
İdealist bir FBI ajanı olan Kate Macer, Arizona'da baskın yaptıkları bir evde şoke edici bir keşifte bulunur. Bu olay, onun uyuşturucu kartellerine karşı yürütülen gizli ve çok özel bir operasyon birimine seçilmesine neden olur. Matt Graver adındaki tekinsiz bir hükümet görevlisi liderliğindeki bu ekip, kartel liderlerini birbirine düşürerek kaosu kontrol altına almayı hedeflemektedir. Kate, ekibe dahil olduğunda kendisini yasaların ve etiğin geçerli olmadığı, sınırın ötesindeki Ciudad Juárez'in vahşi labirentlerinde bulur.
Operasyonun derinlerine indikçe, Kate’in yanında yürüyen ve geçmişi gizemlerle dolu Alejandro adındaki "danışman"ın gerçek rolü ortaya çıkmaya başlar. Sicario, yani "tetikçi" kelimesinin anlamı, bu tozlu ve kanlı coğrafyada yeniden tanımlanırken; Kate, suçla savaşmak için suçun yöntemlerini kullanmanın ne anlama geldiğini sarsıcı bir şekilde tecrübe eder. Adaletin değil, sadece intikamın ve stratejik hamlelerin konuştuğu bu dünyada hayatta kalmak, prensiplerden vazgeçmeyi gerektirecektir.
Emily Blunt, Kate Macer rolünde izleyicinin vicdanını ve şaşkınlığını temsil ediyor. Blunt, karakterinin fiziksel gücü ile yaşadığı ahlaki çöküşü ve korkuyu muazzam bir doğallıkla yansıtıyor. Josh Brolin, terlikleri ve rahat tavırlarıyla en tehlikeli kararları bile soğukkanlılıkla alan Matt Graver rolünde tekinsiz bir karizma sunuyor.
Filmin asıl ağırlık merkezi ise Benicio del Toro. Alejandro rolündeki sessiz, derinden gelen ve patlamaya hazır enerjisiyle sinema tarihinin en unutulmaz karakterlerinden birine imza atıyor. Del Toro, intikam ateşiyle yanmasına rağmen buz gibi soğuk kalabilen bir adamın ruh halini sadece bakışlarıyla bile seyirciye geçirmeyi başarıyor.
Yönetmen Denis Villeneuve, uyuşturucu savaşını anlatan klasik bir aksiyon filmi yerine, gerilimin her an ensenizde olduğu bir atmosfer başyapıtı inşa ediyor. Görüntü yönetmeni Roger Deakins’in elinden çıkan geniş açılı çöl manzaraları ve termal kamera çekimleri, filme görsel bir şiirsellik katıyor. Merhum Jóhann Jóhannsson’ın o kalp atışını andıran, baskıcı ve karanlık müzikleri, izleyiciyi sürekli bir tehlike altındaymış gibi hissettiriyor. Sicario, tempo yönetimindeki ustalığı ve gerçekçi tonuyla, türünün en nitelikli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
Siyasi komplolardan, derin devlet operasyonlarından ve etik sınırların zorlandığı hikayelerden hoşlananlar için Sicario tam isabet bir seçimdir. Saf aksiyondan ziyade psikolojik derinliği olan ve atmosferiyle izleyiciyi içine çeken suç filmleri arayanlar bu yapıma hayran kalacaktır. Denis Villeneuve sinemasının o ağır ama etkileyici tarzını sevenler ile Benicio del Toro’nun devleşen performansını görmek isteyen her sinemasever bu drama filmi deneyimini yaşamalıdır.
Film, uyuşturucu kartelleriyle mücadelenin "kazanılamayacak bir savaş" olduğunu ve bu süreçte iyi ile kötünün birbirine nasıl karıştığını cesurca gösteriyor. Özellikle meşhur sınır geçiş sahnesi ve tünel operasyonu, teknik açıdan birer yönetmenlik dersi niteliğinde. Sicario, izleyiciye hazır cevaplar sunmak yerine, onları Kate ile birlikte belirsizliğin içine atıyor ve "Düzen kurmak için ne kadar ileri gidilmeli?" sorusuyla baş başa bırakıyor.
Adalet ve İntikam: Yasaların bittiği noktada kişisel hesaplaşmaların devreye girmesi.
Ahlaki Belirsizlik: Suçla savaşırken kullanılan yöntemlerin suçun kendisiyle benzerlik göstermesi.
Güç ve Kontrol: Büyük devletlerin karteller üzerindeki gizli ajandaları ve kaosu yönetme çabası.
Kayıp ve Travma: Şiddet döngüsünün bireylerin ruhunda bıraktığı kalıcı hasarlar.
Sicario'nun yarattığı o gergin ve tozlu atmosferi sevdiyseniz, yine senarist Taylor Sheridan'ın kaleminden çıkan Hell or High Water (İki Eli Kanda) filmini mutlaka izlemelisiniz. Uyuşturucu trafiğinin farklı katmanlarını inceleyen Steven Soderbergh imzalı Traffic ve yine Denis Villeneuve’ün bir başka gerilim harikası olan Prisoners (Tutsak), Sicario ile benzer bir ton taşıyan başarılı yapımlar arasındadır.
Filmin senaristi Taylor Sheridan, "Modern Amerikan Sınırı" üçlemesinin ilk halkası olarak Sicario'yu yazmıştır.
Filmin en gerilimli anlarından biri olan Ciudad Juárez sınır geçişi sahnesi, çekim teknikleri ve kurgusu nedeniyle sinema okullarında örnek gösterilmektedir.
Benicio del Toro'nun karakteri Alejandro'nun başlangıçta çok daha fazla diyaloğu vardı; ancak oyuncu ve yönetmen, karakterin sessizliğinin daha etkileyici olacağına karar vererek diyalogların çoğunu atmıştır.
Film kurgusal bir hikaye olsa da, Meksika sınırı boyunca yaşanan gerçek uyuşturucu karteli savaşlarından, yolsuzluklardan ve sınır ötesi operasyonların gerçekçi dinamiklerinden esinlenmiştir.
Hayır, Alejandro geçmişte Kolombiya'da bir savcıyken ailesini kartellere kaybetmiş ve sonrasında özel bir amaç doğrultusunda "tetikçi" (sicario) haline gelmiş, danışman maskesi altında çalışan biridir.
Evet, 2018 yılında Alejandro ve Matt karakterlerine odaklanan "Sicario: Day of the Soldado" adlı bir devam filmi çekilmiştir.
Toplam 2 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...