

Juan Núñez

Benjamín Wilson

Dr. Núñez

Bosco Huerta

Sherezada Ríos

Silvia Núñez

Mrs. Núñez

Frank Graves
Igor Núñez
Jimena
1985 yılının Noel arifesinde, Meksika Ulusal Antropoloji Müzesi tarihin en sarsıcı olaylarından birine sahne olur. Veterinerlik fakültesi öğrencisi Juan ve yakın dostu Benjamin, müzenin yetersiz güvenlik önlemlerinden faydalanarak paha biçilemez 140 parçalık Maya ve Aztek eserini çalmayı başarır. Ancak bu iki amatör hırsızın planı, sadece eserleri ele geçirmekten ibarettir; sonrasında ne yapacaklarına dair hiçbir fikirleri yoktur.
Eserleri çaldıktan sonra ulusal kahraman olmaya hazırlanan ikili, kısa sürede tüm ülkenin nefretini kazanan vatan hainlerine dönüştüklerini fark ederler. Tarihi eserleri elden çıkarmak için Meksika’nın turistik merkezlerinden yer altı dünyasına uzanan bir yolculuğa çıkarlar. Film, bir soygun hikâyesinin ötesinde, geçmişe sahip çıkma arzusu ile modern dünyanın maddiyatçılığı arasında sıkışan gençlerin kimlik arayışını işliyor.
Gael García Bernal, Juan rolünde her zamanki karizması ve derinliğiyle karşımıza çıkıyor. Karakterin içindeki o huzursuz, hayalperest ve ailesine kendini kanıtlama çabasındaki genç adamı muazzam bir şekilde yansıtıyor. Benjamin rolündeki Leonardo Ortizgris ise, olayların vahametini ancak iş işten geçince anlayan, sadık ama korku dolu dost tiplemesiyle Bernal’e harika bir eşlikçi oluyor.
Kadronun bir diğer dikkat çeken ismi ise efsanevi oyuncu Alfredo Castro. Filmin editoryal gücünü artıran bu performanslar, karakterlerin sadece birer hırsız değil, sistemin içinde kaybolmuş bireyler olduğunu hissettiriyor. Oyuncuların arasındaki kimya, filmin yer yer absürtleşen tonunu gerçekçi bir zeminde tutmayı başarıyor.
Yönetmen Alonso Ruizpalacios, bu biyografi tabanlı hikâyeyi anlatırken dinamik bir görsel dil kullanıyor. Film, bir suç dramasından çok, Meksika’nın kültürel mirasına ve sömürgecilik sonrası kimliğine dair felsefi bir sorgulama sunuyor. 1985 yılındaki büyük depremin yarattığı kaosu da arka plana alan yapım, atmosfer yaratmadaki başarısıyla Berlin Film Festivali’nden "En İyi Senaryo" ödülüyle dönmüştü.
Tarihi olaylardan esinlenen suç filmleri ve soygun temalı yapımlardan hoşlananlar için Müze oldukça tatmin edici bir seçimdir. Meksika sinemasının estetik ve politik anlatımına ilgi duyan, karakter odaklı derinlikli hikâyeleri seven izleyiciler bu yapımı mutlaka izlemeli.
Bu film, sadece bir müze soygununu anlatmıyor; nesnelerin değeri, tarihin kime ait olduğu ve aile bağlarının kopuşu üzerine çok katmanlı bir metin sunuyor. Gerçek bir hikâyeye dayanması, filmin absürt anlarını daha da sarsıcı kılıyor. Sürükleyici kurgusu ve Gael García Bernal’in üst düzey oyunculuğu için izlenmeye değer.
Miras ve Aidiyet: Tarihi eserlerin sadece nesne mi yoksa bir ulusun ruhu mu olduğu sorusu.
Baba ve Oğul Çatışması: Juan’ın babasının otoritesine karşı kendini ispatlama çabası.
Masumiyetin Kaybı: Küçük bir oyunun, kontrol edilemez bir yıkıma dönüşmesi.
Kültürel Kimlik: Modern Meksika’nın kendi antik kökleriyle kurduğu tuhaf ilişki.
Soygunun ardından yaşanan psikolojik süreçleri ve suç dünyasındaki amatörleri seviyorsanız, Amores Perros veya suç türündeki bir diğer başarılı Meksika yapımı olan I'm No Longer Here ilginizi çekebilir. Ayrıca macera filmleri ve dramayı harmanlayan American Animals da benzer bir "gerçek soygun" atmosferi sunmaktadır.
Film, Meksika tarihinde gerçekten yaşanmış olan "Yüzyılın Soygunu" olarak bilinen vakadan esinlenmiştir. Gerçek olayda çalınan eserler arasında efsanevi Kral Pakal'ın yeşim taşı maskesi de bulunuyordu. Çekimlerin bir kısmı, olayın orijinal mekanı olan Mexico City'deki Ulusal Antropoloji Müzesi'nde gerçekleştirilmiştir, bu da filme benzersiz bir otantiklik kazandırmıştır.
Film gerçek bir soyguna dayansa da, yönetmen karakterlerin motivasyonlarını ve yolculuklarını anlatırken sanatsal özgürlüğünü kullanmış ve bazı kurgusal detaylar eklemiştir.
Film bu konuda spoiler vermeden ilerlese de, gerçek hayatta çalınan eserlerin çoğu yıllar sonra ele geçirilmiş ve bu olay Meksika müze güvenlik sistemlerinde devrim yaratmıştır.
Deprem, Meksika toplumunda bir kaos ve belirsizlik dönemi yaratmıştır; soygunun bu dönemde gerçekleşmesi, toplumsal yaraların üzerine eklenen kültürel bir yıkımı simgeler.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...