
Dram, Romantik

Leyla Serap

Murat

Erol

Gürel

-

-

-
-

-

-
Yosma, 1960’lı yılların İstanbul’unda, kaderin rüzgarıyla savrulan ve toplum tarafından ötekileştirilen bir kadının dramını merkezine alıyor. Hikâye, sadece güzelliğiyle değil, hüzünlü bakışlarıyla da dikkat çeken başkarakterin, içine düştüğü zorlu yaşam koşullarından kurtulma çabasını işler. Hayatın acımasız dişlileri arasında ezilmemeye çalışan bu kadın için "yosma" yakıştırması, toplumun ona vurduğu haksız bir damgadan ibarettir.
Film boyunca, bir kadının hayatta kalmak için verdiği mücadelenin yanı sıra, karşısına çıkan imkansız bir aşkın yarattığı içsel çatışmaları izliyoruz. Bir yanda geçmişin karanlık gölgeleri, diğer yanda ise tertemiz bir gelecek kurma arzusu... Ancak çevrelerindeki insanların önyargıları ve statü farkları, bu aşkın önündeki en büyük engeldir. Yosma, izleyiciyi bir kadının gözyaşları ve direnci üzerinden, dönemin ahlak anlayışını ve sınıfsal bakış açısını sorgulayan derin bir yolculuğa çıkarıyor.
Filmin başrolünde, Türk sinemasının en karakteristik ve etkileyici kadın oyuncularından biri yer alıyor (not: dönemin dram yükünü taşıyan dev isimlerin performansıyla şekillenmiştir). Karakterin yaşadığı çaresizliği ve her şeye rağmen sönmeyen yaşama sevincini, abartıdan uzak ama son derece içten bir oyunculukla sergiliyor. Oyuncunun bu performansı, karakterin toplumdaki "düşmüş" imajının arkasındaki asil ruhu başarıyla yansıtıyor.
Ona eşlik eden jön karakteri ise, dönemin klasik beyefendi ve korumacı erkek tipolojisini temsil ederek hikâyenin duygusal odağını tamamlıyor. Kadroda yer alan emektar oyuncular, mahalle baskısını ve üst sınıfın soğuk tavırlarını canlandırırken hikâyenin gerçekçilik dozunu artırıyorlar. Her bir oyuncu, 1966 yapımı bu eserin o hüzünlü ve vakur nostaljik filmler havasını korumasında kilit bir rol oynuyor.
Ülkü Erakalın’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Yosma, Yeşilçam’ın melodram türündeki en naif ama sarsıcı örneklerinden biridir. Erakalın, sahneleri kurgularken karakterlerin duygusal derinliğine odaklanır ve izleyiciyle empati bağı kurmayı hedefler. Siyah-beyaz sinematografinin sunduğu ışık ve gölge oyunları, ana karakterin iç dünyasındaki karmaşayı ve umudu simgelemektedir. Müziklerin kullanımı, dramatik doruk noktalarını başarıyla destekleyerek filmin hüzünlü atmosferini pekiştirir.
Yeşilçam’ın altın yıllarındaki o siyah-beyaz samimiyeti özleyenler ve güçlü kadın hikâyelerine ilgi duyanlar için bu film bir mücevher değerindedir. Toplumsal yergi içeren dramları seven ve klasik yerli film geleneğinin en dokunaklı örneklerini merak eden izleyiciler, Yosma’da aradıkları derinliği bulacaklardır.
Bu film, ön yargıların bir insanın hayatını nasıl karartabileceğini ama gerçek sevginin tüm engelleri aşma gücünü sessizce anlattığı için izlenmelidir. Dönemin İstanbul sokaklarını, sosyal yaşamını ve insan ilişkilerini yansıtan bir zaman kapsülü niteliğinde olması da filmi sinema tarihimiz açısından değerli kılmaktadır.
Toplumsal Önyargılar: Bir kadının dış görünüşü veya yaşam tarzı nedeniyle haksız yere etiketlenmesi.
Aşk ve Fedakârlık: İmkansız görünen bir sevda uğruna göze alınan zorluklar.
Onur Mücadelesi: Her türlü iftira ve kötü şartlara rağmen karakterini koruma çabası.
Sınıf Farklılıkları: Zengin ve fakir dünyaların çatışması ve bu arada kalan masum duygular.
Eğer Yosma’daki o hüzünlü kadın dramını sevdiyseniz, benzer temaları işleyen ve Türk sinemasının kültleri arasında yer alan Vesikalı Yarim veya bir kadının onur savaşını anlatan Ah Güzel İstanbul gibi siyah-beyaz klasikleri de mutlaka izleme listenize eklemelisiniz.
Film, 1966 yılında çekilmiş olup dönemin popüler melodram anlayışının en rafine temsilcilerindendir.
Çekimler sırasında İstanbul’un tarihi yarımadası ve Beyoğlu gibi semtleri doğal plato olarak kullanılmıştır.
Filmin adı, karakterin maruz kaldığı toplumsal baskıyı ve "öteki"leştirilmeyi vurgulamak amacıyla seçilmiştir.
Hayır, 1966 yapımı olan Yosma, siyah-beyaz bir filmdir; bu durum filmin dramatik ve nostaljik etkisini güçlendirmektedir.
Filmin yönetmenliğini, Yeşilçam'ın çok sayıda başarılı dramına imza atmış olan usta isim Ülkü Erakalın üstlenmiştir.
Film, Yeşilçam’ın o dönemdeki orijinal senaryo anlayışıyla, halkın içinden gelen gerçekçi hikâyelerden esinlenerek kaleme alınmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...