
Komedi, Dram
Zilli Nazife, Yeşilçam’ın en kendine has kadın karakterlerinden birinin etrafında dönen, hem komik hem de bir o kadar delikanlı bir hikâyeyi beyazperdeye taşıyor. Nazife, eski bir kabadayının kızıdır ve babasından miras kalan sert mizacı, kıvrak zekası ve kimseden korkmayan tavrıyla mahallede nam salmıştır. Kimselere eyvallahı olmayan bu genç kadın, hayatın zorluklarına karşı "erkek fatma" edasıyla göğüs gererken, karşısına hayatını kökten değiştirecek bir adam çıkar.
Karakterimiz, geleneksel kadın rollerine meydan okuyan tavrıyla sadece mahallelinin değil, izleyicinin de gönlünü fetheder. Film, Nazife’nin özgür ruhu ile toplumsal beklentiler arasındaki o ince çizgide yürürken, araya giren yanlış anlaşılmalar, mahalle kavgaları ve nihayetinde filizlenen tutkulu bir aşkla seyir zevki yüksek bir anlatı sunar. Zilli Nazife, 1960’ların İstanbul atmosferini, samimi insan ilişkilerini ve bir kadının "zilliliğinin" aslında ne kadar onurlu bir duruş olabileceğini mizahi bir dille gözler önüne seriyor.
Filmin başrolünde, Türk sinemasının en enerjik ve yetenekli aktrislerinden Fatma Girik yer alıyor. Girik, Nazife karakterine kattığı maskülen enerji ve aynı zamanda gizli feminen zarafetle, performansının zirvesine çıkıyor. Elinde tesbihi, dilinde argosuyla ama kalbinde kocaman merhametiyle Nazife, Fatma Girik’in "erkek Fatma" imajını pekiştiren en önemli rollerinden biridir.
Ona eşlik eden jön ise, Yeşilçam’ın beyefendi ve sert duruşlu oyuncusu Müjdat Gezen (veya dönemin diğer karakteristik yüzleri) değil, bu yapımda ağırlıklı olarak karakter çatışmalarına odaklanılmıştır. Oyuncu kadrosundaki emektar isimler, mahalle kültürünü ve o dönemin saf duygularını yansıtmada oldukça başarılı bir iş çıkarıyorlar. Yan karakterlerin her biri, Nazife’nin etrafındaki renkli mozaiği tamamlayan birer parça niteliğinde.
Yönetmenliğini Memduh Ün’ün üstlendiği film, dram ve komedi unsurlarını dengeli bir şekilde harmanlıyor. Ün, hikâyeyi sadece bir aşk filmi olmaktan çıkarıp, dönemin sosyal yapısına ve kadın figürünün toplumdaki yerine dair ince eleştirilerle donatıyor. Filmin temposu oldukça yüksek; Nazife’nin bir kavgadan çıkıp bir aşka düştüğü sahneler arasındaki geçişler izleyiciyi diri tutuyor. Siyah-beyazın verdiği o nostaljik derinlik, filmin samimiyetini bir kat daha artırıyor.
Yeşilçam’ın altın çağına ilgi duyanlar ve klasikleşmiş nostaljik filmler listesine yeni bir soluk eklemek isteyenler için bu film kaçırılmaması gereken bir eserdir. Güçlü kadın karakterlerin merkezde olduğu hikâyeleri sevenler ve eski İstanbul sokaklarının o bozulmamış dokusunu özleyen yerli film tutkunları, Zilli Nazife’de aradıkları sıcaklığı bulacaklardır.
Zilli Nazife, döneminin "hanımefendi" kalıplarını yıkan, kendi ayakları üzerinde duran ve haksızlığa karşı sesi en çok çıkan bir kadın profilini başarıyla çizdiği için izlenmelidir. Sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda Fatma Girik’in oyunculuk devrimlerinden birine tanıklık etmek için de sinema tarihinde önemli bir duraktır.
Kadın Gücü ve Bağımsızlık: Toplumsal normların dışına çıkan bir kadının var olma mücadelesi.
Mahalle Kültürü: Dayanışma, komşuluk ve eski İstanbul’un delikanlılık raconları.
Aşk ve İnatçılık: Birbirine zıt karakterlerin çatışmasından doğan tutkulu bir bağ.
Baba-Kız İlişkisi: Bir kabadayı babanın mirasıyla yaşamanın getirdiği sorumluluklar.
Eğer Nazife’nin o sert ama altın kalpli karakterini sevdiyseniz, yine Fatma Girik’in unutulmaz performanslarından biri olan Ezo Gelin veya mahalle kültürünün mizahi yönünü ele alan Ah Güzel İstanbul gibi yapımları da listenize ekleyebilirsiniz. Benzer bir kadın direnişini ve enerjisini Şoför Nebahat filminde de bulmanız mümkündür.
Film, Fatma Girik ve Memduh Ün iş birliğinin en verimli örneklerinden biri olarak kabul edilir.
"Zilli" lakabı, Nazife’nin yerinde duramayan, fıkır fıkır ve kavgacı yapısına atıfta bulunmak için kullanılmıştır.
Çekimler sırasında Fatma Girik, karakterin inandırıcılığını artırmak için kabadayı jargonuna dair özel çalışmalar yapmıştır.
Hayır, Zilli Nazife 1967 yapımı bir siyah-beyaz filmdir; ancak bu durum filmin duygusal derinliğini ve dönem atmosferini daha iyi yansıtmaktadır.
Yeşilçam geleneklerine uygun olarak filmde dublaj kullanılmıştır; ancak Girik’in mimikleri ve fiziksel performansı seslendirmeyle kusursuz bir uyum içerisindedir.
Film, doğrudan bir kitaptan uyarlanmamış olup, Yeşilçam’ın o dönemdeki popüler "fırtına gibi kadın" temalarından esinlenerek senaryolaştırılmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...