

Ellis Moonsong

Hobie

Lee

Melinda Robicheaux

Susan

Laurel

Sy

Steve

Sally Oliver

Greg
Dört arkadaş bir restoranda yemek yerken, hayatın doğası üzerine derin bir sohbete dalarlar. İçlerinden biri ortaya bir hikaye taslağı atar: Melinda adında bir kadın, akşam yemeği verilen bir eve davetsiz misafir olarak gelir. Bu noktada iki oyun yazarı arkadaş, hikayeyi kendi bakış açılarıyla yorumlamaya karar verirler. Birisi Melinda’nın hikayesini sarsıcı bir trajedi olarak kurgularken, diğeri aynı başlangıç noktasından yola çıkarak eğlenceli ve absürt bir romantik komedi yaratır.
Film, bu iki farklı versiyonu paralel kurguyla izleyiciye sunar. Bir tarafta hayatı paramparça olmuş, depresif ve şanssız Melinda’nın dramını izlerken; diğer tarafta komşularının hayatına renk katan, karmaşık aşk üçgenlerinin içinde debelenen neşeli Melinda’yı görürüz. Radha Mitchell’in her iki dünyada da Melinda’yı canlandırdığı bu yapım, "Bakış açımız gerçeği ne kadar değiştirir?" sorusuna yanıt arayan zekice bir komedi-dram deneyimidir.
Radha Mitchell, iki farklı Melinda karakterine hayat vererek filmin tüm yükünü sırtlıyor. Oyuncu, trajik versiyondaki melankoliyi ve komik versiyondaki şaşkınlığı arasındaki geçişleri o kadar doğal yapıyor ki izleyiciyi her iki evrene de kolayca ikna ediyor.
Will Ferrell, Woody Allen filmlerinin o meşhur "nevrotik entelektüel" karakterini komedi kanadında başarıyla temsil ederken; Chiwetel Ejiofor, Chloë Sevigny, Amanda Peet ve Jonny Lee Miller gibi isimler, her iki hikaye örgüsünde de farklı rollerle karşımıza çıkıyorlar. Oyuncu kadrosunun bu esnekliği, filmin editoryal olarak ne kadar güçlü bir yapı üzerine kurulduğunu kanıtlıyor.
Woody Allen, bu filmde sinematografik bir deney yapıyor. Aynı karakterin, aynı olay başlangıcıyla nasıl iki farklı türün öznesi olabileceğini göstererek anlatı sanatının gücünü kanıtlıyor. Film, New York’un entelektüel çevrelerini, sanatsal kaygılarını ve bitmek bilmeyen ikili ilişkiler trafiğini yine o bildiğimiz caz müzikleri ve hızlı diyaloglar eşliğinde sunuyor. Kurgu, iki dünya arasındaki geçişlerde izleyicinin kafasını karıştırmadan, türlerin birbirini nasıl beslediğini gösteren başarılı bir dengeye sahip.
Sinemada anlatım tekniklerine meraklı olanlar, felsefi altyapısı olan ama ağırlaşmayan yapımları sevenler ve tabii ki Woody Allen tarzı diyalog odaklı filmlerden hoşlananlar bu yapımı kaçırmamalı. Eğer "Hayat bir trajedi midir yoksa komedi mi?" tartışmasına sinematografik bir cevap arıyorsanız, bu film izle seansı size çok şey katacaktır.
Aynı oyuncu kadrosunun iki farklı türde nasıl performans sergilediğini görmek ve bir hikayenin tonunun sadece birkaç küçük değişiklikle nasıl taban tabana zıt bir yöne kayabileceğine şahit olmak için izlenmeli. Will Ferrell’ın klasik tarzının dışındaki "Woody Allen karakteri" performansı da izlemek için başlı başına eğlenceli bir sebep.
Perspektif: Hayatın anlamının, ona hangi gözlükle baktığımıza bağlı olması.
Kader ve Rastlantı: Küçük olayların hayatın akışını nasıl büyük ölçüde değiştirdiği.
İlişkilerin Karmaşıklığı: Sadakat, aldatma ve aşkın hem komik hem de yıkıcı yanları.
Sanat ve Gerçeklik: Yazarların gerçeği kurgularken kullandığı yöntemlerin sorgulanması.
Bu filmin sunduğu ikili yapı ve "paralel olasılıklar" temasını sevdiyseniz, bir klasik olan Sliding Doors (Rastlantının Böylesi) veya yine Woody Allen’ın benzer temaları işlediği Midnight in Paris (Paris'te Gece Yarısı) ilginizi çekebilir. Ayrıca kurgusal derinliğiyle Adaptation (Tersyüz) da iyi bir alternatiftir.
Filmin çıkış noktası, Woody Allen'ın bir akşam yemeğinde gerçekten bu konuyu tartışmış olmasıdır. Radha Mitchell, her iki rolü de aynı gün içinde set değiştirerek oynamak zorunda kalmış, bu da oyuncu için büyük bir meydan okuma olmuştur. Film, Allen'ın Londra'da çekmeye başlamadan önceki son New York filmlerinden biri olma özelliğini taşır.
Hayır, filmde aynı Melinda karakterinin iki farklı yazar tarafından hayal edilen iki farklı hayat versiyonu var. Fiziksel olarak aynı kadın olsalar da kaderleri farklı çizilmiştir.
Film bu sorunun cevabını izleyiciye bırakır. Her iki Melinda da yemeği yiyen yazarların hayal gücüyle şekillendiği için aslında her ikisi de birer "olasılık"tır.
Hayır, Woody Allen bu filmde sadece yönetmen ve senarist koltuğunda oturuyor; ancak Will Ferrell'ın karakteri aracılığıyla kendi imzasını ve sesini izleyiciye hissettiriyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...