

Pawan Kumar "Bajarangi" Chaturvedi

Shahida "Munni"

Chand Nawab

Rasika

Dayanand

Molana

Senior Pakistani Police Officer

Shahida's mother
Prison Officer

Rauf
Şahide, Pakistanlı, konuşamayan (dilsiz) ve dünyalar tatlısı küçük bir kızdır. Annesi, kızının şifa bulması için onu Hindistan'daki bir türbeye götürür. Ancak dönüş yolculuğunda tren durduğunda Şahide yanlışlıkla iner ve tren küçük kızı yabancı topraklarda bırakarak yoluna devam eder. Şahide, dili olmayan ve yolunu bilmeyen bir çocuk olarak Hindistan’da tek başına kalır.
Karşısına, Hanuman tanrısına son derece sadık, dürüstlükten asla ödün vermeyen ve oldukça saf kalpli bir adam olan Pawan (Bajrangi) çıkar. Pawan, başlangıçta bu küçük kızın kim olduğunu bilmese de onun çaresizliğine kayıtsız kalamaz. Kızın Pakistanlı ve Müslüman olduğunu öğrendiğinde ise büyük bir içsel çatışma yaşar; ancak vicdanı, tüm dini ve siyasi sınırların önüne geçer. Pawan, vizesi ve pasaportu olmadan, Şahide’yi ailesine kavuşturmak için Hindistan’dan Pakistan’a uzanan, tehlikeli ama bir o kadar da mucizevi bir yolculuğa çıkar. Film, bir adamın "sözünü" tutmak için neleri göze alabileceğini spoilersız ve büyüleyici bir şekilde işliyor.
Salman Khan (Pawan / Bajrangi): Kariyerinin en samimi performansını sergiliyor. Alışık olduğumuz "süper kahraman" imajının aksine; korkabilen, ağlayabilen ve sadece dürüstlüğüyle savaşan bir karakteri canlandırıyor.
Harshaali Malhotra (Şahide / Munni): Filmin gerçek yıldızı. Tek bir kelime bile etmeden, sadece bakışları ve gülümsemesiyle tüm dünyayı kendine hayran bırakan bir performans sergileyerek izleyiciyi duygusal bir fırtınaya sürüklüyor.
Nawazuddin Siddiqui (Chand Nawab): Pakistanlı hırslı bir televizyon muhabirini canlandırıyor. Pawan ve Şahide'nin hikayesini dünyaya duyurmaya çalışırken, filme hem gerçekçilik hem de harika bir mizah katıyor.
Kareena Kapoor Khan (Rasika): Pawan'ın hayatındaki sevgi dolu ve destekleyici kadın figürü olarak hikayeye zarafet katıyor.
Yönetmen Kabir Khan, Hindistan ve Pakistan arasındaki on yıllardır süren gerginliği, siyasi sloganlarla değil; bir çocuk ve bir adamın masumiyeti üzerinden ele alıyor. Film, epik manzaraları, kalabalık dans sahneleri ve yürek burkan dramatik anlarıyla tam bir Bollywood şöleni sunarken, alt metinde çok derin bir insanlık dersi veriyor.
Sinematografik olarak Keşmir’in muazzam doğası ve sınır hattındaki gerilim oldukça etkileyici yansıtılmış. Müzikler, özellikle "Tu Jo Mila" ve "Bhar Do Jholi Meri", filmin ruhunu tamamlayan ve duygusal yoğunluğu zirveye taşıyan unsurlar. Bir platform filmi olarak globalde milyonlarca kişiye ulaşan yapım, sadece Hint sineması severlerin değil, dünya sineması takipçilerinin de kalbinde yer edinmiştir.
İnsanlığa olan inancını tazelemek isteyen, "İyilik hala bir yerlerde var" demek isteyen herkes bu filmi izlemeli. Eğer Life is Beautiful veya The Intouchables gibi kalbinize dokunan yapımları seviyorsanız, bu film tam size göre. Aynı zamanda, çocukların masumiyeti üzerine kurulu hikayelerden hoşlananlar ve Bollywood'un o kendine has renkli dünyasını merak edenler için kaçırılmayacak bir aile filmi.
Bu film, sınırların sadece haritalarda olduğunu, kalplerin arasında aslında hiçbir sınır bulunmadığını kanıtlıyor. Şahide’nin Pawan’a sarıldığı her an, bir ön yargının kırılışına tanıklık ediyorsunuz. Nicole Kidman’ın Destroyer’daki karanlık ve intikam dolu karakterinin tam zıddı olarak; Pawan, dünyayı sadece "doğruyu söyleyerek" ve "severek" değiştirmeye çalışıyor. Final sahnesi ise sinema tarihinin en çok ağlatan ve umut veren anlarından biridir.
Evrensel Sevgi: Din, dil ve ırk gözetmeksizin insanın insana duyduğu şefkat.
Dürüstlük ve Sadakat: Ne pahasına olursa olsun yalan söylememek ve verilen sözü tutmak.
Önyargıların Kırılması: "Düşman" olarak görülen bir milletin aslında sadece insanlardan oluştuğunu keşfetme.
Masumiyetin Gücü: Bir çocuğun sessizliğinin, devletlerin gürültüsünden daha etkili olması.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...