
Komedi, Dram

İbrahim

Sevda

Parti Başkanı

Jacques

Semiha

Haldun

Sanayi Odası Başkanı

İş Adamları Birliği Başkanı

Taraftar

Mahalleli
Çıplak Vatandaş, 1980’li yılların Türkiye’sinde ekonomik darboğazın gölgesinde yaşayan orta sınıfın trajikomik hikayesini anlatır. Filmin başkahramanı İbrahim, geniş ailesini geçindirmek için ek işler yapan, dürüst ve onurlu bir devlet memurudur. Artan hayat pahalılığı, bitmek bilmeyen zamlar ve geçim derdi karşısında çaresiz kalan İbrahim, bir gün cinnet getirerek üzerindeki her şeyi çıkarır ve sokaklarda koşmaya başlar.
Bu protesto eylemi, medya ve toplum nezdinde beklenmedik bir yankı bulur. İbrahim'in bu çaresiz çığlığı, reklamcılar ve fırsatçılar tarafından bir "pazarlama ürününe" dönüştürülmeye çalışılırken, film sistemin bireyi nasıl köşeye sıkıştırdığını sert bir mizahla eleştirir. Şener Şen’in muazzam oyunuyla hayat bulan karakter, aslında dönemin sessiz yığınlarının sesi haline gelir.
Filmin yükünü sırtlayan usta oyuncu Şener Şen, İbrahim karakteriyle sinema tarihimizin en unutulmaz performanslarından birine imza atıyor. Şen, karakterin içsel çöküşünü ve sonrasındaki absürt popülerliğini hem hüzünlü hem de kahkaha dolu bir dengede tutmayı başarıyor. Onun canlandırdığı "ezilen adam" portresi, karikatürize edilmeden, tüm gerçekliğiyle izleyiciye geçiyor.
Nilgün Özhan, İbrahim'in eşi rolünde ailenin ayakta kalma mücadelesini başarıyla yansıtıyor. Kadroda yer alan yan karakterler ise dönemin tipik profilini; fırsatçı medya patronlarını, şaşkın komşuları ve bürokratik engelleri temsil ederek hikayenin toplumsal eleştiri dozunu artırıyorlar. Her bir oyuncu, 80’lerin o karmaşık sosyal yapısının bir parçasını başarıyla temsil ediyor.
Başar Sabuncu’nun yönetmen koltuğunda oturduğu Çıplak Vatandaş, Türk sinemasının en nitelikli kara komedi örneklerinden biridir. Film, sadece bir adamın delirme hikayesi değil, aynı zamanda liberal ekonomiye geçiş sürecindeki bir toplumun ahlaki ve ekonomik sınavıdır. Yönetmen, tüketim toplumuna dönüşme evresindeki Türkiye’yi, reklam dünyasının yüzeyselliği ve memur sınıfının yoksulluğu üzerinden ustalıkla çarpıştırır. Tempoyu düşürmeyen kurgusu ve bugün bile güncelliğini koruyan replikleriyle eskimeyen bir başyapıttır.
Sadece bir film değil, aynı zamanda bir dönem belgesi izlemek isteyen herkes bu yapımı mutlaka görmeli. Toplumsal yergi ve mizahın iç içe geçtiği yapımlardan hoşlananlar için bu yerli film biçilmiş kaftandır. Özellikle ekonomik sistemin birey üzerindeki etkilerini merak eden sosyoloji meraklıları ve Şener Şen’in oyunculuk dehasına tanıklık etmek isteyen sinemaseverler listesinin başına almalıdır.
Bu film, üzerinden on yıllar geçmesine rağmen zamansızlığını koruyan nadir yapımlardan biridir. Bir insanın onuru için neleri göze alabileceğini ve sistemin bu çığlığı bile nasıl ticarileştirebileceğini görmek sarsıcı bir deneyim sunar. Absürt olay örgüsünün arkasında yatan derin hüzün, izleyiciyi hem güldürürken hem de derin derin düşündürmeyi başarır. Sinemamızda politik eleştirinin nasıl sanatsal bir dille yapılabileceğinin en somut örneğidir.
Geçim Sıkıntısı: Memur sınıfının enflasyon ve hayat pahalılığı karşısındaki çaresizliği.
Medya Eleştirisi: Bireyin acısının ve protestosunun reyting uğruna nasıl metalaştırıldığı.
Bireysel Başkaldırı: Sisteme uyum sağlayamayan insanın en saf ve çıplak haliyle isyanı.
Tüketim Toplumu: Reklamların ve gösteriş dünyasının gerçek insan dertlerinin önüne geçmesi.
Toplumsal sorunları mizahi bir dille ele alan bu kült filmler de ilginizi çekebilir:
Zübük: Siyaset ve toplum arasındaki çarpık ilişkiyi Kemal Sunal'ın eşsiz yorumuyla anlatan bir diğer Başar Sabuncu senaryosu.
Namuslu: Şener Şen’in yine dürüst bir memuru canlandırdığı, yozlaşmış sisteme karşı verilen onur mücadelesini konu alan önemli bir yapım.
Milyarder: Küçük bir kasabada piyangonun vurduğu bir adam üzerinden değişen insan ilişkilerini işleyen bir dram-komedi.
Çıplak Vatandaş, Şener Şen’in başrol oyuncusu olarak rüştünü ispatladığı ilk dönem filmlerinden biridir. Filmde kullanılan gazete manşetleri ve reklam sahneleri, 1985 yılı Türkiye’sinin gerçek gazete kupürlerinden ve televizyon kültüründen esinlenilerek hazırlanmıştır. Sokakta çıplak koşma sahneleri, o dönem için hem cesur bir sinematografik tercih hem de çok konuşulan bir toplumsal olay olarak kayıtlara geçmiştir.
Hayır, film Başar Sabuncu tarafından kaleme alınmış özgün bir senaryoya sahiptir ve doğrudan 80'li yılların Türkiye koşullarını temel alır.
İbrahim'in ikonikleşen koşu sahneleri İstanbul'un kalbi sayılan Beyoğlu, İstiklal Caddesi ve çevresindeki kalabalık noktalarda gerçek mekanlarda çekilmiştir.
Film, ekonomik baskı altındaki bireyin "delirme" noktasının aslında toplumsal bir uyanış veya en azından acı bir teşhis olduğunu; ancak sistemin bu aykırılığı bile hemen yutup paraya çevirdiğini vurgular.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...