
Komedi, Romantik

Marion

Jack

Lucas

Mathieu

Manu

Jeannot

Rose - Marion's Sister
Vanessa

Anna - Marion's Mother

Robbed Lady
Marion ve Jack, New York’ta yaşayan, ilişkilerindeki rutini kırmak ve romantizmi canlandırmak adına Avrupa seyahatine çıkan bir çifttir. Venedik’te geçirdikleri pek de iç açıcı olmayan günlerin ardından, Marion’un memleketi olan Paris’e, ailesinin yanına iki günlük bir ziyaret gerçekleştirirler. Ancak ışıklar şehri, Jack için beklediği romantizmi sunmak yerine, Marion’un geçmişiyle dolu bir mayın tarlasına dönüşür.
Jack, Fransız kültürüne, diline ve Marion’un her köşe başında karşısına çıkan "eski sevgililerine" karşı büyük bir yabancılık çeker. İki gün boyunca Marion’un eksantrik ailesiyle baş etmeye çalışırken, bir yandan da sevgilisinin bilmediği yönlerini keşfeder. Şehirdeki her diyalog, her akşam yemeği ve her sokak yürüyüşü, çiftin arasındaki iletişimsizliği ve kültürel uçurumu daha da derinleştiren mizahi bir kaosa evrilir.
Filmin kalbinde, aynı zamanda yönetmenlik koltuğunda da oturan Julie Delpy yer alıyor. Delpy, canlandırdığı Marion karakteriyle nevrotik, entelektüel ve biraz da savunmacı Fransız kadın profilini muazzam bir doğallıkla sunuyor. Karşısında ise Jack rolüyle Adam Goldberg bulunuyor. Goldberg, bir Amerikalının Avrupa'daki şaşkınlığını, kıskançlık krizlerini ve hipokondriyak tavırlarını o kadar samimi yansıtıyor ki, izleyici Jack’in yaşadığı klostrofobik hisse ortak oluyor.
Yan rollerde ise Julie Delpy’nin gerçek hayattaki anne ve babası Albert Delpy ve Marie Pillet’yi görüyoruz. Bu durum, aile sahnelerindeki o samimi ve bazen rahatsız edici derecedeki gerçekçi atmosferin temelini oluşturuyor. Oyuncu kadrosu, bir "çift olma" durumunun getirdiği tüm absürtlüğü başarıyla sırtlanıyor.
Julie Delpy, bu filmle Woody Allen tarzı diyalog ağırlıklı sinemanın Avrupa şubesini açmış gibi görünüyor. Tempo, karakterlerin hızlı ve keskin diyaloglarıyla hiç düşmüyor. Film, Paris’i kartpostallardaki gibi değil; trafiği, kaba garsonları ve her köşede biten eski sevgilileriyle, yani yaşayan ve bazen sinir bozan bir organizma olarak resmediyor. Yönetmenlik dili, romantik bir komediden ziyade, bir ilişkinin otopsisini yapan acı-tatlı bir dramediye daha yakın duruyor.
İlişkilerdeki kültürel farklılıkları ve iletişim kazalarını izlemekten keyif alanlar için bu film tam bir hazine. Eğer ana akım, pembe gözlüklü romantik komedi filmlerinden sıkıldıysanız ve daha gerçekçi, hafif sinir bozucu ama bir o kadar da zeki bir anlatı arıyorsanız bu yapımı kaçırmamalısınız. Özellikle Avrupa sineması meraklıları ve şehir güzellemelerinden ziyade insan ilişkilerine odaklanan izleyiciler için ideal bir seçimdir.
Film, izleyiciye "ilişki nedir?" sorusunu sormaktan çekinmiyor. Birini gerçekten tanıyabilir miyiz yoksa sadece onun bize sunduğu kadarıyla mı yetiniriz? Paris'te 2 Gün, bu derin soruları kahkahalar arasına gizleyerek sunuyor. Seyahatlerin, çiftler üzerindeki birleştirici değil, aksine maskeleri düşürücü etkisini görmek için bile izlenmeye değer.
Kültürel Çatışma: Amerikalı pragmatizmi ile Fransız bohem yaşam tarzı arasındaki sürtüşme.
Geçmişin Gölgesi: Eski sevgililerin ve yaşanmışlıkların güncel ilişki üzerindeki etkisi.
İletişimsizlik: Aynı dili konuşsalar bile insanların birbirini anlamadaki yetersizliği.
Aile Dinamikleri: Büyünen evin ve ebeveynlerin, bir yetişkinin karakterindeki kalıcı izleri.
Eğer bu filmin havasını sevdiyseniz, yine Julie Delpy ve Ethan Hawke’ın başrollerini paylaştığı, bir ilişkinin evrelerini zamana yayan Before Sunrise serisine mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca entelektüel tartışmaların ve şehir ruhunun ön planda olduğu Woody Allen imzalı Annie Hall veya benzer bir yolculuk temasına sahip Vicky Cristina Barcelona filmleri, Paris'te 2 Gün izleyicisi için oldukça uygun film önerileri arasındadır.
Filmin senaryosu, yönetmenliği, kurgusu ve müzikleri tamamen Julie Delpy’ye aittir.
Filmde Marion'un ailesini canlandıran kişiler, Delpy'nin gerçek ebeveynleridir ve çekimler Delpy'nin çocukluğunun geçtiği mahallelerde yapılmıştır.
Yapım, 2012 yılında "2 Days in New York" adıyla bir devam filmine de kavuşmuştur.
Hayır, bu film serinin ilk filmidir. Ancak daha sonra karakterlerin hikâyesi New York'ta geçen bir devam filmiyle sürdürülmüştür.
Pek sayılmaz. Daha çok romantizm, komedi ve bir ilişkinin zorluklarını ele alan realist bir dramedi yapısındadır.
Film, Marion ve Jack arasındaki İngilizce diyaloglar ile Marion ve ailesi/çevresi arasındaki Fransızca diyaloglar arasında gidip gelmektedir; bu da kültürel kopukluğu vurgular.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...