
Komedi, Dram

Mutemet Ali Rıza

Kaynana

Naciye Öğün

Mustafa

Ergün

Müdür Necati

Genel Müdür

Remzi

Çaycı Hüseyin

Müteahhit
Ali Rıza Bey, bir devlet dairesinde mutemet olarak çalışan, dürüstlüğü ve ilkelerine bağlılığıyla tanınan, kendi halinde bir aile babasıdır. Her ay bankadan çektiği maaş paralarını kuruşu kuruşuna sayan ve harama el uzatmayan bu adam, içinde yaşadığı toplumun "köşeyi dönme" hırsıyla tam bir tezat oluşturur. Ancak bir gün, bankadan çektiği büyük miktardaki parayı soygunculara kaptırınca Ali Rıza Bey’in hayatı altüst olur.
Kimse onun parayı gerçekten çaldırdığına inanmaz; başta ailesi ve mesai arkadaşları olmak üzere herkes onun parayı "iç ettiğini" düşünür. Bir anda "namuslu" olduğu için hor görülen Ali Rıza, parayı çaldığı sanılınca büyük bir saygı ve itibar görmeye başlar. Komedi filmleri ile toplumsal yergiyi ustalıkla birleştiren yapım, 1980'li yılların Türkiye'sinde değişen ahlaki değerleri ve paranın insan ilişkileri üzerindeki yıkıcı etkisini tokat gibi bir dille beyazperdeye taşıyor.
Filmin başrolünde, karakter oyunculuğundan starlığa geçişinin en önemli duraklarından birini sergileyen Şener Şen yer alıyor. Şen, Ali Rıza Bey’in o saf, mahcup ve dürüst halinden; toplumun baskısıyla girdiği o yeni kimliğe geçişini muazzam bir yetenekle canlandırıyor. Onun performansı, filmi sadece güldüren bir yapım olmaktan çıkarıp derin bir drama filmi katmanına ulaştırıyor.
Ayşen Gruda, Ali Rıza’nın eşi rolünde, paraya ve statüye duyduğu özlemle toplumsal yozlaşmanın aile içindeki temsilcisi olarak harikalar yaratıyor. Erdal Özyağcılar ise çıkarcı ve kurnaz arkadaş tiplemesiyle hikâyenin hiciv yönünü güçlendiriyor. Kadrodaki usta isimlerin yarattığı sinerji, filmin her sahnesini Türk sineması için ikonik birer anıya dönüştürüyor.
Ertem Eğilmez’in yönetmen koltuğunda oturduğu Namuslu, Başar Sabuncu’nun zekice yazılmış senaryosuyla Türk sinemasının en güçlü kara mizah örneklerinden biridir. Film, bireyin toplum tarafından nasıl şekillendirildiğini ve "dürüstlüğün" bir kusur olarak görülmeye başlandığı o tehlikeli eşiği anlatır. 80'li yılların serbest piyasa ekonomisine geçiş sürecindeki toplumsal sancıları, absürt bir dille ama son derece gerçekçi bir zeminde işler. Teknik kalitesinin ötesinde, sosyolojik gözlemleriyle hala güncelliğini koruyan bir başyapıttır.
Toplumsal değişimleri mizah yoluyla anlamayı seven, "dürüstlük" kavramı üzerine düşünmek isteyen ve Şener Şen’in oyunculuk dehasına tanıklık etmek isteyen herkes bu filmi izlemelidir. Özellikle klasik filmler meraklıları için bu yapım, Yeşilçam'ın o sıcak ama bir o kadar da iğneleyici dilini anlamak adına eşsizdir. Aile içi dinamikleri ve iş hayatındaki etik ikilemleri merak eden izleyiciler bu popüler filmler örneğinde kendinden çok şey bulacaktır.
Bu film, size kahkahalar attırırken aynı zamanda içinizi sızlatacak bir gerçeği fısıldar: Toplumun alkışladığı her zaman "doğru" olan mıdır? Ali Rıza Bey’in dönüşümü, aslında hepimizin içindeki o "düzenle uyum sağlama" dürtüsünü sorgulatır. Türk sinemasının en iyi senaryolarından birine sahip olması ve karakterlerin derinliği, Namuslu'yu sadece bir eğlence aracı değil, bir zaman makinesi ve toplumsal bir ayna haline getirir.
Toplumsal Yozlaşma: Dürüstlüğün enayilik, hırsızlığın ise beceri olarak görülmesi.
Para ve İtibar: Maddi gücün, insanın sosyal statüsünü ve gördüğü saygıyı nasıl belirlediği.
Birey ve Mahalle Baskısı: Çevrenin, bireyi kendi ahlaki kalıplarına zorlaması.
İkiyüzlülük: İnsanların çıkarı olduğunda suçluyu nasıl baş tacı edebileceği.
Eğer Namuslu’nun o keskin toplumsal eleştirisini ve mizahını sevdiyseniz, yine Şener Şen’in başrolünde olduğu ve benzer temaları işleyen Züğürt Ağa veya Milyarder filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca bürokrasi ve birey çatışmasını anlatan Değirmen de bu türdeki başarılı nostaljik filmler arasında yer almaktadır.
Film, Şener Şen'in o güne kadar oynadığı "yan rol" ve "kurnaz adam" tiplemelerinden sıyrılıp, başrol oyuncusu olarak rüştünü ispatladığı ilk filmdir.
Çekimler sırasında Şener Şen'in performansı o kadar etkileyici bulunmuştur ki, yönetmen Ertem Eğilmez bazı sahneleri oyuncunun doğaçlamasına bırakmıştır.
Film, vizyona girdiği dönemde büyük tartışmalar yaratmış ve toplumsal bir tartışmanın fitilini ateşlemiştir.
Hayır, Ali Rıza Bey parayı gerçekten soygunculara kaptırıyor ancak kimseyi buna inandıramadığı için toplumun beklentisine göre davranmaya karar veriyor.
Filmin sonu, sistemin dürüst insanı nasıl dışladığını ve ancak sisteme uyum sağlayanların (veya öyle görünenlerin) hayatta kalabildiğini gösteren acı bir ironiyle biter.
Şener Şen, bu filmdeki performansıyla doğrudan büyük bir ödül almasa da, bu rol onun sinema kariyerindeki "büyük oyuncu" dönemini başlatan en kritik dönüm noktası kabul edilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...