

Steve Jobs

Joanna Hoffman

Steve Wozniak

John Sculley

Andy Hertzfeld

Chrisann Brennan

Lisa Brennan (19)

Lisa Brennan (9)

Lisa Brennan (5)

Andrea Cunningham
Film, Apple’ın vizyoner lideri Steve Jobs’ın hayatını kronolojik bir düzende anlatmak yerine, kariyerindeki üç kritik dönüm noktasına odaklanıyor: 1984’te Macintosh’un, 1988’de NeXT’in ve 1998’de iMac’in lansmanları. Her bir ürünün tanıtımından önceki son dakikalarda, sahne arkasında yaşanan kaos, ego savaşları ve kişisel hesaplaşmalar, Jobs’ın karmaşık iç dünyasını bir laboratuvar titizliğiyle inceliyor.
Steve Jobs, sadece bir teknoloji liderinin portresini çizmekle kalmıyor; aynı zamanda bir babanın, bir dostun ve bir iş ortağının kusurlu ilişkilerine ayna tutuyor. Kızı Lisa’yı uzun süre reddetmesi, ortağı Steve Wozniak ile yaşadığı vizyon çatışmaları ve sağ kolu Joanna Hoffman ile olan bitmek bilmeyen tartışmaları, izleyiciye "bir dahi olmanın bedeli nedir?" sorusunu sorduruyor.
Michael Fassbender, fiziksel benzerlikten ziyade Steve Jobs’ın ruhsal enerjisini, keskin zekasını ve bazen de acımasızlaşan narsisizmini muazzam bir şekilde yakalıyor. Fassbender, Jobs’ın her şeyi kontrol etme arzusunu ve sahnedeki o büyüleyici aurasını perdede devleştiriyor. Joanna Hoffman rolündeki Kate Winslet ise Jobs’ın hayatındaki tek "fren mekanizması" olarak hem oyuncu hem de karakter bazında filme denge getiriyor.
Steve Wozniak karakterine hayat veren Seth Rogen, teknik deha ile insani duygular arasındaki uçurumu çok iyi yansıtıyor. Jeff Daniels ise John Sculley rolünde, Jobs ile arasındaki baba-oğul benzeri karmaşık dinamiği, hayal kırıklığı ve otorite çatışması üzerinden etkileyici bir performansla sergiliyor.
Danny Boyle’un dinamik yönetmenliği ile Aaron Sorkin’in makinalı tüfek hızındaki diyalogları birleşince, ortaya bir biyografi filmi değil, adeta bir "tiyatro oyunu" estetiğinde ilerleyen bir gerilim çıkıyor. Film, görüntü yönetimiyle de her üç dönemi farklı tekniklerle (16mm, 35mm ve dijital) çekerek Apple’ın teknolojik evrimine görsel bir saygı duruşunda bulunuyor. Duygusal ritmi hiç düşmeyen yapım, Jobs’ı ne bir aziz ne de bir canavar olarak gösteriyor; sadece tüm çıplaklığıyla bir insan olarak sunuyor.
Teknoloji dünyasının nasıl inşa edildiğini merak edenler ve liderlik psikolojisi üzerine kafa yoranlar için bu yapım kaçırılmaması gereken bir başarı hikayesi örneğidir. Sorkin tarzı hızlı ve zekice diyalogları sevenler ile oyunculuk odaklı güçlü bir drama filmi arayan izleyiciler filmden büyük keyif alacaktır. Girişimcilik ruhuna sahip olanlar için de Jobs'ın vizyonu ilham verici olabilir.
Bu film, benzeri olan diğer biyografilerden farklı olarak, bir adamın tüm hayatını değil, karakterinin en saf ve en saldırgan olduğu "lansman anlarını" seçerek fark yaratıyor. Bir bilgisayarın sadece bir kutu değil, bir sanat eseri olması gerektiğine inanan bir adamın, dünyayı değiştirirken neleri feda ettiğini görmek sarsıcı bir deneyim. Ayrıca Michael Fassbender ve Kate Winslet’in karşılıklı döktürdüğü sahneler bile tek başına izleme sebebi.
Mükemmeliyetçilik: Bir ürünün tasarımından işletim sistemine kadar en ufak detayın bile kusursuz olması tutkusu.
Baba ve Kız İlişkisi: Jobs’ın reddettiği kızı Lisa ile yıllar içinde kurmaya çalıştığı (veya kaçtığı) duygusal bağ.
Orkestra Şefi ve Müzisyen: Jobs’ın "mühendis değilim ama orkestrayı yöneten benim" felsefesi.
Yalnızlık ve Başarı: Zirveye giden yolda dostlarını ve ortaklarını kaybetme pahasına ilerleme.
Eğer Jobs'ın dünyasına girdiyseniz, yine Aaron Sorkin imzalı olan ve Facebook'un kuruluşunu anlatan The Social Network kesinlikle izleme listenizde olmalı. Daha geleneksel bir biyografi arayanlar için Ashton Kutcher başrollü Jobs veya Silikon Vadisi'nin başlangıcına odaklanan Pirates of Silicon Valley (Silikon Vadisi Korsanları) iyi birer alternatif olabilir.
Senaryo yazılırken Steve Wozniak bizzat danışmanlık yapmış ve filmdeki sahnelerin çoğunun "gerçekte yaşanmasa da ruhu yansıttığını" belirtmiştir.
Christian Bale ve Leonardo DiCaprio, Jobs rolü için düşünülen ilk isimlerdi ancak Michael Fassbender projeyi devraldı.
Filmin çekimleri sırasında, her dönemin (1984, 1988, 1998) provaları o döneme ait ruhu yakalamak için ayrı ayrı haftalarca sürdürülmüştür.
Film, olayların kronolojik bir dökümü değil, duygusal gerçekliğe odaklanan bir uyarlamadır. Birçok diyalog ve karşılaşma drama amacıyla Sorkin tarafından kurgulanmıştır.
Senarist Aaron Sorkin, Jobs’ın hayatını geleneksel bir şekilde anlatmak yerine, en stresli anlarında karakterinin nasıl birine dönüştüğünü göstermek için bu yapıyı tercih etmiştir.
Fiziksel benzerlikten ziyade performans ön plandadır. Yönetmen Danny Boyle, Jobs'ın ruhunu ve tavrını yansıtabilecek en güçlü oyuncunun Fassbender olduğuna karar vermiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...