

Chief Cliff Robertson

Officer Ronnie Peterson

Officer Mindy Morrison

Zelda Winston

Bobby Wiggins

Hermit Bob

Hank Thompson

Farmer Frank Miller

Zoe

Posie Juarez
Centerville adlı sakin ve her şeyin "sıradan" olduğu bir Amerikan kasabasında, tuhaf olaylar zinciri baş gösterir. Gün ışığı saatinin değişmesi, hayvanların garip davranışları ve radyo sinyallerindeki bozulmalar, büyük bir felaketin habercisidir. Kutup yörüngesindeki sapmalar sonucu ölüler mezarlarından kalkmaya başladığında, kasabanın üç kişilik düşük enerjili polis gücü kendilerini gerçeküstü bir mücadelenin içinde bulur.
Ancak bu zombiler bildiğimiz türden değil; onlar hayattayken bağımlısı oldukları şeylerin (kahve, şarap, wifi veya oyuncaklar) peşinden giden, mekanik ve ironik varlıklardır. Şerif Cliff Robertson ve yardımcısı Ronnie Peterson, kasabayı istila eden bu "tüketim çılgını" hortlaklara karşı koymaya çalışırken, bir yandan da dünyanın sonunun geldiğine dair felsefi bir kabulleniş içine girerler. Film, modern toplumun duyarsızlığını ve ekolojik yıkımı, zombi istilası üzerinden tiye alan zekice bir kara komedi sunuyor.
Sinemanın aykırı yönetmeni Jim Jarmusch, bu film için kelimenin tam anlamıyla bir "yıldızlar geçidi" hazırlamış. Şerif rolünde izlediğimiz Bill Murray, karakterinin o meşhur ifadesiz ve bıkkın tavrıyla filmin mizah yükünü başarıyla sırtlıyor. Ona eşlik eden Adam Driver, olaylara karşı gösterdiği aşırı sakin ve rasyonel tutumuyla izleyiciyi kahkahaya boğan bir performans sergiliyor.
Kasabanın yeni cenaze levazımatçısı olan gizemli İskoç Zelda rolünde Tilda Swinton, kılıç kullanma yeteneği ve uzaylıvari aurasıyla filmin en eksantrik karakterine hayat veriyor. Kadroda ayrıca Chloë Sevigny, Steve Buscemi, Danny Glover ve müzik dünyasının ikonları Tom Waits, Iggy Pop ile Selena Gomez gibi isimler yer alıyor. Her bir oyuncu, Jarmusch’un o kendine has, ağır tempolu ve minimalist oyunculuk anlayışına mükemmel uyum sağlıyor.
The Dead Don't Die, alışılagelmiş aksiyon dolu zombi filmlerinden keskin bir şekilde ayrılıyor. Jim Jarmusch, türün kurallarıyla oynayarak dördüncü duvarı yıkan, metinsel referanslarla dolu bir kara komedi inşa etmiş. Filmin temposu kasten yavaş tutulmuş; bu da izleyiciye karakterlerin absürt tepkilerini ve toplumsal eleştirileri sindirme fırsatı veriyor. Yönetmen, zombileri birer korku figüründen ziyade, alışkanlıklarının kölesi olmuş modern insanın birer yansıması olarak kurguluyor. Sinematografik açıdan pastel tonların hakim olduğu film, görsel bir sakinlik ile hikâyedeki kaosun tezatlığını başarıyla kullanıyor.
Eğer ana akım sinemanın hızlı kurgusundan sıkıldıysanız ve daha çok diyaloğa, atmosfere ve ince zekaya dayalı yapımlardan hoşlanıyorsanız bu film tam size göre. Bağımsız sinema tutkunları ve Jim Jarmusch’un kendine has mizah tarzını sevenler için The Dead Don't Die izle seçeneği harika bir tercih. Zombi türüne farklı, entelektüel ve biraz da alaycı bir bakış açısı arayanlar bu bilim kurgu soslu komediye şans vermeli.
Bu yapımı izlemek için en büyük neden, türün klişelerini zekice tersyüz etmesidir. Film, sadece bir korku-komedi değil, aynı zamanda iklim değişikliği ve aşırı tüketim üzerine yapılmış sert bir eleştiridir. Oyuncu kadrosunun devleştiği sahneler ve filmin kendi senaryosuyla dalga geçen meta-anlatısı, izleyiciye alışılmışın dışında bir sinema deneyimi vaat ediyor. Bill Murray ve Adam Driver arasındaki kimya ise tek başına filmi izlemek için yeterli bir sebep.
Tüketim Kültürü Eleştirisi: Zombilerin beyin değil, hayattayken takıntılı oldukları nesneleri araması.
Ekolojik Kıyamet: İnsan eliyle bozulan doğa dengesinin geri dönülemez sonuçları.
Duyarsızlaşma: Dünyanın sonu gelirken bile insanların günlük rutinlerinden ve monotonluklarından vazgeçememesi.
Kabulleniş: Kaçınılmaz son karşısında verilen tepkilerin absürtlüğü.
Zombi temasını mizahla birleştiren yapımları seviyorsanız, bir kült olan Shaun of the Dead veya post-apokaliptik bir eğlence sunan Zombieland filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ancak daha sanatsal ve yavaş bir anlatım arıyorsanız, yönetmenin bir diğer tür denemesi olan vampir filmi Only Lovers Left Alive benzer bir editoryal tat sunacaktır.
Filmin çekimleri New York’un kuzeyindeki küçük kasabalarda gerçekleştirildi ve çekimler sadece 30 gün sürdü. Filmde sıkça duyulan ve filme adını veren ana tema şarkısı Sturgill Simpson tarafından bu yapıma özel olarak bestelendi. Jarmusch, bu filmi George A. Romero'nun zombi mirasına bir saygı duruşu niteliğinde hazırladığını ancak kendi minimalist tarzından ödün vermediğini belirtmiştir.
Karakterlerin bazen senaryodan haberdar olduklarını belli etmeleri (örneğin Adam Driver’ın "Senaryoyu okudum" demesi), filmin kendisinin de bir kurgu olduğuna dair bilinçli bir mizahi tercihtir.
Zombiler tam olarak konuşmuyor; sadece hayattayken en çok tükettikleri kelimeleri (kahve, şeker, wifi gibi) tekrarlayarak modern insanın bağımlılıklarını simgeliyorlar.
Film bu konuda net bir cevap vermese de, karakterin garip davranışları ve finaldeki sürpriz gelişme, onun bu dünyaya ait olmadığına dair güçlü ipuçları barındırıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...