
Bir film yönetmeni olan Malcolm (John David Washington) ve kız arkadaşı Marie (Zendaya), Malcolm’un yeni filminin büyük ses getiren galasından eve dönerler. Gece boyunca, filmin başarısını kutlamaları beklenirken; Malcolm’un teşekkür konuşmasında Marie’den bahsetmeyi unutması, fitili ateşleyen kıvılcım olur.
Gecenin geri kalanı, ikilinin birbirlerine karşı biriktirdikleri tüm öfkeyi, sevgiyi, güvensizliği ve sanata dair görüşlerini kustukları devasa bir tartışmaya dönüşür. Malcolm & Marie, bir ilişkinin röntgenini çekerken; sadakat, narsisizm ve bir sanatçının ilham kaynağını (partnerini) ne kadar sömürebileceği üzerine sarsıcı bir sorgulama sunar.
Film, tüm yükü omuzlarında taşıyan iki dev ismin performansına dayanıyor:
Zendaya: Marie rolünde, kariyerinin en olgun ve çarpıcı performanslarından birini sergiliyor. Sadece bakışlarıyla ve sessizliğiyle bile karakterinin kırgınlığını ve zekasını izleyiciye geçiriyor. Bu rolüyle birçok prestijli ödüle aday gösterildi.
John David Washington: Malcolm rolünde, patlamaya hazır, hırslı ve yer yer narsist bir sanatçıyı canlandırıyor. Onun enerjik ve saldırgan tavrı, Marie’nin soğukkanlı ama keskin duruşuyla muazzam bir zıtlık oluşturuyor.
Film, 35mm siyah-beyaz filmle çekilmiştir. Bu tercih, hikâyeye zamansız bir hava katarken, karakterlerin yüzündeki her bir mimik ve duygu geçişini daha dramatik hale getirir. Tek bir modern evin içinde geçmesine rağmen, kamera açıları ve ışık kullanımı sayesinde film asla klostrofobik hissettirmez; aksine her oda, tartışmanın farklı bir aşamasını temsil eden bir sahneye dönüşür.
Malcolm & Marie, izlemesi kolay bir film değildir. Diyaloglar oldukça uzun, keskin ve bazen yorucudur. Ancak gerçek bir ilişkinin içindeki o "haklı çıkma savaşı"nı ve sevginin nefrete ne kadar yakın olduğunu görmek isteyenler için editoryal bir başyapıttır. Sam Levinson, Hollywood eleştirilerini de senaryoya yedirerek, sinema dünyasının içine dair iğneleyici yorumlarda bulunur.
Oyunculuk Şöleni: Zendaya ve John David Washington’ın karşılıklı düellosunu izlemek, oyunculuk dersi niteliğindedir.
İlişki Analizi: "Aşk her şeyi affeder mi?" sorusuna oldukça sert bir cevap arar.
Görsel Estetik: Siyah-beyaz sinemanın modern dünyadaki en şık örneklerinden biridir.
Narsisizm ve Takdir: Bir ilişkide görülme ve değer görme arzusu.
Sanat ve Etik: Bir sanatçının, partnerinin travmalarını bir "eser" yaratmak için kullanma hakkı var mıdır?
İletişim Kazaları: Söylenemeyenlerin, söylendiği andaki yıkıcı gücü.
Eğer bu tarz tek mekanda geçen ve yoğun diyalog içeren dramları seviyorsanız, Marriage Story (Bir Evlilik Hikâyesi) veya Mike Nichols klasiği olan Who's Afraid of Virginia Woolf? (Kim Korkar Hain Kurttan?) filmlerine mutlaka göz atmalısınız.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...