

Murat

Duygu

Alper

Eliz

Hakan

Anne

Baba

Gastronomi Sınıfı Şefi

Yarışma Sunucusu

Murat (Küçüklüğü)
Duygu ve Murat, çocukluklarından beri birbirine aşık olan iki gençtir. Üniversiteden mezun olurken Murat, Duygu’ya evlenme teklifi eder. Ancak Duygu’nun gerçekleştirmek istediği hayalleri ve kendince haklı sebepleri vardır; teklifi reddeder ve Murat’a bir anlaşma teklif eder: "Eğer beş yıl sonra ikimiz de hala bekarsak, o zaman evleneceğiz."
Beş yıl geçer ve Murat, Duygu’yu arayarak o büyük haberi verir: Evleniyordur. Duygu, bu haberi duyduğunda kalbinin hala Murat için attığını fark eder ve düğünü engellemek ya da aşkını geri kazanmak için harekete geçer. Ancak hikaye ilerledikçe, Duygu’nun beş yıl önce Murat’ı neden bıraktığının arkasındaki sarsıcı gerçek ortaya çıkar. Film, ismindeki gibi hayatın tüm tatlarını (acı, tatlı ve ekşi) spoilersız bir şekilde izleyiciye sunuyor.
Filmin en büyük gücü, başrol oyuncularının arasındaki muazzam kimyadır:
Özge Özpirinçci (Duygu): Karakterin neşesini, inadını ve yaşadığı büyük acıyı o kadar doğal bir performansla yansıtıyor ki, izleyiciyle çok güçlü bir bağ kuruyor.
Buğra Gülsoy (Murat): Hem aşık hem de kırgın bir adamın değişimini başarıyla canlandırıyor. (Ayrıca filmin senaryosu da Buğra Gülsoy’a aittir.)
Yusuf Akgün: Hikayenin kilit noktalarında yer alan önemli bir karakteri canlandırıyor.
Gözde Türkpençe, Füsun Demirel ve Osman Alkaş: Kadroya derinlik ve tecrübe katan usta isimler.
Yönetmen Andaç Haznedaroğlu, filmi klasik bir aşk filmi kalıbından çıkarıp estetik bir sinema diline kavuşturmuş. Özellikle İstanbul’un ve hikayenin geçtiği diğer mekanların kullanımı, sahnelerin duygusal yükünü artırıyor. Film, ilk yarısında enerjik ve umut dolu bir romantik komedi tadındayken, ikinci yarısında ağır ve etkileyici bir dram filmine dönüşüyor.
Sinematografik açıdan sıcak renklerin kullanımı, Duygu ve Murat’ın aşkının samimiyetini pekiştiriyor. Bir yerli film olarak duygusal dürüstlüğüyle öne çıkan yapım, teknik anlamda müzik seçimleriyle (özellikle filmin ruhuna işleyen melodilerle) izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Bir platform filmi olarak dijital mecralarda hala en çok izlenen Türk dramları arasında yer alıyor.
"Gerçek aşk her zorluğa göğüs gerer mi?" veya "Sevdiğin için ondan vazgeçebilir misin?" sorularını sormayı sevenler için bu film bir başyapıt. Eğer Issız Adam veya İncir Reçeli gibi izledikten sonra etkisinden çıkamayacağınız, mendilleri hazırlamanız gereken hikayeleri seviyorsanız Acı Tatlı Ekşi tam size göre.
Film, fedakarlığın ve sevginin sadece birlikte olmak değil, bazen birbirini korumak için ayrı kalmak olduğunu çok naif bir şekilde anlatıyor. Nicole Kidman’ın Destroyer’daki o çiğ ve sert hayat mücadelesinin aksine; burada her şey daha duygusal, daha kırılgan ama bir o kadar da yıkıcı bir gerçeklik üzerine kurulu. Özge Özpirinçci’nin final performansındaki o samimiyet bile tek başına izlemek için yeterli bir sebep.
Zamanlama: Hayatın getirdiği fırsatların ve kayıpların doğru zamanda karşılanıp karşılanmadığı.
Fedakarlık: Sevdiğin kişinin geleceği için kendi mutluluğundan vazgeçebilme.
Sırlar: Birini korumak amacıyla saklanan gerçeklerin yarattığı yük.
Büyümek: Saf çocukluk aşkının hayatın gerçekleriyle olgunlaşması.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...