Sinema Salonları
Atlas 1948 - İstanbul (Avrupa)
Atlas 1948
Bu Salonda Gösterimde Olan Filmler

La La Land, hayallerin şehri Los Angeles'ta yolları kesişen tutkulu bir caz piyanisti ile oyuncu olma hayali kuran genç bir kadının, aşk ve kariyer arasındaki büyüleyici ve bir o kadar da hüzünlü hikayesini anlatıyor.

Harry Potter ve Felsefe Taşı, sıradan hayatı Hogwarts'tan gelen mektupla değişen Harry'nin sihirli dünyaya ilk adımını konu alıyor. Yeni dostluklar ve gizemli bir serüven onu bekliyor.

Pina, efsanevi koreograf Pina Bausch’un devrim niteliğindeki dans mirasına adanmış, bedenin ve ruhun sınırlarını zorlayan büyüleyici bir görsel şölendir.

Hong Kong’lu yönetmen Wong Kar Wai İngilizce olarak çektiği ilk filmi, gönül yarası ve yeni başlangıç arasındaki mesafede dramatik bir gezintiye çıkarıyor. Kalbi kırılan Elizabeth (Norah Jones) yaşadıklarının ardından hayatındaki her şeyi, rüyasını ve duygusal olarak yakınlaşmaya başladığı arkadaşı Jeremy’i (Jude Law) geride bırakarak kırık kalbini düzeltebilecek bir şeyler bulmak amacıyla Amerika boyunca bir yolculuğa çıkmaya karar veriyor.Seyahati boyunca garsonluk yapıyor ve Memphis’te kendisinden çok daha fazla üzüntülü ve sorun yaşayan bir polis Arnie (David Strathain) ve eşi Sue Lynne( Rachel Weisz) ve babasıyla sorunları olan, kumarbaz Leslie (Natalie Portman) ile tanışıyor. Elizabeth bu kişileri tanıdıkça yalnızlığın ve yoksunluğun gerçek derinliğine tanık oluyor ve aslında bu yolculuğun aradığının bir parçası olduğunu anlamaya başlıyor.

Persepolis, sadece bir animasyon değil; bir genç kızın büyüme sancılarını, bir ülkenin kimlik değişimini ve sürgünde olmanın o dinmeyen sızısını siyah-beyazın keskin zarafetiyle anlatan modern bir başyapıttır.

Yeşil Şövalye, Kral Arthur’un yeğeni Sir Gawain’in gizemli ve devasa bir yabancıyla yüzleşmek üzere çıktığı epik, görsel bir şölen sunan karanlık bir yolculuğu anlatıyor.


Komşum Totoro, yeni evlerinin yakınındaki ormanda büyülü yaratık Totoro ile dostluk kuran iki kız kardeşin hikayesi. Miyazaki'den masalsı bir aile filmi.

Sekiz Buçuk, sinema tarihinin gelmiş geçmiş en büyük başyapıtlarından biri olarak kabul edilen, yaratıcılık krizine giren bir yönetmenin zihin kıvrımlarında dolaşan, düş ile gerçeğin birbirine geçtiği bir görsel senfonidir.

Prenses Mononoke, lanetli bir prens olan Ashitaka'nın, doğa ile insanlar arasındaki kadim savaşı durdurma arayışını konu alır. Epik bir fantastik macera.

Spirited Away, Chihiro'nun ailesiyle yeni kasabaya taşınırken girdiği tünelde başlayan fantastik macerasını konu alır. Ailesi kaybolunca, onları kurtarmak için büyülü bir dünyada mücadele eder.

Yürüyen Şato, genç Sophie'nin bir cadının büyüsüyle yaşlı bir kadına dönüşmesini ve Howl adlı büyücünün şatosunda kaderini değiştirmeye çalışmasını konu alıyor. Fantastik bir maceraya hazır olun.

Küçük Deniz Kızı Ponyo, efsanevi yönetmen Hayao Miyazaki’nin kaleminden çıkan, insan olmayı arzulayan küçük bir balık kız ile beş yaşındaki bir çocuğun saf dostluğunu anlatan bir başyapıttır.

Yıl 2022. Eski bir Deniz Piyadesi Kaptanı olan John Robbins (Ray Liotta), üstünü öldürdüğü için hüküm giymiş ve Gardiyan (Michael Lerner) tarafından yönetilen gizli ve uzak bir hapishane adasına sürgün edilmiştir. En tehliklei suçlularının yaşadığı bu geleceğin hapishanesinde Robbins, doğanın ve diğer mahkumların insafına terk edilir. Adanın iki gruba bölündüğünü keşfeder: Acımasız ve kan dökücü Marek (Stuart Wilson) tarafından yönetilen Outsiderlar; ve iradeli, merhametli Baba (Lance Henriksen) tarafından yönetilen Insiderlar. Robbins, herhangi bir gruba katılmakla ilgilenmez; tek amacı, kaçışın imkansız olduğu bu adadan kurtulmaktır. Bu amaçla, Outsiderlar'dan güçlü ve yıkıcı bir silah çalar ve iki kamp arasında büyük bir savaş başlatır. Artık kanlı çatışmalar, Robbins'in özgürlüğü tekrar düşünebilmesinden önce birçok can alacaktır. Doğanın insan kadar ölümcül olabildiği bu adada mahsur kalan Robbins'i hayatta tutan tek bir düşünce vardır: Kaçmak... kaçmak... kaçmak.

90’ların ortasında 20 dansçı, üç günlük bir prova için ormandaki yatılı bir okulda bir araya gelir. Birbirini yeni tanıyan ekip provalar dışında da eğlenceli vakit geçirirler. Provalar bitmesinin ardından ayrılmadan önce son bir parti düzenlerler. Fakat içkilerin sayısı arttıkça içlerinden bazıları tuhaf davranışlar sergilemeye başlar. Gençler bir süre sonra tamamen kontrollerini kaybeder. Artık onların içine düştükleri girdaba direnmeleri neredeyse imkansızdır. Müzik, dans, gerilim ve cinsellik dolu bu ortamda kimileri cennette olduğunu hissederken kimileri içinse durum cehennemden farksızdır.

