
Korku
Üç Harfliler serisinin en karanlık halkalarından biri olan bu yapım, hayatı boyunca sessiz ve sakin bir yaşam sürmüş olan Zeliha’nın hikâyesine odaklanıyor. Zeliha, annesini ve babasını şüpheli bir kaza sonucu kaybetmesinin ardından köye döner. Ancak bu ölümün ardında yatan sır perdesi aralandıkça, olayların sadece bir kaza değil, sinsi bir nazar ve büyü silsilesi olduğu ortaya çıkar. Zeliha, adaleti kendi yöntemleriyle aramaya karar verdiğinde, başvurmaması gereken bir güce, "Nazar" büyüsünün karanlık efendilerine el uzatır.
İntikam hırsı Zeliha’yı öyle bir noktaya getirir ki, köyün geçmişinde gömülü kalmış habis ruhları serbest bırakır. Kısa sürede sadece hedefindeki kişiler değil, tüm köy halkı açıklanamayan ve kan donduran doğaüstü olayların kurbanı olmaya başlar. Zeliha, uyandırdığı bu varlıkların sadece düşmanlarını değil, kendi ruhunu da ele geçirmek üzere olduğunu anladığında artık geri dönüş yolu kapanmıştır. Film, insanın içindeki intikam duygusunun, dışarıdaki karanlık varlıklardan çok daha tehlikeli olabileceğini gözler önüne seriyor.
Filmin başrolünde yer alan oyuncu kadrosu, Türk korku sinemasının o tedirgin edici atmosferini başarıyla sırtlanıyor. Zeliha karakterini canlandıran oyuncu, masum bir genç kadından gözü kararmış bir intikamcıya dönüşme sürecini oldukça etkileyici bir performansla sergiliyor. Bakışlarındaki değişim ve yaşadığı histerik anlar, seyirciyi de o klostrofobik ruh haline ortak ediyor.
Yan karakterlerde ise köyün yaşlıları ve mahalle sakinleri olarak karşımıza çıkan isimler, hikâyeye o tanıdık "Anadolu korku motifi" samimiyetini katıyor. Özellikle büyücü ve hoca rollerindeki performanslar, filmin inandırıcılık dozunu artıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Oyuncuların doğallığı, doğaüstü olayların yaşandığı sahnelerde korku unsurunu daha gerçekçi kılıyor.
Alper Mestçi’nin imzasını taşıyan bu yapım, Türk korku sinemasında çıtayı belirleyen "Üç Harfliler" evrenini daha da genişletiyor. Yönetmenlik tercihleri, özellikle ses tasarımı ve ani korku (jump scare) ögelerinin kullanımıyla seyirciyi sürekli tetikte tutuyor. Filmin temposu, ilk yarıda gizemi inşa ederken ikinci yarıda tam bir görsel ve işitsel dehşet şölenine dönüşüyor. Geleneksel büyü ve nazar temalarını, modern sinematografi teknikleriyle birleştiren film, türün meraklılarını hayal kırıklığına uğratmıyor.
Cin temalı korku filmlerini seven ve Anadolu’nun karanlık batıl inançlarına ilgi duyan izleyiciler bu yapımı kesinlikle izlemeli. Eğer psikolojik gerilimi yüksek, son ana kadar gizemi koruyan bir +18 korku deneyimi arıyorsanız, bu film tam size göre. Özellikle gerilim filmleri kategorisinde yerel ögelerin baskın olduğu hikâyelerden hoşlananlar için Üç Harfliler: Nazar, unutulmaz bir deneyim vaat ediyor.
Filmi izlemek için en büyük sebep, sadece korkutmayı değil, derin bir dramı ve toplumsal yozlaşmayı da ele almasıdır. Nazarın bir insanı fiziksel olarak nasıl yok edebileceğini görselleştiren sahneler, teknik açıdan oldukça başarılı. Ayrıca serinin önceki filmlerinden bağımsız ama o atmosferik bütünlüğü koruyan yapısıyla, korku türünde yerli sinemanın geldiği noktayı görmek adına önemli bir yapım.
İntikamın Bedeli: Kötülüğe kötülükle karşılık vermenin ruhsal yıkımı.
Kadim İnançlar: Nazar ve büyü gibi toplumsal kabullerin korkunç sonuçları.
Yalnızlık ve Delilik: Bir bireyin acılarıyla baş başa kaldığında sürüklediği uçurum.
Bu filmin yarattığı atmosferden hoşlandıysanız, yine aynı yönetmen tarafından çekilen Siccin serisini mutlaka listenize eklemelisiniz. Ayrıca benzer bir nazar ve intikam hikâyesini işleyen Magi ve Musallat filmleri de, Türk korku sinemasının en iyi örnekleri olarak bu yapımla benzer duyguları uyandıracaktır.
Filmin çekimleri, gerçek atmosferi yakalamak adına terk edilmiş ve tarihi dokusu korunmuş gerçek bir Anadolu köyünde gerçekleştirilmiştir. Çekimler sırasında oyuncuların ve teknik ekibin yaşadığı bazı tuhaf olaylar, set arkası efsanesi olarak uzun süre konuşulmuştur. Film, vizyona girdiği yıl korku türünde en iyi açılış yapan yerli yapımlardan biri olma başarısını göstermiştir.
Hayır, "Nazar" hikâyesi serinin diğer filmlerinden bağımsız bir olay örgüsüne sahiptir; ancak aynı karanlık evrenin kuralları çerçevesinde geçmektedir.
Film daha çok psikolojik gerilim ve atmosferik korkuya odaklansa da, doğaüstü saldırıların yaşandığı sahnelerde rahatsız edici görsel efektler ve kanlı detaylar yer almaktadır.
Resmî bir kanıt olmasa da, filmin senaryosu Anadolu'da dilden dile dolaşan gerçek "büyü ve nazar" vakalarından esinlenilerek kurgulanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...