

Eddie Edwards

Bronson Peary

Warren Sharp

Carrie

Erik Moberg

Petra
Eddie (10 years old)

Janette

Terry
UK Doctor
Küçük yaşlardan beri olimpiyatlara katılma hayali kuran Michael "Eddie" Edwards, atletik yetenekleri kısıtlı olmasına rağmen azmiyle tüm engelleri aşmaya kararlıdır. Birçok spor dalında şansını denedikten sonra, İngiltere’nin onlarca yıldır temsilci göndermediği "kayakla atlama" branşına yönelmeye karar verir. Bu dalda hiçbir tecrübesi olmayan Eddie, antrenman yapmak için gittiği Almanya'da, geçmişi başarılarla dolu ancak alkol sorunu nedeniyle gözden düşmüş eski bir sporcu olan Bronson Peary ile tanışır.
Eddie’nin sarsılmaz iyimserliği ve inatçı yapısı, başlangıçta isteksiz olan Peary’yi zamanla etkiler ve ikili, 1988 Calgary Kış Olimpiyatları'na katılmak için imkânsız bir hazırlık sürecine girer. Tüm dünya ve hatta kendi ülkesinin olimpiyat komitesi Eddie’nin başarısız olmasını beklerken, o sadece yarışmak için değil, sporun asıl ruhunun "kazanmak değil, katılmak" olduğunu kanıtlamak için her şeyi göze alacaktır.
Filmin kalbinde, Eddie karakterine hayat veren Taron Egerton yer alıyor. Egerton, fiziksel dönüşümü ve Eddie’nin naif ama sarsılmaz kişiliğini o kadar samimi yansıtıyor ki, izleyici daha ilk dakikadan itibaren onun tarafını tutmaya başlıyor. Oyuncunun bu editoryal performansı, karakteri bir karikatür olmaktan çıkarıp gerçek bir kahramana dönüştürüyor.
Ona eşlik eden Hugh Jackman, asi ve karizmatik antrenör Bronson Peary rolünde filme dinamizm katıyor. Jackman ve Egerton arasındaki hoca-öğrenci kimyası, filmin duygusal derinliğini ve mizahını ayakta tutan en güçlü unsur. Christopher Walken ise küçük ama etkileyici rolüyle hikâyeye prestijli bir dokunuş sağlıyor. Kadronun başarısı, bu sıra dışı dostluğu izleyiciye oldukça doğal hissettirmelerinde yatıyor.
Dexter Fletcher tarafından yönetilen yapım, bir biyografi filminin nasıl hem eğlenceli hem de derinden etkileyici olabileceğini kanıtlıyor. Film, 80’lerin o kendine has retro atmosferini renk paletinden müziklerine kadar başarıyla yansıtıyor. Sinematografik açıdan kayakla atlama sahneleri, izleyiciye Eddie’nin hissettiği yüksekliği ve korkuyu geçirecek kadar başarılı bir kurguya sahip. Eddie the Eagle, sadece bir spor filmi değil, aynı zamanda toplumun "yetersiz" gördüğü bireylerin zaferine yazılmış bir aşk mektubu niteliğinde.
Hayallerinin peşinden gitmekte zorlananlar, motivasyona ihtiyaç duyanlar ve gerçek başarı hikâyelerinden hoşlananlar bu filmi kesinlikle izlemeli. Eğer spor filmi tutkunuysanız ve "Cool Runnings" (Üşütük Popolar) gibi yapımları sevdiyseniz, bu film tam size göre. Ailecek izlenebilecek, her yaştan bireye cesaret aşılayan bir aile filmi arayanlar için de harika bir tercih.
Film, kazanmanın sadece bir madalya almaktan ibaret olmadığını, asıl zaferin kendi sınırlarını aşmak olduğunu muazzam bir dille anlatıyor. Eddie'nin saf tutkusu, günümüzün sonuç odaklı dünyasında izleyiciye nefes aldıracak cinsten. Hem güldüren hem de boğazı düğümleyen sahneleriyle, sinemadan çıktıktan sonra yüzünüzde bir gülümseme bırakması, filmi izlenmeye değer kılan en büyük neden.
Azim ve Kararlılık: Fiziksel ve sosyal tüm engellere rağmen bir hedefe kilitlenmenin gücü.
Olimpiyat Ruhu: Sporun sadece birinci olmak için değil, kendini aşmak için yapıldığı gerçeği.
İkinci Şanslar: Antrenör Peary üzerinden, hatalarla dolu bir geçmişin yeni bir amaçla telafi edilebileceği.
Baba-Oğul Çatışması: Aile beklentileri ile bireysel hayaller arasındaki denge kurma çabası.
Bu ilham verici atmosferi sevdiyseniz, yine bir olimpiyat hikâyesi olan Cool Runnings veya bir boksörün dipten yükselişini anlatan Rocky serisini hatırlayabilirsiniz. Ayrıca yetenekten ziyade zekâ ve strateji ile sporu değiştirenlerin hikâyesi olan Moneyball da benzer bir başarı duygusu vaat eder.
Gerçek Eddie Edwards, filmin %90 oranında gerçeği yansıtmadığını söylese de, yaratılan duygunun ve azmin kendi hayatıyla tamamen örtüştüğünü belirterek filmi onaylamıştır.
Hugh Jackman'ın canlandırdığı Bronson Peary karakteri aslında kurgusal bir karakterdir ve birkaç farklı antrenörün birleşimi olarak yaratılmıştır.
Taron Egerton, Eddie'nin kendine has yüz ifadelerini ve konuşma tarzını öğrenebilmek için Edwards ile uzun zaman geçirmiştir.
Evet, Eddie hiçbir tecrübesi olmamasına rağmen 70 ve 90 metrelik atlama rampalarından atlayarak İngiltere rekorunu kırmış ve olimpiyat tarihine geçmiştir.
Filmdeki kazalar, sporun ne kadar tehlikeli olduğunu vurgulamak için gerçeğe uygun şekilde kurgulanmıştır. Eddie, antrenmanları sırasında gerçekten de birçok kez ciddi yaralanmalar yaşamıştır.
Eddie olimpiyatlarda madalya alamamış ve sonuncu olmuştur; ancak izleyicilerin ve medyanın sevgisiyle olimpiyatların en ço
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...