
Romantik, Dram, Müzik, Komedi
Türk sinemasının en şık ve melodik yapımlarından biri olan bu film, bir tarafta kadınlara güvenmeyen ve onları sadece geçici eğlenceler olarak gören zengin iş adamı Ömer'in, diğer tarafta ise onuru her şeyin önünde olan Zeynep’in dünyasını birleştiriyor. Ömer, girdiği bir iddia uğruna Zeynep’i tavlamaya çalışırken, aslında kendi kalbini bu sert kayaya çarpacağını hesap edemez. Başlarda bir oyun gibi başlayan bu yakınlaşma, yalanların ortaya çıkmasıyla büyük bir hesaplaşmaya dönüşür.
Zeynep, Ömer’in niyetini öğrendiğinde ona unutamayacağı bir ders vermek için kolları sıvar. Artık roller değişmiştir; Ömer aşktan kaçarken kovalar hale gelirken, Zeynep gururundan taviz vermeyen duruşuyla onu adeta büyüler. Boğaz’ın pırıltılı suları altında, lüks köşklerde ve şık davetlerde geçen bu öykü, izleyiciyi 1970'lerin o masalsı ve romantik İstanbul’una davet ederken, aşkın en imkansız hallerini bile mümkün kılan o büyülü Yeşilçam dokusunu hissettirir.
Türkan Şoray, Zeynep karakteriyle perdede adeta devleşiyor. "Sultan" lakabının hakkını veren o asil duruşu, kırgınlığını öfkeyle maskeleyen gururlu kadın imajı, filmi sadece bir romantik komedi olmaktan çıkarıp duygusal bir şölene dönüştürüyor. Şoray’ın bu filmdeki gardırobu ve zarafeti, dönemin moda ikonluğu statüsünü de pekiştirir niteliktedir.
Cüneyt Arkın ise Ömer rolünde, aksiyon filmlerindeki sert imajının aksine, romantik ve karizmatik bir "salon beyefendisi" olarak karşımıza çıkıyor. Çapkın bir erkeğin aşk karşısındaki çaresizliğini ve değişimini, o kendine has bakışlarıyla başarıyla yansıtıyor. Yan rollerde yer alan Münir Özkul gibi usta isimler ise, filme kattıkları sıcaklık ve samimiyetle hikayenin insani yanını güçlendiriyorlar.
Muzaffer Arslan’ın yönetmenliğini yaptığı Arım Balım Peteğim, Yeşilçam’ın "zengin-fakir" veya "nefretten doğan aşk" şablonlarını en estetik şekilde işleyen yapımlardan biridir. Filmin en büyük gücü, görselliği ile müziklerinin kusursuz uyumudur. 1970’lerin İstanbul’unu bir kartpostal güzelliğinde sunan sinematografisi, izleyiciyi o dönemin naifliğine götürür. Film, temposunu hiç düşürmeyen eğlenceli diyalogları ve duygusal zirve noktalarıyla romantik komedi türünün Türk sinemasındaki en başarılı temsilcilerinden biri kabul edilir.
Pırıltılı bir aşk hikayesi izlemek isteyen, nostalji tutkunu tüm sinemaseverler bu filmi listesine almalı. Türkan Şoray ve Cüneyt Arkın gibi iki dev ismi aynı karede görmenin yarattığı o eşsiz ekran sinerjisini özleyenler için bu yapım bulunmaz bir fırsattır. Özellikle eski Türk filmleri hayranları ve romantizmin o eski, nazik halini arayan izleyiciler bu hikayede kendilerinden çok şey bulacaktır.
Bu film, aşkın sadece bir duygu değil, aynı zamanda bir terbiye süreci olduğunu gösterdiği için izlenmelidir. Bir erkeğin kibri ile bir kadının gururu arasındaki o ince çizgide yürüyen senaryo, izleyiciyi hem eğlendirir hem de hüzünlendirir. Filme adını veren ve dillerden düşmeyen o meşhur şarkı eşliğinde geçen sahneler, Türk sinemasının neden bu kadar sevildiğinin en somut kanıtıdır. Modern aşkların hızından yorulanlar için, sabrın ve emeğin sonunda gelen o büyük kavuşma hikayesi adeta bir nefes gibi gelecektir.
Gurur ve Aşk Çatışması: İnsanın onurunu korumak adına kalbine karşı verdiği zorlu savaş.
Kadın-Erkek İlişkilerinde Dürüstlük: Yalan üzerine kurulan ilişkilerin kaçınılmaz yıkımı ve gerçeklerin arındırıcı gücü.
Sınıfsal Zarafet: 70'li yılların elit hayat tarzı içindeki nezaket kuralları ve sosyal ilişkiler.
Eğer bu filmin yarattığı o şık ve romantik atmosferden hoşlandıysanız, yine Türkan Şoray'ın başrolünde olduğu Güllü veya Seni Seviyorum gibi yapımları izleyebilirsiniz. Cüneyt Arkın’ın romantik jön dönemini merak edenler için ise Küçük Hanımefendi serisi harika birer alternatif olacaktır. Bu yapımlar, Türk sinemasının duygusal filmler kategorisindeki en parlak örnekleridir.
Film, ismini dönemin çok sevilen "Arım Balım Peteğim" şarkısından almıştır ve bu şarkı filmle birlikte adeta ölümsüzleşmiştir. Çekimler sırasında Türkan Şoray’ın giydiği kıyafetler o dönem büyük ilgi görmüş ve kadınlar arasında bir moda akımı başlatmıştır. Ayrıca Cüneyt Arkın ve Türkan Şoray’ın nadir bir araya geldiği, uyumun zirve yaptığı projelerden biri olması sebebiyle Yeşilçam tarihinde özel bir yere sahiptir.
Filmde Türkan Şoray'ın canlandırdığı karakterin şarkı sahnelerinde, o dönem pek çok yıldıza sesini veren usta sanatçı Belkıs Özener'in eşsiz yorumu yer almaktadır.
Filmin çekimleri İstanbul'un en seçkin semtlerinde, özellikle Boğaz hattındaki tarihi yalılar ve köşklerde gerçekleştirilerek dönemin aristokrat havası yansıtılmıştır.
Film, Hollywood’un klasik romantik komedi kalıplarından esinlenmiş olsa da, Muzaffer Arslan’ın yorumuyla tamamen yerli ve samimi bir Yeşilçam dokusuna kavuşturulmuştur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...