası arenada büyük yankı uyandırmıştır. Film, Robert Altman tarzı çok karakterli anlatımı, Balkan sinemasının o meşhur "gülünç olanla acıklı olanın iç içeliği" ile birleştiriyor. Savaşın dehşetini Londra'nın banliyölerine taşıyan yönetmen, izleyiciye şoke edici sahneler sunarken aynı zamanda umut dolu anlar bırakmayı da ihmal etmiyor.
Çok karakterli hikâyeleri (Short Cuts, Magnolia gibi) sevenler, kara mizahın dramla harmanlandığı yapımlardan hoşlananlar ve Avrupa sineması tutkunları için bu film gizli bir hazinedir. Savaşın toplumsal ve bireysel etkilerini farklı bir perspektiften görmek isteyen her sinemasever bu yapıma şans vermelidir. Eğer standart Hollywood anlatısının dışına çıkıp, daha "ham" ve dürüst bir hikâye arıyorsanız, Beautiful People sizi etkileyecektir.
Bu film, benzeri savaş temalı yapımların aksine, mülteci meselesini ve kültürel çatışmayı didaktik olmadan, hayatın içinden bir dille anlatıyor. Absürt sahneleriyle sizi güldürürken, bir sonraki sahnede kalbinizi parçalayabiliyor. İnsan ruhunun en zor şartlarda bile nasıl dayanışma kurabildiğini ve "öteki" kavramının nasıl yıkılabileceğini göstermesi açısından oldukça değerli bir eserdir.
Kesişen Kaderler: Birbirini tanımayan insanların tesadüfler zinciriyle birleşen hayatları.
Savaşın Gölgesi: Cepheden uzakta bile savaşın insanlar üzerindeki kalıcı psikolojik etkileri.
Önyargı ve Empati: Yabancı düşmanlığının, bireysel tanışıklıklarla nasıl empatiye dönüştüğü.
Yaşamın Absürtlüğü: Trajedinin ortasında beliren komik ve anlamsız durumlar.
Eğer bu filmin tarzını sevdiyseniz, yine Bosna Savaşı'nın etkilerini absürt bir dille anlatan Danis Tanović imzalı No Man's Land (Tarafsız Bölge) veya Emir Kusturica’nın Underground (Yeraltı) filmleri ilginizi çekebilir. Londra sokaklarında geçen çok karakterli bir dram için ise Love Actually (daha romantik bir tonda olsa da yapısal olarak benzerdir) bir seçenek olabilir.
Yönetmen Jasmin Dizdar, filmi çekerken Bosna'daki kendi deneyimlerinden ve gözlemlerinden esinlenmiştir.
Film, İngiliz film eleştirmenleri tarafından "90'ların en özgün İngiliz yapımlarından biri" olarak tanımlanmıştır.
Filmdeki sahnelerden biri, bir uyuşturucu bağımlısının yanlışlıkla Bosna'ya giden bir yardım uçağına binmesini konu alır ki bu, filmin absürt mizah anlayışının en uç örneğidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...