

Lynn

Doug

Big Bob

Ethel

Brenda

Bobby

Gas Station Attendant

Papa Jupiter

Lizard

Big Brain
Emekli bir polis memuru olan Bob Carter ve eşi Ethel, evlilik yıldönümlerini kutlamak amacıyla tüm aile fertleriyle birlikte bir karavan yolculuğuna çıkar. California’nın ıssız ve kavurucu çöllerinden geçerken, kestirme bir yol bulma umuduyla ıssız bir araziye saparlar. Ancak araçlarının lastikleri gizemli bir şekilde patlayınca, aile medeniyetten tamamen kopuk, uçsuz bucaksız bir kum denizinin ortasında mahsur kalır.
Kısa süre sonra anlarlar ki, bu bölge sadece kum ve kayadan ibaret değildir. Yıllar önce hükümetin yaptığı nükleer testler sonucunda bölgede kalan ve mutasyona uğrayarak vahşileşen bir topluluk, Carter ailesini avlamak için pusuda beklemektedir. Güneş battığında, hayatta kalma mücadelesi yerini saf bir dehşete bırakır. Aile, en ilkel içgüdüleriyle yüzleşerek bu yamyam kabileye karşı hayatta kalmak için kendileri de en az onlar kadar vahşileşmek zorunda kalacaktır.
Aaron Stanford, ailenin başlangıçta en zayıf ve barışçıl üyesi görünen ancak olaylar geliştikçe bir intikam makinesine dönüşen damat Doug rolünde muazzam bir değişim sergiliyor. Emilie de Ravin ve Dan Byrd, korku dolu anlardaki yüksek enerjili performanslarıyla izleyicinin gerilimini canlı tutuyor.
Filmin asıl ürkütücü gücü ise mutasyon geçirmiş yerlileri canlandıran oyuncuların makyaj tasarımları ve fiziksel performanslarında yatıyor. Bu karakterler, sadece birer "canavar" değil, acıdan beslenen ve avlanmayı bir yaşam biçimi haline getirmiş tehditler olarak sunuluyor. Özellikle mutasyona uğramış çocuk figürleri, filmin rahatsız edici atmosferini ve editoryal başarısını pekiştiren en önemli unsurlardan biri.
Yönetmen Alexandre Aja, Wes Craven’ın 1977 yapımı kült klasiğini modern sinemanın en sert ve çarpıcı dokunuşlarıyla yeniden hayal ediyor. Korku sinemasının "survival" (hayatta kalma) alt türünün en başarılı örneklerinden biri olan film, görsel şiddetin dozunu bir an olsun düşürmüyor. Aja, çölün klostrofobik genişliğini kullanarak izleyiciyi umutsuz bir atmosfere hapsediyor. Filmin başarısı, sadece kanlı sahnelerinden değil, aynı zamanda uygar insanın köşeye sıkıştığında ne kadar ileri gidebileceğini gösteren gerilim dolu anlatımından geliyor.
Sert, tavizsiz ve kanlı korku filmlerinden hoşlanan izleyiciler için bu yapım bir doruk noktasıdır. Eğer "ıssız yerlerde mahsur kalma" ve "insan avı" temalı bir film izle arayışındaysanız, Tepenin Gözleri size istediğiniz adrenalin ve dehşeti fazlasıyla sunacaktır. Midesi sağlam olan ve psikolojik sınırların zorlandığı şiddet sahnelerine dayanabilen türün sadık hayranları için kaçırılmaması gereken bir deneyim.
Tepenin Gözleri (The Hills Have Eyes), bir yeniden çevrim olmasına rağmen orijinalinin ruhunu koruyup üzerine çok daha katmanlı bir vahşet ekleyebilen nadir yapımlardan. Modern makyaj efektleri ve nükleer testlerin yarattığı deformasyonu görselleştiren sanatsal yönetimiyle film, sadece bir korku hikayesi değil, toplumsal bir trajedinin karanlık bir yansımasıdır. İnsanın vahşi doğası ile modern ahlakın çarpışmasını en çiğ haliyle izlemek için sinema tarihindeki en etkili eserlerden biri.
Vahşileşme ve Değişim: Modern ve medeni bir insanın, sevdiklerini korumak için ne kadar ilkel bir şiddete başvurabileceği.
Nükleer Yıkım ve Sonuçları: İnsanoğlunun teknolojik ve askeri hırslarının doğada ve insan genetiğinde yarattığı kalıcı tahribat.
İzolasyonun Dehşeti: Yardım çağıramayacak kadar uzak ve yabancı bir coğrafyada olmanın yarattığı mutlak çaresizlik.
İntikam ve Adalet: Kaybedilenlerin ardından duyulan öfkenin, hayatta kalma içgüdüsünü nasıl bir intikam hırsına dönüştürdüğü.
Film, Fas’ın Ouarzazate bölgesindeki çöllerde çekilmiştir ve set ekibi çekimler sırasında 50 dereceyi aşan aşırı sıcaklarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Mutasyonlu karakterlerin makyajları, o dönem Oscar ödüllü sanatçıların elinden çıkmış ve her bir karakterin uygulanması saatler sürmüştür. Ayrıca filmde kullanılan nükleer test köyü sahneleri, 1950’lerde Amerika’daki gerçek deneme alanlarından esinlenerek inşa edilmiştir.
Film kurgusal olsa da, senaryo 15. yüzyılda İskoçya’da mağaralarda yaşayan ve yolcuları avlayan Sawney Bean ve kabilesine dair efsanelerden ilham alınarak yazılmıştır.
Hikayeye göre bölge, 1940'lı ve 50'li yıllarda ABD hükümetinin yaptığı yer üstü nükleer denemelerine maruz kalmış; bölgeyi terk etmeyen madenciler ve aileleri bu radyasyon sebebiyle mutasyona uğramıştır.
Evet, film vizyona girdiği dönemde aşırı şiddet ve rahatsız edici sahneleri nedeniyle pek çok ülkede tartışma yaratmış ve sıkı yaş sınırlandırmalarıyla gösterilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...