

Rachel Friedmann

Ali Ben Attia

Alice

Leïla

Louana Friedmann

Vincent

Dylan Leklou

Paul

Monsieur Friedmann

Madame Roucheray
Başkalarının Çocukları, 40'lı yaşlarının başında, hayatından memnun bir öğretmen olan Rachel’ın hikayesini odağına alıyor. Yeni tanıştığı Ali’ye aşık olan Rachel, sadece bir adamla değil, onun dört yaşındaki kızı Leila ile de bir bağ kurmaya başlar. Rachel, Leila’yı kendi kızıymış gibi benimseyip onun hayatının bir parçası haline geldikçe, "başkasının çocuğu" ile kurulan bu sevgi bağının ne kadar kırılgan ve sınırlı olduğunu fark etmeye başlar.
Film, bir kadının çocuk sahibi olma arzusu, biyolojik saatinin tıkırtıları ve üvey anne olma kavramının ötesinde, bir insanın hayatına dahil olmanın getirdiği o ince çizgiyi sarsıcı bir nezaketle işliyor. Rebecca Zlotowski imzalı yapım, toplumsal beklentiler ile bireysel mutluluk arasındaki çatışmayı, klişelere düşmeden, son derece modern ve samimi bir dille beyazperdeye taşıyor. Başkalarının Çocukları izle arayışındaki izleyicileri, duygusal derinliği yüksek ve her karakterin haklılığını koruduğu zarif bir anlatı bekliyor.
Filmin başrolünde, Fransız sinemasının en karizmatik aktrislerinden Virginie Efira yer alıyor. Efira, Rachel karakterinin neşesini, tutkusunu ve içten içe yaşadığı hüzne dönüşen o büyük sevgiyi olağanüstü bir doğallıkla sergiliyor. Oyuncu, bir kadının anne olmadan da duyabileceği o evrensel şefkati izleyicinin ruhuna işliyor.
Ali rolündeki Roschdy Zem, geçmişiyle bugünü arasında denge kurmaya çalışan bir baba olarak Efira ile müthiş bir kimya yakalıyor. Filmin gizli kahramanı ise küçük Leila rolündeki Callie Ferreira-Gonçalves; çocuksu masumiyetiyle Rachel’ın hayatındaki en büyük değişim faktörü haline geliyor. Ayrıca yönetmen Frederick Wiseman’ın konuk oyuncu olarak yer alması sinemaseverler için hoş bir sürpriz oluşturuyor.
Yönetmen Rebecca Zlotowski, bu yapımla kadınlık deneyimine dair çok az konuşulan bir alana, "başkalarının çocuklarını sevme" meselesine cesur bir bakış atıyor. Film, melodramatik tuzaklara düşmek yerine, hayatın içinden gelen küçük anları ve sessiz vedaları yüceltiyor. Görsel diliyle Paris’in romantik ama bir o kadar da melankolik atmosferini yansıtan yapım, temposunu karakterlerin duygusal gelgitlerine göre ustalıkla ayarlıyor.
İnsan ilişkilerinin karmaşıklığına, aile kavramının modern tanımlarına ve modern kadının toplumdaki yerine dair derinlikli hikayelerden hoşlananlar bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer duygusal zekası yüksek, karakter odaklı dram filmleri sizin için öncelikliyse, bu yapım sizi tatmin edecektir. Aynı zamanda Fransız sineması estetiğine ve Virginie Efira’nın güçlü oyunculuğuna ilgi duyanlar için de kaçırılmayacak bir seçenek.
Film, sinemada genellikle "kötü üvey anne" ya da "kutsal anne" olarak çizilen tek boyutlu kadın karakterlerin dışına çıktığı için izlenmeli. Rachel’ın yaşadığı deneyim o kadar insani ve tanıdık ki, izleyici kendisini karakterin yerine koymaktan alıkoyamıyor. Sevginin sadece sahip olmak değil, bazen de bırakabilmek olduğunu hatırlatan bu film, kalbe dokunan ama asla sömürmeyen bir etkiye sahip.
Emanet Sevgi: Biyolojik bağı olmayan bir çocukla kurulan bağın sınırları ve bu bağın sona erme riski.
Kadınlık ve Annelik: Toplumun kadınlara yüklediği annelik rolü ve biyolojik saatin yarattığı baskı.
Modern Aile: Boşanma sonrası kurulan yeni ilişkilerde, eski eşlerin ve çocukların bu yeni yapıdaki yeri.
Bu filmin zarif ve gerçekçi üslubunu sevdiyseniz, yine bir kadının hayatındaki dönüm noktalarını işleyen Kötü Dünyadaki En Kötü Kişi (The Worst Person in the World) filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca annelik ve fedakarlık temalarını farklı bir yerden ele alan Hangi Kadın (Celle que vous croyez) da benzer bir duygusal atmosfer sunabilir.
Film, prömiyerini 2022 Venedik Film Festivali'nin ana yarışma bölümünde gerçekleştirmiş ve büyük beğeni toplamıştır.
Yönetmen Rebecca Zlotowski, senaryoyu yazarken kendi hayatındaki deneyimlerden ve 40'lı yaşlarda bir kadın olarak hissettiklerinden esinlenmiştir.
Virginie Efira, bu filmdeki performansıyla Lumières Ödülleri'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görülmüştür.
Hayır, film bir aşkla başlasa da temelinde bir kadının partnerinin çocuğuyla kurduğu bağın yarattığı duygusal süreçleri ve bu sürecin kendi hayatındaki etkilerini anlatır.
Film, hayatın kendisi gibi hem hüzünlü hem de umut verici anlar barındırıyor; klasik bir mutlu sondan ziyade gerçekçi bir kapanış sunuyor.
Evet, Rachel’ın öğretmen olması, onun genel olarak çocuklarla olan bağını ve onlara yaklaşımındaki şefkatli tutumunu destekleyen bir detaydır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...