

Touriste (Tuileries)

Francine (Faubourg Saint-Denis)

Le cow-boy (Place des Victoires)

Liz (Quartier des Enfants Rouges)

Axel (Tuileries)

Julie (Tuileries)

L'automobiliste (Montmartre)

Jeune Femme (Montmartre)

Fanny Forestier (Pigalle)

Zarka (segment "Quais de Seine")
Paris, Je T’aime, her biri Paris’in farklı bir bölgesinde (arrondissement) geçen 18 kısa filmden oluşuyor. Şehrin sokaklarını bir tuval olarak kullanan film; tesadüfi karşılaşmalardan trajik veda anlarına, absürt komedilerden masalsı aşklara kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Metro istasyonunda geçen gergin bir andan, Eyfel Kulesi’nin gölgesindeki sessiz bir aşka kadar her hikaye, Paris’in sadece bir şehir değil, yaşayan bir duygu olduğunu kanıtlıyor.
Film, izleyiciyi Paris’in turistik maskesinin ardına, arka sokaklardaki gerçek yaşamlara davet ediyor. Bir müslüman genç kız ile bir Fransız gencin bağından, yas tutan bir annenin hayalleriyle yüzleşmesine kadar her sekans, aşkın farklı dillerini konuşuyor. Bu romantik film, seyirciyi tek bir hikayeye hapsetmek yerine, şehrin her köşesinde atan farklı kalplerin ritmine ortak ederek büyüleyici bir yolculuk vaat ediyor.
Filmin kadrosu, adeta bir "şampiyonlar ligi" niteliği taşıyor. Natalie Portman, Elijah Wood, Juliette Binoche ve Willem Dafoe gibi dünya yıldızları, bu kısa hikayelerde devleşen performanslar sergiliyor. Özellikle Natalie Portman’ın kör bir gençle yaşadığı aşkı anlattığı bölüm, oyuncunun kariyerindeki en duygusal sahnelerden biri olarak kabul ediliyor.
Gérard Depardieu, Nick Nolte ve Maggie Gyllenhaal gibi usta isimler de projeye derinlik katan diğer önemli figürler. Her oyuncu, sadece birkaç dakikalık süreleri olmasına rağmen karakterlerinin tüm geçmişini ve duygusal yükünü izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Bu devasa oyuncu topluluğu, filmi sadece bir yıldızlar geçidi değil, bir oyunculuk atölyesi haline getiriyor.
Coen Kardeşler, Wes Craven, Gus Van Sant ve Alfonso Cuarón gibi birbirinden tamamen farklı tarzlara sahip yönetmenleri bir araya getiren yapım, sinematografik bir çeşitlilik şöleni sunuyor. Her yönetmen kendi imzasını Paris’in dokusuna işlerken, filmin bütünlüğü şaşırtıcı bir şekilde korunuyor. Bazı bölümler sizi kahkahalara boğarken, hemen ardından gelen bir diğeri kalbinizi sızlatabiliyor.
Yönetmenlik koltuğundaki bu çeşitlilik, filmin temposunu sürekli taze tutuyor. Şehrin mimarisi, ışığı ve ruhu her kısa filmde farklı bir teknikle (bazen siyah beyaz, bazen aşırı stilize) yansıtılıyor. Bu yapım, Paris’i merak edenler için bir rehber, Paris’e aşık olanlar içinse bir kutsama niteliğinde. Modern antoloji sinemasının en başarılı örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Farklı kültürlere ilgi duyan, kısa hikayelerin yoğun anlatım gücünü seven ve Paris’in o meşhur melankolisi ile romantizmine kapılmak isteyen herkes bu filmi izlemeli. Eğer sinemada deneysel yapılardan hoşlanıyor ve "bir şehre aşık olmak" ne demek keşfetmek istiyorsanız, Paris, Je T’aime sizin için doğru adres. Ayrıca dünya sinemasının usta yönetmenlerinin tarzlarını tek bir yapımda karşılaştırmak isteyen sinemasever izleyiciler için de bulunmaz bir fırsat.
Bu filmi izlemek için en büyük neden, aşkın sadece iki insan arasında değil, bir insan ile bir mekan arasında da kurulabileceğine şahitlik etmektir. Her biri ayrı bir cevher olan 18 kısa filmin birleşimi, izleyiciye tam bir duygusal katarsis yaşatıyor. Hayatın içinden, küçük ama sarsıcı anları yakalayan senaryosuyla, sıradan bir filmden çok daha fazlasını, bir hayat tecrübesini vaat ediyor.
Kültürel Çeşitlilik: Paris’in farklı milletlerden ve sınıflardan gelen insanların kesişme noktası olması.
Aşkın Bin Bir Hali: Platonik aşk, evlat sevgisi, kaybedilen aşklar ve ilk görüşte aşkın büyüsü.
Şehir Estetiği: Mekanın karakter üzerindeki etkisi ve Paris’in ruhu iyileştiren (ya da hapseden) yapısı.
Bu antoloji formatını ve şehir temalı anlatımı sevdiyseniz, aynı serinin devamı niteliğindeki New York, I Love You ve Rio, I Love You filmlerine mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca Paris atmosferini benzer bir romantizmle işleyen Before Sunset veya Woody Allen’ın Midnight in Paris (Paris'te Gece Yarısı) gibi en iyi romantik filmler listenizde bulunması gereken yapımlar, Paris, Je T’aime ile benzer bir sinematik tat bırakacaktır.
Filmin projesi aslında 20 kısa filmden oluşuyordu ancak kurgu aşamasında iki bölüm (Raphaël Nadjari ve Christoffer Boe’nin filmleri), hikayenin genel akışını bozduğu gerekçesiyle çıkarıldı. Coen Kardeşler'in bölümü olan "Tuileries", neredeyse hiç diyalog içermemesiyle projenin en dikkat çekici ve komik sekanslarından biri oldu. Film, 2006 Cannes Film Festivali'nin "Un Certain Regard" bölümünde prömiyerini yaparak büyük bir beğeni topladı.
Hayır, hikayeler bağımsızdır ancak filmin sonunda karakterlerin bir kısmının birbirini teğet geçtiği sahnelerle Paris’in kolektif ruhu vurgulanır.
Genellikle Natalie Portman’ın başrolünde olduğu "Faubourg Saint-Denis" ve Coen Kardeşler’in metroda geçen "Tuileries" bölümleri izleyiciler tarafından favori gösterilmektedir.
Aslında 22 yönetmen projeye katkıda bulundu ancak final kurgusunda 21 yönetmenin (bazı bölümleri ikili yönetmenler çekti) imzasını taşıyan 18 kısa film yer aldı.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...