

Anne Kimbrough

Tyler Sherman

Police Chief Steve Kimbrough

Chris Kimbrough
Raoul, Hotel Manager

Allison Dumont

Jai

Loretta
Mal the Cook
Beverly
Film, Karayipler’deki huzurlu bir tatil beldesinde geçer. Bir dalış eğitmeni ve yerel bir polis şerifi, bölgede gizemli ölümler gerçekleşmeye başladığında korkunç bir gerçeği keşfederler: Bir batıktan yayılan genetiğiyle oynanmış piranhalar, sadece suda değil, uçarak karada da dehşet saçmaya başlamıştır. Amerikan ordusu tarafından geliştirilen bu "uçan katiller", tatilciler için bir kabusa dönüşürken, kahramanlarımız bu mutasyona uğramış yaratık sürüsünü durdurmak için zamana karşı yarışırlar.
Konusu itibarıyla tipik bir "B-tipi" korku filmi şablonuna sahip olan yapım, James Cameron’ın kariyerinde bir "kaza" olarak nitelendirilse de, yönetmenin gelecekteki sualtı ve teknoloji saplantısının en ilkel izlerini taşır.
Filmin başrollerinde Tricia O'Neil ve Lance Henriksen yer alıyor. Özellikle Lance Henriksen ismi dikkat çekicidir; çünkü bu film, aktörün James Cameron ile uzun yıllar sürecek olan efsanevi dostluğunun ve iş birliğinin (bkz. Aliens, The Terminator) başladığı noktadır.
Tricia O'Neil: Dalış eğitmeni Anne Kimbrough rolünde, türün gerektirdiği "çaresiz ama dirençli" kadın profilini çiziyor.
Lance Henriksen: Şerif Steve Kimbrough rolünde, ciddiyetiyle filmin absürt atmosferini dengelemeye çalışıyor.
Steve Marachuk: Filmde gizemli bir yabancı olan Tyler karakterine hayat veriyor.
James Cameron, bu filmi genellikle kendi yönetmenlik kariyerinin gerçek başlangıcı olarak kabul etmez. İtalyan yapımcı Ovidio G. Assonitis ile yaşanan yaratıcı çatışmalar nedeniyle Cameron, çekimlerin büyük bir kısmında kurgu odasına dahi alınmamış ve filmin kontrolü elinden alınmıştır. Buna rağmen, bazı sualtı sahnelerindeki titizlik ve gerilim inşası, Cameron’ın dehasının en saf ve engellenmiş halini yansıtır. Film, eleştirmenler tarafından yerilse de, "uçan balıklar" gibi absürt konseptiyle kült bir "kötü film" statüsüne erişmiştir.
Bir yönetmenin nereden nereye geldiğini görmek isteyen sadık James Cameron hayranları için bu film adeta bir arkeolojik kazı niteliğindedir. 80'lerin düşük bütçeli, pratik efektli ve hafif gülümseten korku filmi estetiğini sevenler ile sinema tarihinin en garip "ilk film" hikayelerinden birine tanıklık etmek isteyen her sinemasever bu yapıma göz atmalıdır.
Bu filmi izlemek, Titanic ve Avatar gibi devasa yapımların arkasındaki ismin, bir zamanlar "uçan piranhalar" ile uğraştığını bilmenin verdiği o ilham verici hissi yaşatır. Ayrıca, Cameron'ın bu filmdeki kurgu masasına gizlice girip filmi kendi istediği gibi düzenleme çabası, onun sinemaya olan sarsılmaz tutkusunu gösteren efsanevi bir anekdottur.
Kurgu Odasına Sızma: Efsaneye göre Cameron, yapımcılar onu kurgu odasından kovduktan sonra bir gece stüdyoya gizlice girmiş ve filmi kendi vizyonuna göre kurgulamaya çalışmıştır.
Besin Zehirlenmesi: Cameron, çekimler sırasında yaşadığı ağır bir besin zehirlenmesi ve ateşli hastalık sırasında, metal bir iskeletin ateşlerin arasından çıktığı bir kabus görmüştür. Bu kabus, daha sonra The Terminator fikrinin doğmasına neden olmuştur.
Yönetmenlik Reddi: Cameron yıllarca bu filmi reddetmiş olsa da, daha sonra esprili bir dille "Dünyanın en iyi uçan piranha filmi" olduğunu söylemiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...