

James Bond

Dr. Holly Goodhead

Hugo Drax

Jaws

Corinne Dufour

M

Sir Frederick Gray

Q

Miss Moneypenny

Cha
İngiliz hükümetine ait "Moonraker" adlı uzay mekiği, taşıma sırasında gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olayı araştırmakla görevlendirilen efsanevi ajan 007 James Bond, ipuçlarını takip ederek devasa bir teknoloji imparatorluğunun sahibi olan Hugo Drax’a ulaşır. Kaliforniya’dan Venedik’e, oradan Rio de Janeiro’nun egzotik sokaklarına uzanan bu macera, Bond’un Drax’ın asıl niyetini anlamasıyla bambaşka bir boyut kazanır.
Drax, "kusursuz" bir insan ırkı seçerek yörüngedeki gizli bir uzay istasyonunda yeni bir medeniyet kurmayı ve ardından dünyadaki mevcut tüm yaşamı zehirli bir gazla yok etmeyi planlamaktadır. Bond, CIA ajanı Holly Goodhead ile güçlerini birleştirerek, bu felaketi durdurmak için atmosferin sınırlarını aşmak ve uzayın derinliklerinde amansız bir savaşa girmek zorundadır.
James Bond rolünde dördüncü kez karşımıza çıkan Roger Moore, karaktere özgü mizahı ve şıklığıyla yine göz dolduruyor. Moore’un Bond yorumu, bu filmde bilim kurgu unsurlarıyla birleşerek seriye daha hafif ve eğlenceli bir hava katıyor. Bond kızı olarak Dr. Holly Goodhead rolünde Lois Chiles, zekası ve becerisiyle 007’ye eş değer bir müttefik portresi çiziyor. Serinin unutulmaz kötüsü "Jaws" (Demir Diş) rolünde Richard Kiel, fiziksel heybetiyle geri dönerken, filmin ana kötü adamı Hugo Drax rolündeki Michael Lonsdale, soğukkanlı ve kibirli performansıyla dikkat çekiyor.
Lewis Gilbert tarafından yönetilen 1979 yapımı Moonraker, Star Wars’un yarattığı uzay çılgınlığı döneminde çekilmiş ve Bond serisini kelimenin tam anlamıyla "yıldızlara" taşımıştır. Film, o dönem için devrim niteliğinde olan görsel efektleri sayesinde En İyi Görsel Efekt dalında Oscar adaylığı elde etmiştir. Klasik casusluk ögelerinin uzay operasıyla birleştiği yapım, serinin en yüksek bütçeli ve en fantastik halkalarından biri olarak kabul edilir. Venedik’teki gondol sahneleri ve Rio’daki teleferik dövüşü, aksiyon sinemasının unutulmaz anları arasındadır.
Casusluk türünü teknolojik oyuncaklar ve bilim kurguyla harmanlamayı sevenler için Moonraker, eşsiz bir eğlence sunar. James Bond hayranlarının yanı sıra 70’lerin retro-fütüristik atmosferine ilgi duyanlar bu filmi mutlaka izlemelidir. Animasyon filmleri kadar renkli karakterlere ve hayal gücünü zorlayan mekanlara sahip olması, onu klasik Bond filmlerinden ayıran en büyük özelliktir. Her yaştan aksiyon sever için heyecan dolu bir seyirlik vaat eder.
007’nin lazer silahlarıyla uzayda savaştığı tek film olma özelliğini taşıyan Moonraker, serinin en cüretkar deneylerinden biridir. Muazzam prodüksiyon tasarımı, egzotik dünya lokasyonları ve Ken Adam imzalı büyüleyici uzay istasyonu setleri, filmi görsel bir şölene dönüştürür. Ayrıca serinin ikonik devi Jaws’ın karakter gelişimindeki şaşırtıcı dönüşümü izlemek için bile bu filme şans verilmelidir.
Küresel Tehdit: Tek bir adamın teknolojik gücü kullanarak tüm dünyayı rehin alma arzusu.
Teknoloji ve Doğa: İleri teknolojinin yıkıcı bir silah olarak kullanılmasına karşı insan zekasının zaferi.
Yolculuk ve Macera: Farklı kıtalar arasında süregelen, casusluğun sınırlarını zorlayan bir arayış.
Bond’un teknolojik ve epik maceralarını sevdiyseniz, şu yapımları da listenize ekleyebilirsiniz:
The Spy Who Loved Me (1977): Sualtı dünyasına odaklanan bir diğer büyük ölçekli Roger Moore klasiğidir.
You Only Live Twice (1967): Sean Connery’nin uzay ve roket temasını işleyen Bond macerasıdır.
GoldenEye (1995): Teknolojik bir silahın peşindeki modern bir Bond aksiyonudur.
Moonraker, 2002 yılındaki Die Another Day filmine kadar Bond serisinin dünya çapında en çok hasılat yapan filmi ünvanını korumuştur. Rio de Janeiro’daki teleferik sahnesinin çekimleri sırasında, dublör Richard Graydon’ın neredeyse düşerek hayatını kaybetme tehlikesi atlattığı bilinir. Ayrıca film, NASA’nın ilk uzay mekiği uçuşundan iki yıl önce gösterime girmesine rağmen, mekiklerin tasarımını şaşırtıcı bir isabetle öngörmüştür.
Bond filmde kurgusal bir uzay istasyonunda ve özel uzay kıyafetleri içinde mücadele etmektedir; yani gerçekçi bir atmosferik koruma kurgusu korunmuştur.
Evet, film Ian Fleming’in 1955 yılında yazdığı aynı adlı romandan esinlenmiştir; ancak filmdeki uzay teması kitabın hikâyesinden oldukça farklı ve daha moderndir.
Karakterin ürkütücü ve gizemli havasını korumak için diyalogsuz bir dev olarak tasarlanmıştır; ancak filmin finalinde tek bir cümlesiyle hayranlarını şaşırtacaktır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...