
Macera, Komedi, Fantastik

Phillipe Gaston

Captain Etienne Navarre

Isabeau d'Anjou

Cezar

Bishop of Aquila

Father Imperius

Marquet

Fornac

Jehan

Insane Prisoner
Ladyhawke, Orta Çağ’ın puslu ve efsunlu atmosferinde, kıskanç bir piskoposun gazabına uğrayan Kaptan Etienne Navarre ve güzeller güzeli Isabeau d’Anjou’nun trajik öyküsünü anlatıyor. Piskopos, Isabeau’ya olan karşılıksız aşkı nedeniyle çiftin üzerine korkunç bir büyü salmıştır: Isabeau gündüzleri bir şahine dönüşürken, Navarre geceleri bir kurda dönüşmektedir. Bu lanet yüzünden sevgililer, sonsuza dek bir arada olmalarına rağmen birbirlerini asla insan formunda görememektedirler.
Hikaye, piskoposun zindanından kaçmayı başaran "Fare" lakaplı küçük hırsız Philippe Gaston’un, bu gizemli şövalye ve onun sadık şahiniyle karşılaşmasıyla hız kazanır. Navarre, piskopostan intikam almak ve bu kadim büyüyü bozmak için Philippe’in yardımına ihtiyaç duyar. Philippe, bir yandan hayatta kalmaya çalışırken diğer yandan bu hüzünlü aşkın imkansızlığına tanık olur. Film, "gece olmayan gündüz ve gündüz olmayan gece" arasındaki o ince çizgide, imkansızı başarmaya çalışan üç kişinin destansı yolculuğunu konu alıyor.
Filmin başrollerinde dönemin dev isimleri yer alıyor. Kaptan Navarre rolünde Rutger Hauer, sert duruşu ve kederli bakışlarıyla karizmatik bir kahraman portresi çizerken; Isabeau rolündeki Michelle Pfeiffer, sinema tarihindeki en duru ve etkileyici güzelliklerden birini sergiliyor. Pfeiffer’ın sahneleri, karakterin zarafetini ve hüznünü mükemmel bir şekilde yansıtıyor.
Filmin asıl sürprizi ve hikaye anlatıcısı ise, Philippe Gaston rolündeki Matthew Broderick’tir. Broderick, karakterin mizahi yönünü ve saflığını kullanarak filmin karanlık atmosferine neşe ve dinamizm katıyor. Ayrıca kötü kalpli Piskopos rolünde John Wood ve bilge keşiş Imperius rolünde Leo McKern, hikayenin mitolojik derinliğini başarıyla dolduruyorlar.
Yönetmen Richard Donner, Ladyhawke ile geleneksel şövalye hikayelerini fantastik unsurlarla harmanlayarak zamansız bir masal yaratmıştır. Filmin en dikkat çekici özelliklerinden biri, İtalya’nın gerçek kalelerinde ve doğal platolarında çekilmiş olmasıdır; bu da yapıma eşsiz bir otantiklik katar. 1986 yılında "En İyi Ses" ve "En İyi Ses Efekti" dallarında Oscar adaylığı kazanan film, özellikle 80’lerin ruhunu taşıyan progresif rock tınılı müzikleriyle (Andrew Powell ve Alan Parsons Project) döneminde büyük ses getirmiştir. Görsel olarak büyüleyici olan yapım, aşkın ve inancın her türlü karanlığı yenebileceğine dair lirik bir anlatı sunar.
Orta Çağ atmosferinden, mistik efsanelerden ve imkansız aşk hikayelerinden hoşlanan her izleyici bu filme bayılacaktır. Fantastik macera türünün en zarif örneklerinden biri olduğu için bu türün meraklıları için bir klasiktir. Aynı zamanda, masalsı anlatımları ve güçlü karakter gelişimlerini seven romantik dram tutkunları için de oldukça tatmin edicidir. Eğer 80’lerin o kendine has estetiğini ve epik anlatım dilini özlediyseniz, Ladyhawke size aradığınız nostaljiyi sunacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük neden, sinema tarihinde nadir rastlanan türden özgün bir lanet kurgusuna sahip olmasıdır. "Gece ve gündüz gibi ayrı ama her an yan yana" olma trajedisi, izleyici üzerinde derin bir duygusal etki bırakır. Michelle Pfeiffer ve Rutger Hauer’in uyumu, diyalogsuz sahnelerde bile aralarındaki bağı hissettirecek kadar güçlüdür. Ayrıca filmin büyüleyici sinematografisi, İtalya’nın dağlık bölgelerini ve sisli ormanlarını bir tablo estetiğinde ekrana taşıyarak görsel bir huzur vaat eder.
İmkansız Aşk: Kavuşmanın önündeki metafizik engeller ve sadakat.
İntikam ve Affetme: Geçmişin yüklerinden kurtulma mücadelesi.
İnanç ve Mucize: İnsan iradesinin büyüyü ve kaderi bozma gücü.
Işık ve Karanlık: Karakterlerin form değiştirmesi üzerinden işlenen dualite (ikilik) teması.
Eğer bu filmin yarattığı fantastik ve epik atmosferi sevdiyseniz, bir diğer 80’ler klasiği olan Prenses Gelin (The Princess Bride) veya Ridley Scott imzalı Efsane (Legend) filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Benzer bir mistik yolculuk ve kahramanlık hikayesi sunan Willow da harika bir alternatif olabilir. Daha hüzünlü ve yetişkinlere yönelik bir animasyon masalı ararsanız Son Tekboynuz (The Last Unicorn) tematik olarak benzerlik taşır.
Filmin çekimleri sırasında Michelle Pfeiffer ve Rutger Hauer’in sahneleri, karakterlerin laneti gereği çoğunlukla ayrı ayrı çekilmiştir; bu da oyuncuların sette birbirlerini çok az görmelerine neden olmuştur.
Filmin müzikleri, klasik Orta Çağ atmosferinden farklı olarak 80’lerin modern elektronik ve rock tınılarını taşıdığı için döneminde eleştirmenleri ikiye bölmüştür.
Çekimler, İtalya’nın Abruzzo bölgesindeki gerçek kalelerde (özellikle Rocca Calascio) gerçekleştirilmiştir.
Filmde Navarre’ın kullandığı kılıç, gerçek bir ustalık eseri olarak özel olarak tasarlanmış ve Rutger Hauer bu ağır silahı kullanmak için özel eğitim almıştır.
Film, gökyüzünde gerçekleşen nadir bir doğa olayı sayesinde Navarre ve Isabeau’nun aynı anda insan formuna dönüştüğü ve lanetin bozulduğu görkemli bir finalle, mutlu sonla biter.
Hayır, film Edward Khmara tarafından yazılan orijinal bir hikayeye dayanmaktadır; ancak yapısı gereği Avrupa’nın kadim masallarını ve folklorik ögelerini andırır.
Evet, filmde eğitimli gerçek hayvanlar kullanılmıştır. Michelle Pfeiffer’ın omzunda duran şahin ve Rutger Hauer ile sahneleri olan kurtlar, film için titizlikle eğitilmiş gerçek canlılardır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...