

Beetlejuice

Lydia

Delia

Astrid

Rory

Jackson

Delores

Jeremy

Bob - Shrinker

Richard
Sinema tarihinin en ikonik ve "uslanmaz" hayaletlerinden biri olan Betelgeuse, on yıllar sonra yeniden aramızda. Hikâye, Deetz ailesinin beklenmedik bir ölümün ardından Winter River’daki evlerine geri dönmesiyle fitilleniyor. Artık bir yetişkin olan ve kendi doğaüstü televizyon programını sunan Lydia Deetz, geçmişin gölgelerinden kurtulmaya çalışırken; asi kızı Astrid’in çatı katındaki gizemli kasaba maketini keşfetmesiyle işler kontrolden çıkıyor. Astrid’in merakı, Öbür Dünya’ya açılan kapının yanlışlıkla aralanmasına neden olunca, "ismini üç kez söylemenin" zamanı tekrar geliyor.
Film, sadece yaşayanların dünyasında değil, Öbür Dünya'nın bürokratik ve absürt koridorlarında da devasa bir kargaşayı odağına alıyor. Betelgeuse, bir yandan Lydia ile yarım kalan evlilik hayallerini gerçekleştirmeye çalışırken, diğer yandan kendi geçmişinden gelen intikamcı bir tehditle, eski eşi Delores ile uğraşmak zorundadır. Görsel bir şölen sunan bu fantastik film, izleyiciyi Burton’ın o meşhur, tuhaf ve bir o kadar eğlenceli estetik dünyasının tam ortasına bırakıyor.
Michael Keaton, aradan geçen yıllara rağmen karakterin o manik enerjisinden ve iğrenç mizahından hiçbir şey kaybetmediğini kanıtlayarak Betelgeuse rolünde yine devleşiyor. Winona Ryder, Lydia Deetz karakterinin o melankolik ama güçlü duruşunu olgunlukla harmanlarken; Catherine O’Hara’nın performansındaki komedi zamanlaması filmin en parlak noktalarından birini oluşturuyor.
Kadroya yeni katılan ve son dönemin yükselen yıldızı olan Jenna Ortega, Astrid rolüyle hikayeye taze bir soluk getiriyor. Astrid’in annesiyle olan çatışması, filmin duygusal derinliğini besliyor. Ayrıca Monica Bellucci, ruh emici bir kült lideri olan Delores rolünde gotik bir estetik sunarken; Willem Dafoe ise Öbür Dünya’nın "oyuncu-dedektifi" Wolf Jackson olarak karşımıza çıkarak filme ayrı bir renk katıyor.
Yönetmen Tim Burton, bu devam filminde köklerine sadık kalarak pratik efektlerin, animatroniklerin ve el yapımı makyajların büyüsünü dijital efektlerin önüne koyuyor. Filmin temposu, ilk yapımdaki o anarşik ruhu korurken, hikaye anlatımı bugünün sinema diliyle başarılı bir şekilde güncellenmiş. Danny Elfman’ın ikonik besteleriyle taçlanan yapım, sadece bir devam filmi değil, Burton sinemasına yazılmış bir aşk mektubu niteliğinde.
80’li yılların o kendine has atmosferini özleyen nostalji tutkunları ve Tim Burton’ın gotik masallarından vazgeçemeyenler için bu film tam bir görsel şölen. Hem korku öğeleri içeren hem de kahkaha attıran bir korku komedi arayanlar ile fantastik evrenlerin hayranı olan sinemaseverler için yılın en keyifli macera filmi deneyimlerinden biri sizi bekliyor.
Bu film, Hollywood'un son yıllardaki ruhsuz devam filmi trendine inat, karakterlerine ve evrenine saygı duyan bir yapıya sahip. Michael Keaton’ın performansındaki eşsizlik ve Burton’ın hayal gücünden fırlayan o grotesk ama sevimli canlı tasarımları için bile izlenmeye değer. Ayrıca, ilk filmin o meşhur "muzip kaosu" modern teknolojiyle birleşince ortaya çıkan sonuç oldukça tatmin edici.
Aile Bağları: Üç kuşak Deetz kadınının arasındaki çatışma ve nihayetinde kurulan dayanışma.
Ölüm ve Ötesi: Hayatın sonrasına dair absürt, bürokratik ve eğlenceli bir bakış açısı.
Kader ve Geçmiş: Geçmişteki hataların ve yarım kalmış hesapların gün yüzüne çıkması.
Kabulleniş: Lydia’nın kendi yetenekleri ve geçmişiyle barışma süreci.
Eğer Beterböcek’in o tuhaf dünyasını sevdiyseniz, yönetmenin diğer başyapıtları olan Makas Eller (Edward Scissorhands) ve Büyük Balık (Big Fish) filmlerine mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca, benzer bir gotik atmosfer ve kara mizah sunan Addams Ailesi serisi de izleme listeniz için harika bir bilim kurgu filmi veya fantastik film alternatifi olabilir.
Tim Burton, bu devam filmini çekmek için yapay zeka yerine mümkün olduğunca pratik efektler ve kuklalar kullanmayı şart koştu.
Jenna Ortega ve Tim Burton, bu filmden önce Netflix'in popüler dizisi Wednesday projesinde de birlikte çalışmışlardı.
Filmde yer alan Charles Deetz'in ölüm sahnesi, Jeffrey Jones'un yer almaması nedeniyle yaratıcı bir stop-motion animasyon tekniğiyle anlatıldı.
Yönetmen, hikayeyi taze tutmak ve Deetz ailesinin kadınlarına odaklanmak istediği için bazı karakterlere yer verilmedi; ancak ana kadro büyük oranda korunmuş durumda.
Başlangıçta annesinin bu yeteneklerine şüpheyle yaklaşan Astrid, yaşadığı olaylar zinciriyle kendi mirasını keşfetmek zorunda kalıyor.
İlki kadar bağımsız bir hikaye sunsa da, karakterlerin geçmişindeki travmaları ve esprileri tam anlamıyla yakalamak için orijinal filmi izlemeniz önerilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...