

Rıza

-

Ayla

-

-

-

-

-

Meryem

-
Rıza, hayallerinin peşinden koşarken ekonomik zorluklarla boğuşan, saf ve temiz yürekli bir adamdır. İstanbul’un varoşlarında yaşayan ve geçimini sağlamak için her türlü işe koşan Rıza, bir gün devasa bir alışveriş merkezinde Noel Baba kılığına girerek çalışma teklifi alır. Hayatında Noel’in ne olduğunu, Noel Baba’nın kime dendiğini bile tam olarak bilmeyen bir adam için bu yeni iş, hem komik hem de düşündürücü bir serüvenin başlangıcı olur.
Rıza, kostümünün içinde çocuklara hediyeler dağıtırken kendi hayatındaki eksikliklerle yüzleşir. Bir yanda pırıltılı alışveriş merkezinin sunduğu sahte ve zengin dünya, diğer yanda ise borçlar, ailevi sorumluluklar ve hayata tutunma çabası vardır. Film, Rıza’nın bu iki dünya arasında sıkışıp kalışını ve en imkansız anlarda bile "neşeli" kalabilme mücadelesini dokunaklı bir dille anlatır.
Yılmaz Erdoğan, Rıza karakterine hayat verirken kariyerinin en içten ve doğal performanslarından birini sergiliyor. Karakterin saflığını ve yaşadığı içsel çatışmayı seyirciye geçirmekteki başarısı, filmin duygusal yükünü sırtlıyor. Rıza’nın eşi rolünde izlediğimiz Büşra Pekin, kısıtlı imkanlara rağmen dik durmaya çalışan kadın figürünü büyük bir başarıyla canlandırıyor.
Kadrodaki diğer isimler olan Ersin Korkut ve Cezmi Baskın gibi oyuncular, hikayenin mizahi damarlarını beslerken aynı zamanda karakterlerin derinleşmesine katkı sağlıyorlar. BKM mutfağından çıkan bu oyuncu grubu, toplumsal sınıfların farklı yüzlerini temsil eden rollerinde oldukça inandırıcı bir kimya yakalıyorlar.
Yılmaz Erdoğan’ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönettiği Neşeli Hayat, Türkiye sinemasında az rastlanan bir alt türün; "hüzünlü komedi"nin en iyi örneklerinden biridir. Film, batılı bir imge olan Noel Baba figürünü, Anadolu insanının geçim derdiyle harmanlayarak ortaya kültürel bir çatışma çıkarır. Yönetmen, alışveriş merkezlerinin o steril ve soğuk yapısını, Rıza’nın yaşadığı mahallenin sıcak ama dertli atmosferiyle ustalıkla kıyaslar.
Filmin temposu, bir dramın ağırlığı ile bir durum komedisinin hafifliği arasında çok iyi dengelenmiştir. Sosyal statü farklarını göze sokmadan, sadece karakterlerin bakış açılarıyla veren Erdoğan, izleyiciyi hem güldürmeyi hem de derinden etkilemeyi başarıyor.
Toplumsal gerçekçi hikayelerden hoşlanan ve karakter derinliği arayan herkes bu yapımı mutlaka izlemelidir. Hayata dair umudunu tazelemek isteyenler için bu yerli film, moral verici bir deneyim sunacaktır. Aynı zamanda bir aile filmi kategorisinde değerlendirilebilecek olan yapım, hayatın zorluklarına rağmen bir arada kalabilmenin önemini anlamak isteyenler için idealdir.
Neşeli Hayat’ı izlemek, aslında modern dünyanın bize dayattığı "mutluluk" kavramına tersten bakmaktır. Bir insanın hiç bilmediği bir kültüre, sadece hayatta kalmak için eklemlenmeye çalışmasını izlemek hem hüzünlü hem de çok öğreticidir. Yılmaz Erdoğan’ın şiirsel diliyle bezenmiş diyaloglar ve Rıza’nın o çocuksu masumiyeti, filmi izlenmeye değer kılan başlıca unsurlardır.
Sınıf Farkı: Alışveriş merkezinin lüksü ile varoş mahallelerin yoksulluğu arasındaki keskin çizgi.
Yabancılaşma: Rıza’nın Noel Baba figürüne ve temsil ettiği dünyaya olan uzaklığı.
Aile Bağları: Zor zamanlarda ailenin tek sığınak olması ve fedakarlık.
Umut: En karanlık durumlarda bile bir neşe kırıntısı bulma çabası.
Eğer sınıfsal farkları ve insanın var olma çabasını anlatan bu tarz yapımları seviyorsanız, Çağan Irmak imzalı Babam ve Oğlum filminin duygusal yoğunluğu size hitap edebilir. Daha mizahi bir sosyopolitik eleştiri için ise yine bir Yılmaz Erdoğan klasiği olan Vizontele serisine veya Roberto Benigni’nin Hayat Güzeldir başyapıtına göz atabilirsiniz.
Film, Türkiye’de alışveriş merkezi kültürünün hızla yükseldiği bir dönemde çekilerek bu değişimi eleştirel bir gözle kayıt altına almıştır.
Yılmaz Erdoğan, Rıza karakteri için uzun süre gözlem yapmış ve karakterin saflığını korumak adına sade bir oyunculuk tarzı benimsemiştir.
Filmde kullanılan Noel Baba kostümleri ve dekorlar, bir Türk ailesinin bu kavrama bakışını en doğal haliyle yansıtmak üzere özel olarak tasarlanmıştır.
Karakter tam olarak gerçek bir kişi olmasa da Yılmaz Erdoğan, sokaktaki sıradan insanların ve geçim mücadelesi verenlerin ortak bir yansıması olarak Rıza’yı yaratmıştır.
Hayır, film bir "trajikomedi" olarak tanımlanabilir. Yer yer güldürse de temelinde derin bir dram ve toplumsal eleştiri yatar.
Çekimlerin büyük bir bölümü İstanbul’da, özellikle alışveriş merkezleri ve şehrin kenar mahallelerinde gerçekleştirildi.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...