
Bilim-Kurgu, Aksiyon, Gerilim

Chris Raven

Judge Maddox

Jacqueline 'Jaq' Diallo

Nicole Raven (née Martin)

Robert 'Rob' Nelson

Britt Raven

Patrick Burke

Holt Charles

Ray Vale
Dan Vogel
2029 yılının Los Angeles’ında suç oranları kontrol edilemez bir noktaya ulaşmış, adalet sistemi ise radikal bir değişimden geçmiştir. Şehirde artık "Mercy Court" (Merhamet Mahkemesi) adı verilen, kararları tamamen gelişmiş bir yapay zekânın verdiği yeni bir yargılama biçimi uygulanmaktadır. Dedektif Chris Raven, karısını öldürmekle suçlanınca, bir zamanlar hararetle savunduğu bu mekanize sistemin tam ortasında bulur kendini. Ancak bir sorun vardır: Raven, cinayet gecesine dair hiçbir şey hatırlamamaktadır.
Raven, "Mercy Koltuğu"na bağlı bir halde uyandığında, karşısında buz gibi bir ciddiyetle duran yapay zekâ Yargıç Maddox’u bulur. Sistemin kuralları acımasızdır; Raven’ın masumiyetini kanıtlaması ve yapay zekânın "suçluluk eşiğini" düşürmesi için sadece 90 dakikası vardır. Eğer bu süre zarfında yeterli dijital kanıtı sunamazsa, koltuğunda infaz edilecektir. Raven, akıllı telefon kayıtlarından mobese görüntülerine, hatta komşusunun kuş gözlem kamerasına kadar her türlü dijital veriyi tarayarak kendi hayatı için bir polisiye bulmacayı çözmek zorundadır.
Filmin başrolünde, Marvel ve Jurassic World serilerinden tanıdığımız Chris Pratt yer alıyor. Pratt, bu filmde alışık olduğumuz esprili tonundan sıyrılarak, köşeye sıkışmış, yaslı ve kafası karışık dedektif Chris Raven karakterine hayat veriyor. Karşısında ise son yılların yükselen yıldızı Rebecca Ferguson bulunuyor. Ferguson, duygulardan arındırılmış ama ürkütücü derecede otoriter yapay zekâ Yargıç Maddox’u dijital bir projeksiyon olarak canlandırıyor.
Kadrodaki diğer isimler de oldukça dikkat çekici. Annabelle Wallis, Raven’ın hayatını kaybeden eşi Nicole rolünde geçmişe dönüş sahneleriyle hikâyeye duygusal bir derinlik katarken; Kali Reis, Raven’ın ortağı Jacqueline olarak aksiyonun merkezinde yer alıyor. Ayrıca Chris Sullivan ve Kylie Rogers gibi isimler, Raven’ın dış dünyayla kurduğu kısıtlı ama hayati bağlantıları temsil eden karakterlere hayat veriyorlar.
"Wanted" ve "Hardcore Henry" gibi filmlerle tanınan vizyoner yönetmen Timur Bekmambetov, Mercy ile yine deneysel bir anlatım dilini tercih ediyor. Film, büyük ölçüde ekranlar, güvenlik kameraları ve dijital arayüzler üzerinden ilerleyen "screenlife" tekniğini yüksek bütçeli bir aksiyon-gerilimle birleştiriyor. 90 dakikalık gerçek zamanlı kurgu, izleyicide sürekli bir baskı ve klostrofobi hissi yaratmayı başarıyor. Bekmambetov, yapay zekânın hayatımızın ne kadar içine sızdığını ve kişisel verilerimizin nasıl birer silaha dönüşebileceğini sorgularken, türün sınırlarını zorlayan bir aksiyon performansı sergiliyor.
Hukuk, teknoloji ve etik kavramlarının çarpıştığı distopik hikâyelerden hoşlananlar için bu film biçilmiş kaftan. Özellikle "Minority Report" veya "Black Mirror" tarzı, teknolojinin karanlık yüzüne odaklanan yapımları seven izleyiciler bu bilim kurgu geriliminden büyük keyif alacaktır. Ayrıca, Chris Pratt’i daha önce hiç görmediğimiz kadar ciddi ve baskı altında izlemek isteyen hayranları ile yüksek tempolu, zamana karşı yarış temalı gerilim filmi arayanlar bu yapımı mutlaka değerlendirmeli.
Filmi benzerlerinden ayıran en çarpıcı yön, adaletin sadece veriler ve algoritmalar üzerinden aranmasını odağına almasıdır. İnsani duyguların ve şüphenin yerini alan soğuk istatistiklerin, bir insanın hayatı üzerindeki mutlak gücünü izlemek hem düşündürücü hem de sinir bozucu bir deneyim sunuyor. Bekmambetov’un dijital dünyayı görsel bir şölene dönüştürme yeteneği ve 3D teknolojisini derinlik katmak için kullanması, Mercy’yi sadece bir hikâye değil, teknik bir deneyim haline getiriyor.
Yapay Zekâ ve Etik: Makinelerin bir insanın kaderi hakkında karar verme yetkisi.
Dijital Gözetim: Kişisel verilerin ve mahremiyetin tamamen ortadan kalktığı bir gelecek.
Adalet ve İntikam: Sistemin kusurlarının, onu yaratanları nasıl vurduğu.
Hafıza ve Gerçeklik: İnsanın kendi zihnine mi yoksa dijital kayıtlara mı güvenmesi gerektiği.
Eğer Mercy’deki teknolojik takip ve masumiyet kanıtlama çabası ilginizi çektiyse, yine bir ekran üzerinden anlatılan gerilim olan Searching (Kayıp Aranıyor) filmini mutlaka izlemelisiniz. Benzer bir distopik adalet sistemini konu alan Dredd veya suçların işlenmeden önce tahmin edildiği Minority Report (Azınlık Raporu), Mercy ile paralel evrenlerde geçen, benzer atmosferlere sahip bilim kurgu başyapıtlarıdır.
Film, 23 Ocak 2026 tarihinde vizyona girmiş olup, çekimleri büyük oranda kapalı setlerde ve yeşil ekran teknolojisiyle gerçekleştirilmiştir.
Yönetmen Timur Bekmambetov, filmdeki yapay zekâ arayüzlerini tasarlarken gerçek dünyadaki güncel AI modellerinden esinlenmiştir.
Chris Pratt, filmdeki 90 dakikalık "koltuk" sahneleri için fiziksel olarak kısıtlı bir alanda oyunculuk yapmanın kariyerindeki en zorlayıcı deneyimlerden biri olduğunu belirtmiştir.
Filmdeki bazı sahneler, izleyiciye karakterin dijital verilerini eş zamanlı takip etme imkânı veren interaktif bir kurgu diliyle hazırlanmıştır.
Film yaklaşık 1 saat 40 dakika (100 dakika) sürmektedir ve hikâyenin büyük bir kısmı karakterin 90 dakikalık yargılama süreciyle gerçek zamanlı olarak ilerler.
Chris Pratt, karısını öldürmekle suçlanan ve yapay zekâ mahkemesinde masumiyetini kanıtlamaya çalışan eski bir LAPD dedektifi olan Chris Raven'ı canlandırıyor.
Filmin prodüksiyonu büyük ölçüde Los Angeles'ta gerçekleştirilmiş, ancak dijital dünyayı ve fütüristik atmosferi yaratmak için yoğun görsel efekt teknikleri kullanılmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...